Fenerbahçe bonservis bedeli ödeyerek aldığı Emre Belözoğlu'nu gözden çıkardı ve milli oyuncu Atletico Madrid ile anlaştı. Sarı-lacivertli takım açısından Emre'nin gidişi bir eksiklik yaratır mı?
Tipik bir Emre gidişi... Galatasaray'dan da böyle gitmişti. Gene üstelik milli takım kampındaydı. İnter ile sözleşme yapmıştı. Bu defa Atletico'ya imza atacağını açıkladı. Oysa Galatasaray'dan giderken Galatasaray camiasını kandırdı. "Sözleşme falan imzalamadım" dedi; İnter kulübü, resmi sitesinde Emre'nin imza fotoğrafını yayınladı. O zamandan bu zamana tek fark Emre artık gizli kapaklı imza atmıyor. Açık yapmaya da mecburdu. Fenerbahçe'den resmen kovuldu Emre... Bunu kimse inkar etmesin.
Bu senenin sonunda Emre ve Aykut hocanın, sözleşmelerinin biteceğini gazeteler yazdı. Gazeteler iki haber daha yazdı: 1- Fenerbahçe, Emre'yi istemiyor.
2- Fenerbahçe kongresinde aday olmayı düşünen Cihan Kamer de Aykut hocayı istemiyor.
KENDİSİ SÖZLEŞME YAPTI
Bu haberlerin çıktığı gün, Metris'ten gelen talimatla Aykut Kocaman'ın sözleşmesi iki sene uzatıldı. O haberlerin çıktığı gün Emre hakkında hiçbir şey yapılmadı.
Ama Fenerbahçe'nin, Galatasaray ile yaptığı bu büyük mücadelede Emre'ye fena halde ihtiyacı vardı. O yüzden Aykut hoca, kendine göre, ustaca taktiklerle... 'Efendim biz Emre'yi istiyoruz', 'Kalmak isteyen kalır' gibi açıklamalarla zaman kazandı.
Adam kalmak istediğini bas bas bağırıyor; 'Kalmak isteyen kalır' ne demek!
Senin sözleşmeni anında iki sene uzatıyorlar da Emre'nin niye uzatılmıyor?
Üstelik iki ay sonra adamın sözleşmesi bitecek ve serbest kalacak. Sözleşmenin yapılmasında senin, kulüp olarak menfaatin var. Yine yap sözleşmeni; gönderirsin ama bedavaya vermezsin.
Bütün bunlara rağmen Emre ile sözleşme yapmayı reddetti Fenerbahçe...
Ama Emre'yi hep oyaladılar. Neden; Süper Final'de Galatasaray'a karşı kullanmak için...
Emre'yi o zaman kovup da Süper Final'i kaybetselerdi, taraftar kıyameti koparırdı. Emre'yi kullandılar, kulandılar; ondan sonra kapıya koydular.
Kimse bana 'Aykut hoca, çok büyük adam, çok asil adam, çok muhterem adam' demesin.
ATLETİCO'DAN KOVULUR
Dönsünler Fenerbahçe'nin, Trabzon'da şampiyon olduğu gece, o zamanın başkanının Oğuz ile Aykut'u Fenerbahçe'den niye kovduğunu bir daha düşünsünler!..
Emre için fevkalade iyi oldu. Kendisini istemeyen bir hoca ve kendisini istemeyen bir yönetim ile Fenerbahçe'de kalmasına gerek yoktu. Çürür giderdi. 2İspanya, kariyeri açısından da bir basamak olacaktır.
Bence orada adam da olur. Türkiye'de çünkü hakemler tarafından ona verilmiş bir bağımsızlık vardı.
Portekiz maçında gördünüz; 'cart' diye penaltıyı çaldı, sarı kartı da çıkardı. 'Arkadaş burası senin annenin ligi değil. Hakemler senin annenin hakemi değil' dedi. Atletico Madrid'de de durum aynı olacak. Bu hareketlere devam ederse kırmızıyı görür, oynayamaz.
Aklı başına gelir ya da oradan da kovulur, futbolunu bitirir.
