Anasının ak sütü!
Süper Lig'imiz bugün başlıyor. Öncelikle sportmen ruhun ayakta olduğu, hakemlerin düdükle birlikte yüreğini ortaya koyduğu ve yöneticilerin çığırtkanlık yapmadığı bir sezon diliyoruz.
Fenerbahçe ilk kez savurgan bir transfer politikası izlemediği için doğru yolda gidiyor. Kaliteli kadro ve gittikçe gelişecek olan futbolla yıllanmış özleme son verme ihtimalini büyük görüyorum.
Oyunu önde kuran takımın bu sezon çok şeyi başarma ihtimali yüksek. Buna Şampiyonlar Ligi de dahil.
Trabzonspor, Salah'la tribün karnavalı yaşar. Sahada geçen sezonun çok üstünde bir takım görme ihtimalimiz yüksek ama savunmada sorun var. Fatih Tekke'nin oyunu okuma duygusunun bu açığı kapatmak için neler yapacağını göreceğiz.
Beşiktaş nokta transferler yaptı, iyi bir kaleciye sahip, forvet hattında çok keyifli bir Beşiktaş anonsu var ama onların da savunması her şeye müsait.
Bekler yeterli değil, savunmanın göbeği soru işaretleriyle dolu. Ama takımda cesur bir teknik adam var ve herhalde manzarayı bizden iyi görüyordur.
Hazırlık maçlarında izlenen Galatasaray'ın eldeki kadroyla şampiyon unvanını koruması zor görünüyor. Bu takımın neden transfer yapmadığı sorgulanıyor, belki akşam pazarını bekliyordur, ya da fikstür avantajının hesabını.
Önceki gün spor dünyasının en zarif, en teknik ve insanı yönü en yüksek adamı Abdullah Avcı'nın annesinin cenazesine gittim. Mekanı cennet olsun. Böyle bir evlat yetiştiren Feriha annenin ne kadar değerli olduğu kendisini son yolculuğa uğurlayan kalabalıkla da mühürlendi.
Cenazede eski futbolcu dostları gördüm, teknik adamları. En ilginci eski hakem Serkan Çınar'la karşılaştım.
Tokalaştıktan sonra "sizin için çok ağır eleştiriler yaptım" dedim, pek oralı olmadı. Yıllar önce beni gazetede ziyaret ettiği günü hatırlattı, ben de ona cinayetini hatırlattım.
Hiçbir hakemi, Serkan Çınar'ın 2018- 2019 sezonunda Rizespor-Galatasaray maçının son dakikalarında verdiği kalleş penaltı kadar eleştirmedim. Çünkü o maçta Abdullah Avcı'nın 'anasının ak sütü' gibi helal şampiyonluğu Fatih Terim'e teslim edildi. Hakemlikten ihraç edilen Serkan Çınar 4 yıl sonra "VAR'da bana yanlış pozisyon izlettirildi" diyerek Alper Ulusoy'un rolünü de ifşa etti ama bizler bu kirli filmleri ve piyonları yıllarca izledik. Maçın tamamı izlenirse kendisine ait deliller de ortada. Sonuç olarak Abdullah Avcı'nın Başakşehir ve Rizespor'un emeklerini çaldı, kaderini de kendi belirledi. Fatih Terim'i korumak uğruna geleceğini yok eden bir hakem, eğer adil ve cesur olsaydı hala mesleğin içindeydi.
Bu cümleyi 20 yıl önce kurmuşum.
"Futbolda ahlaki çöküntüyü inşaat halinde yıkamazsak, gökdelen haline geldiğinde ancak seyrederiz." Aynen öyle oldu. Tribün liderlerini görüyoruz, kara para kasalarını ve bahis baronlarını da. Gördüklerimiz gerçek görmediklerimiz daha gerçek. Fenerbahçe'nin kurşunlanan otobüsünün yakalanan şüphelileri yıllarca neredeydi? Hiçbir suçlu cezasız kalmayacaksa, harcanan yılların bedeli nasıl ödenecek? Her taşın altından çıkan ve nedense hala sorgulanmayan futbol ağalarının ahkam kestiği bir ülkede, ahlaki çöküntünün futbolu nereye sürüklediğini söylemeye gerek var mı?
Sosyal medya trollerinin ve ekranlarda yorum yapanların bekledikleri zaman dilimine giriyoruz. Gerçek emekçilerin ekmeğine kan doğranırken, soytarı tiyatrolarına yakışan adam aranırken kuracağım cümle belli. "Gazetecilik hiçbir zaman namuslu yaşamdan uzak olamaz. Ama kötü insanlar kadar hiçbir gerçek çocuklarımıza tuzak olamaz!"
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

