Sözleş-me...
Galatasaray'da beklenen açıklama geldi; Fatih Terim'in sözleşmesi iki yıl daha uzayacak (resmi sitedeki açıklama bu anlama geliyor olsa gerek).
Uzun bir süredir hepimiz çok iyi biliyoruz ki; eğer Fatih Terim çalışmıyorsa ya Galatasaray'a ya da Milli Takım'a teknik direktör olması için geri sayım başlamıştır... Bunun sorgulanacak ve garipsenecek hiçbir tarafı olmadığını düşünenlerdenim.
Şu anda herkese mantıklı gelen 'duble' nedeniyle, kırılmış ya da incinmiş birkaç deneyimli Türk teknik adam dışında durumu kabullenme adına önemli bir sıkıntı yaşanmayacak gibi gözüküyor.
Ama dediğim gibi; şu anda...
Ertuğrul Sağlam, Aykut Kocaman gibi gençleri(!) saymazsak. Öyle ya; Abdullah Avcı "genç ve gelecek vadeden yerli'' kontenjanını uzun bir süreliğine rafa kaldırtmış durumda. İleride
kriz çıkarabilirler ''
Yabancı-yıldız teknik direktör kontenjanı'' nınsa Guus Hiddink deneyimi sonrasında toparlanması hayli zaman alacak gibi duruyor.
Ancak Terim Milli Takım'a, Milli Takım da Terim'e çok yakışıyor. Galatasaray taraftarı Terim'e, onu Milli Takım'dan bile kıskanacak kadar bağlanmış durumda.
Şimdilik susan bazı camiaların sezon ilerledikçe, hakem hataları, fikstür, transfer dedikoduları, aday kadro gibi vesilelerle çıkması muhtemel krizlere bilendiklerini söylemek karamsarlık değildir.
Kimse kimseyi kandırmasın; Terim'in bu sezon sonu itibariyle mevcut iki görevinden yalnızca birine devam edeceğini -aslında- hepimiz biliyoruz.
Terim-Galatasaray-Milli Takım üçgeninde yapılan (ya da yapılacak olan) sözleşmelerin içerikleri kamuoyuyla paylaşılırsa önümüzdeki sezon adına bir tahminde bulunmak hiç de zor olmazdı.
Terim'in kozu milli takım
Ben; Türk futbol tarihinin en başarılı teknik adamının 2014-2015 sezonunda sadece "Milli Takım'' görevinin devam edeceğini zannedenlerdenim. Keza, Aysal ve Terim arasında imzalanacak 2 yıllık sözleşmede -her zaman olduğu gibi,yine- iki tarafı da bağlayan bir tazminat maddesi bulunmuyor.
Terim "Benden bu kadar'' dediğinde Aysal "Sezon sonu geldi, birisini seç hocam'' derse Terim'in sözleşmeye dayandırılarak öne sürülebilecek bir kozları bulunmuyor.
Aysal'ın kozu, Terim'siz bir Galatasaray düşleyen bazı profesyoneller, Terim'in kozuysa"Milli Takım.'' Sonuçta; iki tarafın da içine sinen ve iki tarafı ortak bir paydada buluşturan bir sözleşmenin imzalanacağına inanmıyorum.
Yeni sözleşmenin ise Galatasaray'da suları dinginleştirmek yerine, "Bakalım önce kim davranacak'' merakıyla beslenen yeni ve şiddetli bir gerilime vesile olacağını düşünüyorum.
Sözleşmenin sonuçları, Türk futboluna daha çok ve en çok fayda getirecek şekilde tezahür etsin ve hayırlı olsun.
Tanrı'nın eli ve Allah'ın tokadı
Şu an uçaktayım. Siz bu satırları okurken, ben Buenos Aires'e uçuyorum.
7'sinde olimpiyatın ev sahibi belli olacak.
Türkiye'de yarın sabahın ilk ışıkları esnasında ayak basmış olacağım Maradona'nın memleketine.
Maradona'nın aynı maçta attığı o iki gol geliyor aklıma. Birisi tüm zamanların en müthiş slalom golü, diğeri ise meşhur ''Tanrı'nın eli''. Hem de; Falkland'ta Arjantinliler'e bomba yağdıran İngiltere'ye.
Cumartesi günü, Türkiye tarihinin en önemli golünü bir şekilde atalım istiyorum.
Türk spor kültürü adına, şehrim İstanbul adına o milada tanıklık etmek istiyorum. 1-0 olsun da, ister "slalom'', ister ''Tanrı'nın eli'' olsun. Hiç fark etmez.
Bizim olsun!
Olumsuz bir sonuçtan bahsetmek bile istemiyorum. Kazanacağımıza dair hiçbir endişem yok. Ve şimdiden ilan ediyorum; bir sonraki yazımın ismi "Allah'ın tokadı'' olacak.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