SEFA SÜRÜYORLAR
Çapraz sorgu yapıldı. Davanın geçen hafta görülen kısmıyla ilgili neler söyleyeceksiniz?
Dava normal seyrinde yürüyor.
Bu aşamada yapılacak olan davanın sonunu beklemek.
Ben hâlâ usule yani tutuklamalara karşıyım. Kaçması, delilleri karartması, yargıyı etkilemesi söz konusu olmayan bir kişinin içeride olmasını doğru bulmuyorum. Üstelik Aziz Yıldırım hasta... İçeride tutmanın alemi yok. Ben Aziz Yıldırım'ın içeride olmasına da Teoman Koman'ın da içeride olmasına karşıyım.
Çünkü bu ülkede Yargıtay ile cezası onandığı halde ve de kaçacağı ihbar edilen insanların şu anda yurt dışında olduğunu biliyorum.
Nasıl oluyor da onanmış mahkumiyetleri bulunan adamlar Londra'larda sefa sürüyorlar da Teoman Paşa ve Yıldırım içeride!..
Teoman Paşa, Alzheimer hastası... Artık beyin melekeleri de tam olmayan bir adamı içeride tutuyorsun, Aziz Yıldırım şeker hastası, kalp hastası, tansiyon hastası, her an her şey olabilir, onu içeride tutuyorsun! Benim aklım ermiyor bu ülkenin usullerine...
TÜRK MEDYASI FUTBOL CAHİLİ
Milli takımın, Portekiz'i sahasında 3-1 mağlup etmesi oldukça ses getirdi. Siz millileri nasıl buldunuz?
Ben maçı tesadüfen izledim. Çünkü bu takım, benim takımım değil.
Emre'yi kaptan yapan ve bir gazeteciye "G.t" diyen adamı iki gün sonra takıma koymakta tereddüt etmeyen bir teknik direktörün takımı, benim takımım değil. Abdullah Avcı, Türk milletinden özür dileyene kadar ben bu takıma, 'Türk Milli Takımı' demem.
Türkiye-Portekiz maçının ikinci yarısını o gece eğlenmek için misafirlerimi götürdüğüm Sortie'de büyük ekranda yayınladılar. Karşımda duruyordu, mecburen baktım ikinci yarısına. 2 Portekiz'in tek kale oynadığı dakikaları izlemişsiniz.
Türk medyasının ne kadar futbol cahili, açık söylüyorum, alınan bana cevap versin lütfen, Türk medyasının ne kadar futbol cahili, ne kadar tabelacı, ne kadar şaşkın olduğunu ertesi gün gazeteleri okuyunca anladım.
Seyrettiğim ikinci yarıda bütün maçı Portekiz oynadı. Maçın sonunda istatistik çıktı; birinci satır Portekiz 28 şut, Türkiye 4 şut. 4 şuttan 3'ü gol 1'i direk. Yani Portekiz'in kalecisi ben de olsam fark etmiyor. Adam hiçbir topu tutmamış.
Dört top gelmiş, üçü girmiş, biri de direkte...
PORTEKİZ'DEN DÖNEMEZDİ
Bu maç üzerine Türkiye'ye destanlar yazıldı! Niye; 3-1 kazandık! Portekiz'i Portekiz'de yendik! Gerçeği de bir kişi yazmaz mı; 'Bu ne biçim savunmadır' diye... Her topta gollük hücum yaptı Portekiz... Adamlar 'Atamıyor' diye senin takımın nasıl mükemmel olur!
17-3 olsaydı ne olacaktı maç? Sen 4'te 4 atıyorsun da adam 28'de 17 atmaz mı? Öyle bir matematik var da böyle bir matematik yok mu? O zaman ne yazacaklardı? Abdullah Avcı, Portekiz'den dönemeyecekti.
Allak bullak ettiler, perişan ettiler.
Bu kadar milli takım... Yarım yamalak seyrettim. 2 Volkan, Ronaldo'nun ayağından kurtardığı penaltı ve yaptığı kurtarışlarla maça damgasını vurdu. Maç sonrası övgüler vardı.
