Son Gülen Cevat Güler
Kayserispor, Ankaraspor ve yeni başkan Adnan Polat'a 'hoşgeldin' denilen Denizlispor galibiyetleri, Cimbom'u zirve yarışının içinde tuttu. Denizlispor maçında yeni başkanı rahatlatan gol, sezonun flaş ismi Servet'ten, biraz da rakibin ikramıyla geldi. Denizlispor kalecisinin elinden kaçırdığı top, belki de Galatasaray'ın talihinin döndüğü andı. Galatasaray skor olarak toparlanmıştı ancak takım içindeki kaynama devam ediyor, taşlar yerine bir türlü oturmuyordu. Feldkamp'ın Hasan'dan sağ bek, Servet'ten orta saha yaratmaya çalışması futbolcuları geriyor, sonuçta da oyuncular birbirlerine patlıyordu. Nonda, Denizlispor maçı sonrası kaptan Hakan Şükür'ü hedef göstererek, "Sakatlığını bahane edip kupa maçına gelmeyenler, ertesi gün antrenmanda ceylan gibi sekiyordu" diyerek ortamı yine germişti. Kalli yeniden rahatsızlandığı için Almanya'daydı ve Ahmet Akcan durumu kontrol etmekte zorlanıyordu.
MAÇLIK PASKALYA TATİLİ
Yeni başkan Adnan Polat'ı daha kötü sürprizler de bekliyordu. Galatasaray, 6. seyircisiz maçını Gaziantep'e karşı oynadı ve 0-0'lık beraberlik camianın moralini bozmaya yetti. Sebep, Ankaraspor deplasmanında sarı-kırmızılı taraftara verilen cezaydı. Yönetim tepkiliydi ama yine de fazla ses çıkarmamayı tercih ettiler. Çünkü yönetimin daha büyük derdi vardı: Feldkamp... Buraya bir parantez açarak Gaziantepspor kadrosunun ve taktiğinin açıklandığı Galatasaray soyunma odasına bir giriş yapalım. Hoca, Servet'i oyun kurucu yapıp savunmadaki yerleri değiştirince odada buz gibi bir hava esti. Herkes şaşkınlıkla birbirine bakıyordu. Barusso'dan orta saha, Hasan Şaş'tan sağ bek yaratma sevdası tamam da Servet'ten oyun kurucu yapmak neyin nesiydi? Yeni transfer Emre'nin aklı karışmıştı, takımın eskilerine soruyordu; "İyi de abi ben nerede oynayacağım?" Song nerede oynayacağını anlamıştı anlamasına da takım tertibini anlamamıştı, başını bir sağa bir sola sallayarak tepkisini herkesin içinde göstermekten çekinmiyordu. Galatasaray'ın eski futbolcusu ve Show TV'deki 6 Pas programının yorumcusu Hakan Ünsal bu noktada yönetimi eleştiriyordu: "Hocaya sınırsız yetki verildi. Sezon başından beri aralıklarla patlak veren kadro olaylarına müdahale edilse Galatasaray ilk devreyi 6-7, sezonu da 8-10 puan önde tamamlar, şampiyonluk ipini göğüslemek için bu kadar zorlanmazdı..." Paskalya öncesi rahatsızlanan Kalli, 3 resmi maçta takımını yalnız bırakmış, dönüşte ise Gaziantep beraberliğini yaşamıştı.
KURT DÜŞMÜŞTÜ BİR KERE
Belli ki Feldkamp'ın kafası karışıktı. Seçim öncesi Adnan Polat'ın "Seneye takımın başında Kalli olmayacak" sözleri onu rahatsız etmişti. Gerçi yeni başkan, "Gelecek sezonun teknik direktörünü Kalli seçecek" diye gönül almıştı ama Alman çalıştırıcının aklına kurt düşmüştü bir kere. Adnan Polat'ın Florya'da futbolcularla toplantı yapması ve bundan hocanın haberinin olmaması ise iplerin kopmasına yol açtı. Kalli bu davranışı "istifa et" olarak yorumladı ve istifa etti. Polat ise bunun normal olduğunu belirterek, hocayı ikna etmek istedi. Ancak Kalli kararlıydı, başkan bile olsa kimse işine karışmamalıydı! Polat, Galatasaray dergisinde çıkan yazısında bu olayı, "Yönetim, hocanın istifa ettiğini duyunca elektrik çarpmışa döndü" diye açıklayacaktı. Sezon başından beri krizlerle yaşamaya alışan, adı "kaossaray"a çıkan takımın başında artık, kimsenin adını sanını bilmediği Cevat Güler vardı. Ve tabii Futbol A.Ş.'nin genel müdürü Adnan Sezgin. Güler, spor akademesi mezunu, mastırlı bir hocaydı. Beşiktaş altyapısında çalışmış, Gaziosmanpaşa gibi birçok futbolcuyu profesyonel liglere kazandıran bir kulüpte hocalık yapmıştı. Hatta Güler'in, tıp fakültesi takımında oynayan Ahmet Çakar'ın da hocalığını yaptığı ortaya çıkacaktı daha sonra. Güler hoca, 25 yılın hocasıydı yani... Adnan Sezgin ise futbolculuktan, menajerliğe, kulüp başkanlığına kadar futbolun her kademesinde yer almış çok bilgili bir futbol adamıydı. Bülent Uygun gibi menajerlikten teknik direktörlüğe gelme sevdası yoktu ama kritik süreçte teknik direktöre yardımcı olmaktan geri durmadı. Takımın iskeletini Kalli oluşturmuştu ama uyguladığı katı disiplinle iskeleti bozup bozup yeniden yapan da oydu. Kalli'nin gidişi sanki futbolcuların üzerinden tonlarca ağırlıktaki bir yükü almıştı. Keyifler yerine geldi, futbolcular Adnan Sezgin ve Cevat Güler başkanlığındaki hocalarının etrafında kenetlendi. Gençlerbirliği, Trabzonspor ve İstanbul Büyükşehir Belediyespor galibiyetleri de bu hava neticesinde geldi. Gençlerbirliği dönüşü futbolcuların uçakta Cevat Güler'e sevgi gösterisinde bulunması ve "Ahh bu hayat çekilmez... Sen olmasan Cevat, ahh bu çile çekilmez" diye Hababam Sınıfı sıcaklığını yakalaması, Galatasaray'daki değişimin açık işaretiydi. Fortis Türkiye Kupası'nda Fenerbahçe'yi çeyrek finalde eleyen Galatasaray, çayda boğulacak ve birini Ahmet Akcan, diğerini Cevat Güler yönetiminde çıktığı iki maç sonunda, Gençlerbirliği'ne elenerek en büyük favorisi olduğu Fortis Türkiye Kupası'na veda edecekti. Takıma abilik yapmak için fıtık ameliyatını erteleyip kulübede oturan Hasan Şaş'ın, saha içinde Hakan Şükür'ün, Ümit Karan'ın, Ayhan Akman'ın kaynaştırdığı futbolcular için artık tek bir maç vardı: 32. haftadaki Fenerbahçe karşılaşması... Futbolcular, puan puana girdikleri derbi haftasında kendi göbeklerini kendileri keseceklerdi artık...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

