"Sonumuz Heysel" – Fotomaç – 19 Kasım 2014 ;
HEPSİ
    14 Aralık 2017, Perşembe

    "Sonumuz Heysel"

    "Sonumuz Heysel"

    bir Heysel faciasına gidiyor. En kolay tahrik yolu sahaları... Çünkü binlerce insan toplanıyor. O insanlara bu ülkede yasaların olduğunu, düzenin olduğunu göstermek lazım. Bu kokuşmuşluğu önlemek için Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı ve Bakanı önemli kararlar almalılar. Çünkü daha kullanılmadan gevşetilen Sporda Şiddet Yasası yok! Uygulanmayan yasa yoktur.

    Kazakistan karşısında gruptaki ilk galibiyetimizi aldık. Milli takımın ortaya koyduğu futbolu nasıl buldunuz? Volkan'ın sahayı terk etmesinin de etkisiyle olacak başlarda bir tedirginlik vardı. Sonlarda da bir motivasyon bozukluğu yaşadık. Burak attığı 2 golle öne çıktı. Umut ile oynadıklarında nasıl etkili olduklarını bir kez daha gösterdiler.
    Kazakistan, 'nin iki gömlek gerisinde bir takım... Kendi sahamızda, Kazakistan ile biz hazırlık maçı oynarız. Resmi maçta, Kazakistan ile eşleşirsek de zil çalıp, göbek atarız. Ama bu maçın iki kritik yanı var.
    1- Bu maçta herhangi bir kazaya tahammülümüz yok. Tamam mı, devam mı maçıydı. Bu maçta puan kaybettiğimiz anda işimiz bitti.
    Onun baskısı var.
    2- Maçın başlamasına 20 dakika kala da Volkan sahayı terk edip gitmiş. Kazaya uğramamamız gereken bir maçta, deneyimsiz bir kaleciyle oynamak zorunda kalan takımın ruh hali var.
    Bu iki durum maçı kritikleştirdi. Ama görünüşteki bir başka talihsizlik, aslında talihimiz oldu. Gökhan Gönül'ün oynayacağı belli değildi. Sonra doktorlar 'iyileşiyor, oynuyor' dediler ve Terim, Gökhan Gönül'ün de yer aldığı bir ilk 11 açıkladı. O takım da Burak tek santrfordu.
    Gökhan Gönül'ün oynamamasıyla ilgili de bir parantez açayım: Maç akşamı eve gittim.
    Haberlere bakıyorum; 'ne oluyor, ne bitiyor' diye... NTV diyor ki "Sakatlığı bulunan Gökhan Gönül'ün oynayamaması kesinleşti. Fatih Terim açıkladığı takımı değiştirdi. Ozan sağ beke, Umut da santrfora geçti. Takım 4-4-2'ye döndü."
    Türkiye'de neler oluyor, dünyada neler oluyor; haberlere bakmaya devam ediyorum.
    Uzaya roket gitti, onunla ilgili neler oldu merak ediyorum. CNN'e döndüm.
    Tesadüfen haberleri var. "Şimdi, muhabirimiz bilmem kime bağlanıyoruz" dedi.
    Milli takımın iki gün evvelki antrenmanından görüntüleri koymuşlar! Artık bir telefonla 3G olarak orada yayın yapan muhabiri gösterebilirsin.
    Arena'da hava nasıl anlatabilir. 'İnsanlar gelmeye başladı' diyebilirsin. O anlatıyor ama görüntüde milli takımın antrenmanı var. Bir 3G bağlantı kurmaktan acizler... Adı CNN olan, yani dünyanın en büyük haber kanalının adını taşıyan haber kanalı, bir 3G bağlantı yapamıyor! Bunun maliyeti nedir ki!.. Hadi diyelim naklen yayın arabası yok; 3G bağlantı da yapamıyor musun! Ayıptır.

