ZEKİ UZUNDURUKAN 6 savunmacı ile sahaya çıkarsan tabi ki hücum edip, rakip kaleye gidemezsin! Bu arada hep söylüyorum Roman Neustadter, Sadık'tan çok daha tecrübeli bir oyuncu. Dün Sadık yine neler yaptı! Soldado ise ilk yarıda tam bir hayal kırıklığı idi. İsabetli pas Harun: 7; Soldado: 5... 8 maç sonra ligde ilk 11'de sahaya çıkan kaleci Harun, yaptığı acemice hatalarla taraftarları tedirgin etti. İlk yarıda bir şeyler yapmaya çalışan taraf, konuk Sivasspor'du. Yiğidolar; Douglas, Özer ve Emre ile etkili ataklar geliştirdi. Ama Diabate çok etkisizdi. Sivasspor, ikinci yarıda önde basıp, Fenerbahçe savunmasını hataya zorladı. Bunda zaman zaman da başarılı oldu. Fenerbahçe'de savunma hata yaptıkça tribünlerden protestolar yükseldi. Ve kenarda Ersun Yanal, sahada futbolcular o kadar uyudular ki... Hal böyle olunca Özer Hurmacı affetmedi! Gol bağıra bağıra geliyorum dedi. Tam herşey kötüye giderken Soldado imdadına yetişti Fenerbahçe'nin... Ardından Mehmet Ekici'nin güzel golü, kabus gibi geceyi bayram yerine çevirdi. Tribünler coştukça coştu. Fenerbahçe'ye ilaç gibi gelen bir galibiyet oldu. Ama oynanan futbol ortada! Bu maçı ne Ersun Yanal'a; ne de futbolculara yazabiliriz... Dün gece 3 puanı Fenerbahçe formasının büyüklüğü getirdi... EMRE BOL Tolgay orta sahada çok top kesmesine karşın oyunun hücum yönünde etkisiz kaldı. Ayew emin olun Douglas'ın tırnağı etmez. Topal'ın sakatlanıp yerine Ekici'nin girmesi F.Bahçe'nin 3. bölge etkinliğini arttırdı. Şuursuz oyun biraz daha aklı başında bir hal aldı. Zaten bundan sonra 'olgun' ataklar izlemeye başladık. Sarı lacivertlilerin bu sistemsiz oyununda en çok savunmayı eleştiririz. Sadece hücumu düşünen futbolcu grubuyla çok fazla pozisyon verir çok gol yer. Dün Sivas atamadı ama ya atan bir rakip olursa ne yapacaksın? Şu F.Bahçe'de beni heyecanlandıran 1-2 oyuncu var. Birisi de Moses... 90'da attığı bir depar var ki; bu onun fiziksel olarak ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Ersun Yanal'ın artık daha dikkatli olması şart. Malum onu yönetim değil tribünler getirdi. O yüzden acil olarak taraftarın istediği F.Bahçe'yi göstermesi lazım. Yoksa taraftar getirdiği gibi göndermeyi de bilir. Sivas maçı kalan maçlar arasındaki en kolay maç olarak görünüyordu. Sivas'ın 'oynayarak' kaybettiği maç, Yanal'ın kısmetiydi aslında... Ama papaz her zaman pilav yemez! AHMET ÇAKAR F.Bahçe dün gece ucuz kurtuldu. Maçın tamamında dominant bir futbol ortaya koymadılar. Üstelik ilk golü de F.Bahçe yedi. Sivas soldan geldi, organize oynadılar. Özer Hurmacı'ya çok güzel çıkarttılar ve o da Sivas'ı öne geçirdi. İşte o dakikada hiç kimse geri kalan kısıtlı dakikada F.Bahçe'nin kazanacağını düşünmemiştir. Sakın geride kalan dakikalarda F.Bahçe'ye maçı kazandıran oynadıkları futbol diye düşünmeyin. Bu golden sonra Soldado'nun şok golü geldi, ardından da bitime dakikalar kala Mehmet Ekici'nin kapalı köşeden attığı golle F.Bahçe 3 puanı aldı. Hepsi bu! Dün gecenin tek kazancı 3 puan. Aslında 'Sıkıntılı dönem yaşayan F.Bahçe için önemli 3 puandı' derseniz, bir mesele yok. Ama ortaya konan futbol hem çok üzücü hem de çok rahatsız edici. Bu futbolla, bu oyun anlayışı ile F.Bahçe evinde şu veya bu şekilde kazanıyor. Ama ya deplasmanlar? İşte orası büyük bir soru işareti. Sivas'ı oynadıkları futboldan dolayı kutluyor ama yedikleri manasız gollerden dolayı da kınıyorum. Pekala galip gelip ya da puan alıp evlerine dönebilirlerdi. Bana göre sahanın en başarılı ismi, maçı büyük bir olgunluk ve büyük bir başarı ile yönetmiş olan hakem Bülent Yıldırım'dı. GÜRCAN BİLGİÇ Tempoyu düşük tutan, topu kaleye yaklaştırmayan süreç, Fenerbahçe tribünlerini de 'seyirci' haline çevirdi. Maçın Kadıköy'de olduğunu anlamamız için Sivasspor'un golü bulması gerekti. Takımın en ihtiyacı olduğu anda kendi futbolcularını ıslıklamaya başlayanların, geçmişte 'Kadıköy Cehennemi'ni yaratanlarla alakası olmadığını tribüncüler çok iyi biliyor. Soldado'nun bir anlık gafleti değerlendirmesi, yeni bir maç seyrettirdi bize. İp cambazı gibi oynadı iki takım da. Moses'ın önlenemez performansı karşısında faul