TORBA...
UEFA Ligi'ne girmeyi kariyerine ekleyen Mustafa hocayı ve ekibini kutlarım.
Trabzonspor, ilk maçın avantajlı skorunun verdiği rahatlıkla sahaya çıktı.
Heyecanlı Yusuf'u oynatan Mustafa hoca adım adım 1461 Trabzon ruhunu sahaya süreceğinin sinyalini verdi.
Henrique'nin, Adrian ve Malouda ile birlikte, sahada daha fazla zaman geçirmesi, ilerleyen haftalarda takımı olumlu etkileyecek gibi.
Takım olma yolunda nispeten kolay olan bu tip maçlar büyük bir şans ve bu durum da çok iyi değerlendirildi diye düşünüyorum.
Yusuf ve Batuhan'ın yanında Kadir ve A.Kadir'in de sahada olması risk olmazdı.
Volkan krizi ve akabinde CAS kararlarının açıklanması ile şikenin tescil edilmesi şehirde ne gibi bir heyecan yarattı bilemiyorum.
Ancak izlediğimiz tribünler şampiyonluğu kutlar gibi değildi.
***
Bu iş birlikte hareket etme işi.
Kulüp ve şehrin birbirlerinden hızla uzaklaştığını düşünüyorum...
Karşılaşmanın bazı bölümlerinden Malouda'nın resitalini izlerken, bazı bölümlerde de Adrian'ın "burada ben de varım" mesajlarını izledik...
Ancak tüm bu iki usta oyuncunun yanında Henrique'nin golleri ve asistini unutmamak gerekir. Öyle bir alıştırdı ki...
Gol atmadığı bir maç oldu ve o maç yerden yere vuruldu. Sanırım Henrique'nin birileri tarafından ayartılıp, yeniden takıma dönmesi gerekiyor, iyi bulunması için...
O değilde, torba demişken... "Milletin ağzı torba değil ki büzesin" diye harika bir atasömüz var... Üzeri, gazete kağıtları ile örtülmeye çalışılan, bir kaşık suda boğulmuş Türk futbolu... Yanında onu görmezden gelip, şezlongunda güneşlenen, denize çivileme, balıklama dalınan Türk futbolu...
Geldin mi şimdi yolun sonuna?
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