    YAPANIN YANINA KAR KALIYOR
    O muhabir ne dedi bir de biliyor musun: "Size müjdeli bir son dakika haberi veriyorum; Gökhan Gönül'ün oynayacağı kesinleşti."
    3 dakika evvel NTV, "Gökhan oynamıyor.
    Umut ikinci santrfor" dedi. Ben içimden, "Allah'a şükür" dedim. Çünkü maçı kazanmamız lazım. Kazakistan'ın bizi yenecek hali yok. Benim savunma adamına ihtiyacım yok.
    Benim çift santrfora ihtiyacım var.
    Haydaaa!.. CNN "Gökhan oynuyor" dedi!
    Elimde Digiturk kumandası, kanalları dönmeye başladım: 'Hangisinin söylediği doğru acaba' diye!..
    Şimdi ben CNN'in genel yayın müdürü arkadaşıma soruyorum: Bu CNN Spor Servisi için ne düşünüyorsun? Milyonlarca insanı ekran başında aldatan bu spor servisi için ne düşünüyorsun?
    Bu önemli bir örnek. Çünkü Türkiye'de yaptığın her şey yanına kar kalıyor. İşte Volkan'ın yaptığı da yanına kar kalıyor, seyircinin yaptığı da yanına kar kalıyor, hakemin yaptığı da yanına kar kalıyor, kulüp başkanının yaptığı da yanına kar kalıyor.
    Ondan sonra İçişleri Bakanı Efkan Ala televizyona çıkıp "Düzeni sağlayacağız" diyor.
    Nasıl sağlayacaksın Sayın Bakanım? Trafikte düzeni sağlayamadık. Türkiye'de trafik polisi korkusu var mı? Trafik cezası korkusu var mı?

    DROGBA DA OLABİLİR
    İşte CNN de böyle dalga geçer. İnanamadım!
    Neyse... Gökhan oynamayınca Fatih Terim, Umut'u koyarak ikinci santrforu değil, iki santrforu birden kazandı. Çünkü tek santrfor oynadığı an Burak sahada yok. Fatih Terim, Prandelli, kim görev yapıyorsa hepsini bir odaya kapatıp kara tahtaya 500 kere yazdırmak lazım: 'Burak tek santrfor oynadığı zaman sahada olmaz.' Burak çift santrfor ile oynayabilen bir adam. O çift santrfor Drogba da olabilir, Umut da olabilir.
    Burak ile beraber çapraz koşular yapacak, onu rakip iki stoperin kademesinden kurtaracak, boş alanlar yaratacak ya da Burak'ın yarattığı boş alanları koşacak ikinci santrfor olduğu zaman Burak'tan verim alıyorsun. İşte buyurun Kazakistan maçını seyredin. İkisinin çapraz koşularına bakın, topsuz koşularına bakın.

    AKLI MAÇTA DEĞİLDİ
    Birbirlerine boş alanlar yaratıyorlar çünkü.
    Bunu Fatih Terim bilmezse kim bilir? Fatih Terim'in kafası Volkan olayında kalmış. Fatih Terim maçı seyretmiyordu.
    Fatih Terim maçtan sonra neler yapacağını düşünüyordu: 'Toplantıda soracaklar ne demem lazım?
    Benim otoriteme büyük bir darbe vuruldu.
    Volkan'a sözümü geçiremediğim ortaya çıktı. Ne yapmam lazım? Volkan'ı cezadan kurtarmak için ne yapmam lazım?' Aziz Yıldırım bas bas bağırmış iki gün evvel "Fenerbahçe'ye haksızlık yapıldığını hissettiğim her yeri basarım" diye! Federasyon tıss... Cevap bile veremedi Yıldırım Demirören!.. Volkan bir sene ceza alır, da her yeri basarsa ne olacak; onu düşünüyor belki!..
    Maçı biraz seyretse o Volkan Şen'in ve o Olcay Şahan'ın sağ ve sol kanatta oynayan iki adamın geriye gelmediklerini, hele ikinci yarıda geriye gelecek halleri kalmadığını, bu nedenle hücuma katılan Ozan ve Caner'in olduğu kanatların bomboş kaldığını görürdü. İkinci yarıda takım felaket oynadı. Birinci yarının o bedava golleri olmasa...
    O penaltıyı verecek kaç hakem var dünyada? Penaltı penaltı ama 'ın her maçında öyle en az 5 pozisyon oluyor. İkinci golü yiyecek kaç tane kaleci var dünyada? İki tane bedava gol... Fena oynamadı takım ama iki bedava golle geldi galibiyet...
    İkinci yarıda artık Kazakistan o beşli savunmadan da vazgeçti, saldırıyor senin üstüne... Senin maçı beşlemen lazım. Bizim takım garip bir şekilde yana, geriye paslar, geriye çekilmeler.

