Küresel siyaset tarihinin en kritik dönemlerinden birinden geçerken, gözler ittifakın en önemli kalelerinden biri olan Türkiye'ye çevrildi. Geçtiğimiz dönemlerde alınan karar doğrultusunda, 2026 NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak olan Ankara, dünya liderlerini ağırlamak için hazırlıklarını son sürat sürdürüyor. Güvenlik önlemlerinin en üst düzeye çıkarılacağı başkentte, diplomatik trafik şimdiden ısınmaya başladı. Zirvenin en çok merak edilen yönü ise şüphesiz katılımcı listesi. Beyaz Saray'dan Donald Trump'ın da yer alacağı bu dev zirve, dünya basınının da bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Peki, NATO Zirvesi ne zaman yapılacak? İşte Ankara'daki büyük randevunun detayları...
NATO ZİRVESİ NE ZAMAN YAPILACAK?
2026 NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 12 Temmuz Pazar günü Ankara'da gerçekleştirilecek. Zirvenin başkent genelinde yaratacağı diplomatik trafik, üst düzey koruma protokolleri ve lojistik hareketlilik o kadar büyük ki, ÖSYM adayların mağdur olmaması adına 12 Temmuz'da yapılması planlanan Milli Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı'nı (MEB-AGS) 26 Temmuz tarihine ertelediğini duyurdu. Ankara, Temmuz ayı ortasında adeta bir diploması kalesine dönüşecek.
DONALD TRUMP DA KATILACAK
Zirveyi bu denli önemli kılan ve tüm dünyanın gözünü Ankara'ya dikmesine neden olan en büyük faktörlerden biri de ABD Başkanı Donald Trump'ın katılımı olacak. Yeniden ABD Başkanı seçilmesinin ardından Trump'ın NATO müttefikleriyle bir araya geleceği bu ilk büyük yüz yüze zirve, ittifakın geleceği açısından tarihi bir önem taşıyor. NATO'nun bütçe paylaşımları ve savunma harcamaları konusunda daha önce sert eleştirilerde bulunan Trump'ın, Ankara'da müttefik ülkelere yönelik nasıl bir strateji izleyeceği merak konusu. Ayrıca Ukrayna-Rusya savaşı, Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadele başlıkları, Trump ile Başkan Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılması beklenen ikili görüşmenin de ana omurgasını oluşturacak.

MASADAKİ KRİTİK BAŞLIKLAR
Ev sahibi Türkiye'nin moderatörlüğünde ve NATO Genel Sekreteri liderliğinde toplanacak olan zirvede küresel güvenliği sarsan şu başlıklar masaya yatırılması bekleniyor:
- Terörle Mücadele ve Türkiye'nin Hassasiyetleri: Türkiye, sınır güvenliği ve terör örgütlerine karşı müttefiklerinden tam destek ve somut adımlar talep edecek.
- İsrail ve Filistin Meselesi: Küresel vicdanı yaralayan Orta Doğu'daki insani dramın, Ankara'daki zirvenin en sıcak maddelerinden biri olması bekleniyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları, bölgede kalıcı ateşkesin sağlanması ve iki devletli çözüm temelinde Filistin topraklarında istikrarın yeniden inşa edilmesi adına NATO müttefiklerinin alacağı siyasi pozisyonlar tartışılacak. Türkiye, bölgedeki insani krizin son bulması için ittifak ortaklarına baskı yapmaya hazırlanıyor.
- Ukrayna ve Bölgesel İstikrar: Karadeniz'in güvenliği ve Ukrayna-Rusya krizinde kalıcı barış formülleri aranacak.
- Savunma Sanayiinde Ambargoların Kaldırılması: Müttefiklerin birbirine uyguladığı gizli ya da açık savunma sanayii kısıtlamalarının tamamen esnetilmesi Ankara'nın en önemli talepleri arasında yer alıyor.
SAVUNMA BAKANI YAŞAR GÜLER'DEN AÇIKLAMA
Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nden Türkiye'nin beklentisinin, müttefiklerin İttifak içindeki dayanışma ve birliği yeniden teyit etmeleri ile NATO Antlaşması'nın, üye ülkelerden bir veya birkaçına yönelik silahlı saldırının hepsine yapılmış sayılacağını öngören 5. maddesine bağlılıklarını yinelemeleri olduğunu söylediği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Bu zirvedeki hedefimiz, İttifakın birliğini ve dayanışmasını, ayrıca NATO'nun Avro-Atlantik bölgesini günümüz tehdit ve sınamalarına karşı koruma kararlılığını vurgulamak olacaktır. NATO'nun geleceği için çok boyutlu bir güvenlik sistemi inşa edilebilmesi adına, Ankara'daki zirveden temel beklentimiz müttefiklerin NATO Antlaşması'nın 5. maddesine bağlılıklarını teyit etmeleridir."
Türkiye'nin beklentileri arasında müttefiklerin, savunma harcamalarının artırılması ve savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesine ilişkin üstlendikleri taahhütlerde kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koymalarının da bulunduğunu vurgulayan Güler, "Bunun yanı sıra umudumuz, Avrupa Birliği'nin güvenlik konusunda Türkiye'yi ve Avrupa Birliği üyesi olmayan diğer NATO müttefiklerini dışlayan yaklaşımından vazgeçmesi ve NATO'yu destekleyen bir tutuma geri dönmesidir." diyerek Türkiye'nin savunma sanayisiyle Avrupa'nın güvenliğine katkı sağlayabileceğini belirtti. Yaşar Güler, artan gerilimler ve çatışmaların gölgesinde Türkiye'nin bölgesel istikrardaki rolünü de değerlendirdi. "Bu süreçte Türkiye'nin tutumu, gerilimin yükselmesi ve çatışmanın derinleşmesi yerine krizin yönetilmesi gerektiği yönündedir. Ülkemiz, etrafı ateş çemberiyle çevrili olmasına rağmen, bir istikrar adası ve güvenlik merkezi olarak kalmak ve çatışmanın diplomasi yoluyla sona erdirilmesi için büyük çaba göstermektedir." şeklinde konuşan Güler, Türkiye'nin NATO içindeki konumuna ilişkin olarak egemenliğin, güvenliğin ve uluslararası hukuka bağlılığın temel ilkeler olduğunu vurguladı. "Türkiye'nin NATO içindeki kritik rolü, hem müttefiklik sorumluluklarımızı yerine getirmemize hem de bağımsız kararlar almamıza imkân tanıyan dengeli ve ilkeli bir stratejik yaklaşıma dayanmaktadır. Bu yaklaşım bize hem ulusal çıkarlarımızı koruma hem de savunma yükümlülüklerimizi etkili biçimde yerine getirme fırsatı vermektedir." ifadelerini kullanan Güler, Türkiye'nin müttefikleriyle birlikte çalışmayı ve güvenliğe ilişkin ortak uzun vadeli vizyona katkı sunmayı sürdüreceğini de belirtti.
