Tecrübemizle aldık
Oyunun başında sahamızda bekleyip uzun toplarla sonuç almayı hedefleyince Belçika'nın ekmeğine yağ sürdük. Orta alanı yürüyerek geçtikleri dakikalarda Çağlar Birinci'yle (Geçtiği ıskayla pozisyonu yoktan var etti!) başlayan hatalar zinciri sonucu erken gol buldular.
Ardından bizde panik artarken onlarda cesaret tavan yaptı. Selçuk Şahin, 15. dakikadaki pozisyonda son anda ikinci golü önlemese bu maçı çevirmemiz imkansız olurdu.
Kaotik ortamda Emre ve Arda başta tecrübeli ayaklarımızla top dolaştırıp güç de olsa oyunda dengeyi kurduk. Derken tabelayı da eşitledik.
Hem de ne eşitlemek. Arda, Belçikalı'yı çarşıya gönderdikten (!) sonra Burak'ın ayakkabısının bağcıklarına nişanladı topu.
İkinci yarıda bizim çocuklar hafif bir Barça havasına girip 25-30 paslık seriler sunarken Belçika takımı, risk almadan vaziyeti idare etmeyi tercih etti. Yürüyen orta sahaları pas trafiğimizi bozmaya teşebbüs bile etmedi.
Tüm enerjilerini her türlü riski alacakları son dakikalara saklamayı düşündüler sanırım.
Ayağına sağlık Witsel!
Kazım ve Burak'ın önde yalnız ve de etkisiz kaldıkları son bölümde gruptaki kaderini belirlemek için son bir gayretle yüklenen Belçika penaltıyı kazanınca yüreğimiz ağzımıza geldi.
Allah'tan Witsel (Ayağına sağlık!) topu tribünlere göndererek kararmak üzere olan gecemizi aydınlattı.
Bu arada Hiddink'in, yorulan ve yürümeye başlayan Kazım dururken Burak'ı neden çıkardı onu pek anlayamadıysak da Ekici ve Topal ile orta sahayı güçlendirmesi doğru bir tercihti. Özet: Tecrübemizle oyunu kontrol edip istediğimizi aldık. Dikkat!: Bu bir puan bizi hedefe taşıyacaktır. Final: Medeni geçinen topraklarda milli marşımızı yuhalamak, deyim yerindeyse moda oldu. Biraz saygı lütfen.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