    GELECEĞİN TAKIMI BU MU?
    Bir korner atıyor Kazakistan; 11 adam 18'in içinde! Buna karşılık maç esnasında Olcay ile Volkan'ın santradan geriye geldikleri yok. Nefesleri yok çünkü; bitmiş, tükenmişler. Brezilya maçında sol beke koymuştu İsmail Köybaşı'nı... Koy Köybaşı'nı beke... Caner'i de öne sür, o kanadı kapat... Tarık Çamdal'ı sağ beke koy...
    Ozan'ı öne sür, o kanadı da kapat...
    Ayakta duramayan, her topu kaptıran Volkan ile Olcay takımda oynarken takımın en dinç, en sağlam, en koşan adamı Umut'u çıkardı oyundan!.. Burak'ı da öldürme pahasına!.. O sırada Kazakistan bir kaza golü atsa bittik. Resmen paniklerdik.

    Umut da pozisyonlara giriyor, istekli ve arzulu bir sergiliyordu.
    Evet... Kenara aldığı Umut gerek fizik olarak gerek işe yarama olarak takımın en iyisiydi. Rakip 18 üzerinde topu kaptırıyor, gelişen kontratağı bizim 18'de kesen adam Umut yine... 60-70metre geriye koşu yaparak.
    Volkan kendini yere atıyordu dinlenmek için, nefes almak için... Yere yattığı zamanki görüntüleri lütfen izlesin Fatih hocam televizyonda...
    Nasıl nefes nefese, nasıl aciz, nasıl bitkin!.. "Geleceğin takımını kuruyorum" dediği takım Volkan'a mı kaldı? En iyi zamanında ne yaptı ki Volkan; şimdi onu kuyudan çıkarıyorsun! Gökhan Töre gibi adam kenarda, Alper gibi adam kenarda, Mehmet Ekici gibi adam kenarda... Hadi ilk 11'e koydun, ne kadar kötü oynadıklarını görüyorsun; al kenara... Gol yememizi bekliyor adam değiştirmek için adeta... Çünkü sahada değil Fatih Terim. Yüzünden belli...
    Televizyon kenarı gösterdiği zaman Fatih hocanın yüzünden belli... Oyunu yaşamıyor.
    Kafasında Volkan oyunu oynuyor.
    Başka türlü Umut'u oyundan almasını izah etmem mümkün değil. Kazakistan neredeyse tek kale oynamaya başlamış maçı... Orada ilk maçını oynayan bir kaleci var. Bir kaza golü yesek bittik, panikten gideceğiz. Umut da yok, çıkmış. Hadi bakalım.
    İnanamadım ya!..