makinesini devreye sokuyordu Sivas defansı. Duran toplara da Fenerbahçeli oyuncuların değememesi, ayrı bir sorun. Rakip çalışmış, topu kullananlar ve bekleyenler yetersiz kalmıştı. Aranan çıkışın 'üç puanda' gizli olması, Ersun Yanal'ın maç öncesindeki, 'Oyunun değil, skorun peşindeyiz' açıklamasından da anlaşılıyordu. Bu takımın kalitesi ve oyun aklı, bu derece direnci aşacak kapasitede değil. Bu nedenle sürekli denemek ve bulduğu fırsatları da değerlendirmek zorunda. Dirar ve Valbuena'yı işte bu noktada gözler arıyor. Üstüne gelen Topal sakatlığıyla, defans güvenliği de gitti. Ortalıkta en az görünen Soldado'nun iki golün de birinci kahramanı olduğunu belirtelim. Moses'ın artık 'başka bir oyuncu' olduğunu gördük. Umutlandı herkes. Zajc'ın pas kalitesindeki problem sürüyor, Tolgay daha tempoyu kaldıramıyor. Harun yine güven vermekten uzak, Sadık telaşının mağlubu. Birçok eleştiri getirebiliriz. Mehmet Ekici'nin mucize golüyle birlikte yeniden hayata dönen koca bir camia var. Bu maçın gerçeği bu. Kötü sezonun tüm yükü bir anda bu maçın üstüne kalmıştı çünkü. BÜLENT TİMURLENK Futbol ya da basketbol, top sadece ayağınıza ve elinize geldiğinde oynanan sporlar değil. Tenisçi topu raketine mi bekliyor, yoksa rakibinin vuracağı köşeye hareketlenip pozisyon mu alıyor? Takım sporlarının olmazsa olmazı, top takım arkadaşındayken ona birden fazla pas alternatifi yaratmak, hele ki bu oyun futbolsa pas için kurulan üçgenler ne kadar büyürse top kaybı da o kadar fazla olur. Fenerbahçe'nin de dün kazanırken zorlandığı ve özellikle ilk 75 dakika yapamadığı buydu. Dakika 19'da Hasan Ali'nin orta saha içinde tek pas alternatifi Moses'dı ve Moses'ın ayağına top geldiğinde 3 Sivaslı sıkıştırmaya gelmişti bile.. Topu ayağına isteyen ve oyunu o an oynamaya başlayan futbolcularla organize atak yapabilmek mümkün değil. Orta sahada iki kesici Tolgay ve Mehmet Topal'ın hücuma desteği olmayınca Zajc'ın ayağına top geldiğinde onu uzaklardan izleyen 3 adam vardı: İki kanatta Moses, Ayew ve en uçta Soldado. Sivasspor, Başakşehir'i İstanbul'da devirirken de önde baskıyla rakibi ısırmıştı. Dün de bunu ilk yarıda başardılar. Attıkları golde organizasyon nefisti ama Fenerbahçe bir dakika sonra Soldado'un kilit pası ve son vuruşuna imza attığı golle hemen gol bulunca karşılarında ayağa kalkmış tribünleri de buldular. Ekici'nin golünde Hasan Ali'nin son vuruşu, Yanal'ın takımı adına en organize ataktı. Hakan Keleş, Robinho'yu kaybettikten sonra Diabete'nin enerjisiyle hücumunu ayakta tutuyor ama dün akşam cesur oyunları usta bir son vuruşçu gerektiriyordu. Fenerbahçe hücum girişimde neden en azından 15 ve üstüne çıkamıyor ve neden evinde ilk 45 dakikada çerceveye tek isabetli vuruş yapamıyor? 3 puanı cebine koyan Yanal'ın milli arada cevap bulması gereken budur. ÖMER ÜRÜNDÜL İkinci devrede işin ciddiyeti arttığından daha hırslı ve biraz daha tempolu bir Fenerbahçe vardı. Rakip baskı altına alınıyor ama yine pozisyon yok. En büyük sıkıntı ileri uçta. Ayew çok yetersiz; Soldado güçsüz, Moses ise 3-4 sprint ile işi idare etmeye çalışan güçsüzlerden. Bu arada Mehmet Topal sakatlandı ve Yanal'ın hatası gündeme geldi. Tolgay zaten fizik olarak tam hazır değil; maç kora kor gidiyor. Bu durumda Mehmet Topal'ın yerine bir ön libero girmeliydi; yani Jailson. Ama Mehmet Ekici girdi. Sonra Zajc'ın yerine hazır olmayan Alper'in girmesi de yanlıştı. Ve o arada da etkili çıkışlar yapmaya başlayan Sivasspor golü buldu. Artık süre azdı, iş çok zordu, taraftar tepkisi de başlamıştı. Ama gecenin kurtarıcısı golden 1 dakika sonra beraberlik golünü atan Soldado oldu. Ve sonuçta Mehmet Ekici'nin iğne deliğinden geçen vuruşu ile Fenerbahçe önemli bir üç puana ulaştı. Mağlup durumdan öne geçmesine rağmen o moralle uzatma bölümünde ciddi tehlikeler atlatması da takımdaki sıkıntıların göstergesiydi. Sivas iyi mücadele etti, en büyük şanssızlıkları öne geçmenin rehaveti sırasında beraberlik golünü yemeleriydi. Bu arada ligin en iyi ve en etkil i ofansif beki Douglas'ı orta sahaya monte ederek randımanını en aza indiren teknik direktör Hakan Keleş'i kutlamak gerek!