Umurumda değil!.. Onu öven kalemlere de nokta nokta nokta!.. Bir meslektaşlarına "G.t!" diyen bir adamın, o takımda nasıl oynadığının, hesabını soracaklarına 'Vay efendim Ronaldo'nun penaltısını kurtardı' diye alkışlıyorlar! Böyle gazeteciye böyle futbolcu layık...
O zaman Volkan'ın söylediği laf bu medyanın bir kısmı için geçerli!.. Bunu da ben söylüyorum!.. ÖZÜR
BİLE DİLEMEDİLER
2 Yeri değil belki ama size 'Muslera mı, Volkan mı' diye sorsam?
Volkan'ın kaleciliği hakkında benim söylediklerim bu sayfalarda duruyor.
O ayrı! Ama bu utanmazlığın üzerine hâlâ bir özür dileme gereği duymadı.
Küstahlığa bakar mısın! Ne milli takımın teknik direktöründen, ne de ondan çıt yok.
Ama o milli formayı giymeye devam ediyorlar! Çünkü Türk milli forması bu kadar ucuz!
Tablo bu!..
Ama başkanı Yıldırım Demirören olan bir federasyonun da takımı böyle olacak tabii...
TERMİNATÖR GİBİYİZ
Elvan kim? Öyle birini hatırlamıyorum ben. Ne zaman koştu en son?
Ne koştu? 2 Bizim için büyük bir kayıp...
Nevin'i de göremiyoruz.
Ne zamandan beri kayıp! Elvan bitti.
Biz bitirme uzmanıyız. Süreyya Ayhan'ı bitirdik, Nevin'i bitirdik, Elvan'ı bitirdik. Böyle teşkilata böyle sporcu...
Yeteneği sahiplenmek, yeteneği layık olduğu yere taşımak bir sistem gerektirir.
Türkiye'de sistem yok!
Git bugün Türkiye'nin Spor Bakanı'na 'Elvan' de bakalım ne diyecek sana...
Türkiye'de sistem yok! Türkiye'de yetenek olmak günah!
Elvan, Türkiye yerine Moldova'yı seçseydi şimdi olimpiyat şampiyonuydu.
Moldova'yı bak Amerika, İngiltere, Fransa, İtalya değil Moldova'yı seçseydi, Trinidad Adaları'nı seçseydi dünya şampiyonuydu.
KONYA'NIN DÖRTTE BİRİ
Konya'nın dörtte biri kadar Jamaika'dan arka arkaya çıkan atletler Türkiye'nin spor tarihinde yok sadece atletizm değil spor tarihinde yok! Niye; adamlarda sistem var o kadar. Evvelden buldukları yeteneği Amerika'daki üniversitelere gönderiyorlardı, orada 'kıymetleri bilinsin' diye... Şimdi kendi sistemlerini kurdular, artık Amerika'ya da göndermiyorlar. Kendi adamlarını kendileri yetiştiriyor.
Biz yetenekleri yok ediyoruz. Biz terminatör gibiyiz. Süreyya'nın kıymetini bilseydik biz bugün Süreyya Ayhan temmuz ayında üçüncü olimpiyat şampiyonluğuna koşuyor olacaktı.
Şimdi sokakta görseler kimse tanımaz Süreyya'yı!.. Maalesef o hale getirdik.
ESKİ İTİBARI YOK ARTIK
Yorumculuk yapan Dilmen yeniden futbolun içine dönmeli mi?
İnşallah geçirilir. Çünkü Rıdvan Dilmen'in kafasındaki, hayalindeki her şeyin bir gün Fenerbahçe'nin başına gelmek olduğunu ben başından beri hissediyorum.
Bunu hissettiğim için de kendisine dedim ki, "Bak, sen Türkiye'nin en iyi yorumcususun. Ama Hıncal ağabeyini dinle Fenerbahçe yorumu yapma!
Çünkü bütün Fenerbahçe yorumlarını hesaplı yapıyorsun. Bunu insanlar hisseder ve bitersin. Fenerbahçe yorumu yaparken kendini kontrol edemiyorsun, Fenerbahçe'den gayrı her şeyi yorumla, Fenerbahçe'yi yapma! dedim.
Dinlemedi, yaptı. Eski itibarı yok artık. Fenerbahçe'nin sözcüsü gibi!..
Röportaj: Bülent CAN