    TT ARENA'DA BİR LİNÇ OLAYI YAŞANDI

    Volkan'ın Arena'dan çıkışı sırasında medya mensupları darp edildi.
    Üstelik Volkan ile birlikte gelen korumalar tarafından... Ortada herhangi bir tahrik olmamasına karşın gazetecilere karşı gösterilen bu sert tavırla ilgili neler söyleyeceksiniz?
    Bütün görüntüleri NTV'de seyrettim. O olayın içindeki herkesin teşhisi mümkün. İstanbul Cumhuriyet Savcısı'na bir kere daha hitap ediyorum. Bugüne kadar 40 kere ettim bir cevap gelmedi.
    Orada bir linç olayı var. Orada bir adam ölebilirdi.
    Sayın Savcılar ölmesini mi bekliyorsunuz?
    Bütün görüntüler meydanda... İngiliz polisinin, Alman polisinin yaptığını, benim polisimin de yapması için kim emir verecek!
    Polisi harekete geçirmek için illa ki paralel savcı mı lazım bu ülkeye!.. İnsana neler söyletiyorlar!..
    Oradaki suçluların en azından teşhirini istiyorum. Adlarını açıklarsın, şunlar şunlardır, savcılığa davet edersin, mahkemeye verirsin ya da serbest bırakırsın ama ben görürüm.
    Bir sürü insan savcılığa davet ediliyor, savcılıktan serbest bırakılıyor, ben adını, sanını, resmini gazetede okuyorum. Bunlar okunmuyor! Rüştü'yü dövenler kim; bilinmiyor mu! Volkan'ın kafasına şişe atan kim; bilinmiyor mu!..
    Türkiye'deki savcılar görevlerini yapmazlarsa durum kötüye gidiyor. Herkes imparator, herkes 'Kanun benim' diyor.

    BAKANLAR BİR ARAYA GELİP ÇÖZÜM BULMALI

    Fenerbahçeli korumaların orada olması garip değil mi?
    Her yerdeler...

    Orası Galatasaray'ın bile değil, milli maç dolayısıyla Federasyonun koruması altında...
    Türkiye Futbol Federasyonu, futbolcuyu korumaktan aciz; Aziz Yıldırım'ın gönderdiği adamlar orada gazeteci dövüyor! Böyle bir şey olur mu? Gazeteci de görevini yapıyor; bir şey yapmıyor. Fotoğraf çekiyor sadece...
    Volkan, stattan ayrılırken fotoğraf getirmeyen, foto muhabiri ben, spor müdürü olarak kovarım. Gecenin kahramanı Volkan ve ben de Volkan'ın fotoğrafı yok. Benim gazetemde o foto muhabirin son işi olur! Adam görevini yapıyor, Volkan'ın fotoğrafını çekiyor. Deniz Seki'nin fotoğrafını çekmekle, Volkan'ın fotoğrafını çekmek arasında ne fark var?
    Üstelik birisi polislerin arasında savcılıktan çıkıyor, öbürü stadyumdan çıkıyor.

    ŞİDDET YASASI YOK HÜKMÜNDE
    Bu kokuşmuşluğu önlemek için Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı ve Spor Bakanı bir araya gelmeliler ve önemli kararlar almalılar. Çünkü yapılan ve yapılır yapılmaz, daha kullanılmadan gevşetilen Sporda Şiddet Yasası, 6222 sayılı yasa yok!.. Uygulanmayan yasa yoktur.
    Türkiye bir Heysel Faciası'na gidiyor. Bugünkü ortamın da tahriklere ne kadar müsait olduğunu yaşadığımız olaylar ortaya koyuyor. En kolay tahrik yolu futbol sahaları... Çünkü binlerce insan toplanıyor. O insanlara bu ülkede yasaların olduğunu, düzenin olduğunu göstermek lazım.
    Bu nasıl sağlanacak; tekrar söylüyorum; İçişleri Bakanı -esas onun görevi. Çünkü düzenin bozulması onun başını yer- Adalet Bakanı ve Spor Bakanı, derhal bir araya gelmeliler ve neler yapılması gerektiğini kararlaştırmalılar.

    RöPORTAJ: BÜLENT CAN
    1. 19 Kasım 2014, Çarşamba
    2. Güncelleme: 16:32

    "Sonumuz Heysel" haberine yapılan yorumlar ( yorum)

    ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan FOTOMAÇ veya fotomac.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

    BİZE ULAŞIN