Deli saçması
Galatasaray'ın tüm Real Madrid maçlarını izlemiş biri olarak hayli üzgünüm...
Maçın ilk yarım saati iyiden iyiye göstermişti ki; Rayo Vallecano'yu bile yenemeyecek bir Real Madrid vardı sahada...
Galatasaray'ın bugüne dek oynadığı en kötü Real Madrid'di sahadaki, tartışmam...
Mesut'u nasıl bıraktılar, inanılır gibi değil. Bence mevkisinde dünyanın en iyilerinden birisi olan Xabi ve iki sol kanat oyuncusu da yokken, Ancelotti'nin İtalyanlığı ile hayli sönük bir Real Madrid vardı sahada.
Terim'in UEFA Kupası'nı kazandığı takımın Türk oyuncuları geldi aklıma. O günlerin kadrosundaki "yerli'' oyuncuları sayarak Galatasaraylılar'a acı çektirmek istemiyorum.
O Galatasaray'ı "unutulmaz" yapan, başka bir deyişle, sahada tek yürek, tek tumruk mücadele eden bir oyuncu grubunu, herkesin imrendiği bir takıma dönüştüren o Türkler'di şüphesiz. Belki tek tek ele alındığında bir çilek etmezdi hiçbirisi ama bir arada Dünya futbolunun en unutulmaz destanlarına imza atmışlardı.
Şu an tek derdi sınırsız yabancıyla oynamak olan zihniyetin 'oyuncu grubu'nun çok çok ötesindeydiler. Sorun Real Madrid'e yenilmek değil elbette.
Sorun; gruptan çıkmak ya da Avrupa Ligi'nde devam etmekle falan da hasır altı edilemeyecek kadar büyük.
Galatasaray'ın UEFA Kupası artık bir nostalji en fazla. Mateessüf daha da büyük bir nostaljisi var artık; ALTYAPISI.
2000'de Monaco'da birisi bana "13 yıl sonra 10 yabancı ve 4 eski Trabzonsporlu ile oynayan G.Saray, başında Ancelotti'nin olduğu, son derece eksik bir Real Madrid'den 6 yiyecek" deseydi ona "futbolda altı yemek de var yedi de, ama o ilk söylediğin deli saçması" derdim...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
