Hakkı Yalçın

Hakkı Yalçın

27 Ocak 2026 | Salı

İki deli dalga!

Fenerbahçe'nin Göztepe karşısında futbol olarak sıradan olduğu ve galibiyeti sahadaki futbolcuların inkar ettiği doğrudur. Aston Villa maçının yorgunluğunu bahane etmenin, "klişe savunma" olması ne kadar doğruysa, 2 puanlık kaybın Tedesco'nun hanesine yazıldığı da doğrudur. Göztepe karşısına santrforsuz çıkmanın, Talisca'nın o bölgede kaybolmasına yataklık etmenin ve orta alandaki donuk heykelleri seyretmenin tek sebebinin de Tedesco olduğu doğrudur.

Göztepe'nin hücum anlayışının, Fenerbahçe'nin savunmaya geçtiği yerde bitmesi gerekirken, yenilen golde savunmanın ağır ve hantal olduğu doğrudur. Maçın son çeyreğinde rakip kalede kurulan müthiş baskıdan gol çıkmayışının, işin içinden çıkamayanların defolu yanlarının ortaya çıkmasıyla ve sistemdeki vasatlıkla ilgili olduğu da doğrudur. Nene'nin attığı golü ve birkaç dakikalık aksiyonlu sahnelerini izledikten sonra ağzıyla kuş tuttuğu da doğrudur, her maça eksik başlamanın simgesi haline gelen Kerem Aktürkoğlu'nun kenarda kalması da. Sahadaki en özel adamın Musaba, en büyük hayal kırıklığının Guendouzi ama en sevimsiz adamın da Skriniar olduğu doğrudur.

"Sezonu değil sadece 2 puan kaybettik" diyen Tedesco'nun pansuman yaklaşımı doğrudur ama böyle kayıpların sezon sonunda aslında kaç puan ettiğinin hesabını şimdiden sormak da doğrudur. Sonuç ne olursa olsun, bu takımın ikincilikle yetinmeyip büyük hedeflere yürüdüğü ve her zaman böyle olmayacağı da doğrudur. Peki, yanlış olan nedir? Takımın eksik yanlarını fark etmeyenlerin hala gerçek bir golcünün yokluğunun takımdan neler götüreceğinin hesabını yapmaması. Ve her şeyden önemlisi böyle maçları oynamadan kazanmış olduğunu farz etmesi. Yanlışları saf dışı etmek, sahada mücadele etmek için gerçek beklentilerin önünü açar. Yoksa bu anlayış Fenerbahçe'nin başına büyük dertler açar!

Futbolun ülkemizdeki kalitesini sorgulamak için üst katlara bakmak yeterli. Karagümrük karşısında Galatasaray'ın sadece adı kazandı, futbol olarak tadı tuzu yoktu. Kof bir savunma biçimi ve orta alanda enerjisini yitirmiş ruh hali. Güçlü bir takım karşısında böyle yakalandığı zaman Galatasaray'ın kayıp verme ihtimali büyük. Futbolu reddeden takımlarda kaos oluşma imkanı da büyüktür.

Osimhen'in attığı gol harikaydı. Barış ve Yunus yine felaketti. Barış'ın yerde yatan rakibinin kafasına kadar uzanan ayakkabılarına baktım da zulmü faule tercih etti. Kırmızı kartı göstermesi gereken hakem de bu eyleme ortak oldu sarı kartı tercih etti. Futbolda görülmesi gerekenlerin üzerinden atlanıyorsa, adaletsizlik ikiye katlanıyor demektir. Ne yazık ki asla bu ülkede şaşırtıcı değildir.

Galatasaray, İlkay Gündoğan'ı transfer ederken kendisine başrol teklif etti, İlkay figüran olmayı seçti. Bir teknik adam böylesine umarsız birine ayrıcalıklı davranıyorsa, etiketli ağalar da bu ayrıcalık yüzünden gelişme ve mücadele etme ihtiyacı duymuyor! Oysa futbolda gerçek transfer hesabı; verdiklerini geri istemektir. Bir futbolcuya düşen de aldıklarını ödemektir. İlkay Gündoğan bu hesaplardan muaf. O yüzden Osimhen'e yaptığı asist her şey için yeterli sayılır.

Yoksul futbolla iki takımın da puan kaybetme ihtimali zenginleşirken, her takım kendine göre iyimser, kendine göre umutlu. Bu da gösteriyor ki, "bu lig daha çok su götürür!" Çünkü iki deli dalga aynı denizde!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA
Anasayfa Anasayfa Beşiktaş Beşiktaş Fenerbahçe Fenerbahçe Galatasaray Galatasaray Trabzonspor Trabzonspor