Sıfır çekmek...
Aslında maç beklenen tempoda başladı.
Fenerbahçe'nin seyirci desteğini de arkasına alarak ilk 10 dakika baskılı başlayacağı zaten bekleniyordu. Fenerbahçe'nin art arda 3 pozisyonu, ilk altı dakikaya sığdı.
Trabzonspor ise o beklenen, topu ayağında tutan, bol pasa dayalı oyununu bu dakikalarda devreye sokmakta zorlandı.
10. dakikadan sonra top çevirmeye başlayan Trabzonspor, oyunu dengeledi gibi gözüktüğü anda Egemen sakatlandı. Sakatlıkla adı anılan bir stoper çıkıp, diğer sakat Glowacki oyuna girdiğinde skor 2-0 olmuştu bile. Mustafa Yumlu'nun kadroda dahi olmayışına anlam veremedim. Sahada adeta yokları oynayan Trabzonspor ve her alanda müthiş tempo yapan Fenerbahçe izledik ilk 30 dakikada. Bu temponun 90 dakikaya nasıl yayılacağı sorusu, aslında skorun ve sonucunda ipuçlarını verebilirdi.
Nitekim 30. dakikadan sonra daha durgun bir Fenerbahçe, ondan daha durgun bir Trabzonspor izledik. Karşılıklı saman alevi ataklara dönüştü maç.
Ağırlığı altında ezildi
Trabzonspor ikinci yarıya Colman- Yattara değişikliğiyle başladı. Maç başı temposundan uzak Fenerbahçe karşısına biraz da risk alarak çıktı Şenol Güneş. Baştan belirtelim. Yattara oyuna 11'de başlayınca etkili. Bunu sezon başından beri söylüyoruz.
Sonradan oyuna girip etkili olduğu maç varsa, o da sayılıdır ve onu da biz hatırlamıyoruz!
Mevcut tansiyonu en iyi kaldırabileceğini düşündüğümüz Bünyamin Gezer verdiği kırmızı kartın ağırlığı altında ezildi. Hemen akabinde kırmızı kart eşitlendi zaten. Birçok tercihi tartışılır haldeydi. Çok beklenen, çok sıradan bir eşitleme yöntemi uyguladı, şaşırtmadı.
Beşiktaş maçında dinlendirilmelerine mükemmel anlamlar yüklediğimiz as oyuncular bu maçta da dinlendiler sahada. Trabzonspor takımı İstanbul seferini sınavda boş kağıt verip rahatlayan öğrenci gibi tamamladı.
Sıfır çekti. Stresi bitti. Okul uzadı... Hepsi bu.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
