Umut Bruma!
Eray, Semih, Engin, Emre, Hakan, Burak... Galatasaray'ın Antalyaspor maçına çıktığı ilk 11'deki yerli futbolcular...
Tekrar sayayım mı? Kalede Eray, savunmada Semih ve Hakan, orta sahada Emre ve Engin, forvetteyse Burak... Bunlardan kaçı Milli Takım'da istikrarlı bir şekilde oynar?
Yanıt; -maksimum- bir...
Peki bunlardan kaç tanesini serbest bıraksanız Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden bir takım ilgilenir? Yanıt; -maksimum- bir...
Sneijder ve Muslera'nın yokluğunda yabancı kontenjanından oynayanlar için ikinci soruyu sorduğumuzda nasıl bir yanıt gelir peki? Drogba, biraz Eboue, belki bir de Melo... Bu sorgulama Antalyaspor maçından bağımsız, tribündeki ya da ekran başındakiler de dahil tüm Galatasaraylılar için.
Bu kadroyla -ligdeki durum da dikkate alındığında- Şampiyonlar Ligi'nde tatminkar bir başarı çok zor görünüyor. Drogba, Sneijder, Eboue, Muslera, Melo, Selçuk ve Burak'tan biri ya da ikisi sahada olmadığında Galatasaray'ın kazanma ihtimali hayli düşük.
Hele hele Şampiyonlar Ligi'nde "yok denecek kadar az".
Sakin ve sabırlı oyun...
İlk yarıda G.Saray, koşanın da coşanın da olmadığı bir takım hüviyetindeydi.
İkinci devreyeyse 'Umut'la başladı ama rakip bir Andorra değildi. Aybaba'nın Antalyaspor'u maç boyunca sakin ve sabırlı oyunundan taviz vermedi ki ben'sakin ve sabırlı bir oyun'un esas Galatasaray'ın ihtiyacı olduğu görüşündeyim. Elbetteki tempolu oynanmalı, bunu belirtmek çok yersiz. Eminim ki söylüyordur Terim de futbolcularına; tempolu ve istekli bir oyunla, agresif bir çırpınmanın aynı şey olmadığını.
Bruma, ilk önemli transferini yapıp başka bir ülkenin yolunu tutan ve ayağının tozuyla ilk maçına çıkan gencecik bir futbolcu gibi değildi hiç. Şimdilik onun hakkında bu kadarını söyleyerek ona zaman verelim. Ama şunu da vurgulayalım; sadece Real Madrid maçında değil daha uzun bir süre yeni takımının, her maçta, her ekstra performansa çok ihtiyacı var.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

