Hakkı Yalçın

Hakkı Yalçın

20 Ocak 2026 | Salı

Ciddiyet!

Fenerbahçe'nin Alanya'da ilk yarıdaki "tatildeyim" moduyla, ikinci yarıdaki "bu maçı kazanmam gerekir" gerçeği arasında iki ayrı takım görüntüsü vardı. İlk yarıda rakibi güçlendiren oyun anlayışıyla, iki kez yenik duruma düşüp maçı kazanmak arasında "ciddiyete dönüşün" etkisi de büyük, sahadaki sistemin değişmesinin de. Maç zor da olsa kazanılmışken, liderle aradaki puan farkı bire inmişken, işaret edilmesi gereken en anlamlı gerçek; hiçbir rakibin şakaya gelir tarafı olmadığı ve ciddiyetten bir an bile sapılmaması!

Maçın adamı attığı 2 golle Talisca. Attığı galibiyet golünden önce Tedesco'yla pozisyon planlaması da var. Ama Talisca'nın faulle zerre kadar ilgisi olmayan ve kendini yere attığı iki pozisyon var. Hele ikincisinde Tedesco saha kenarında faul deyip zıplayıp durdu ve sarı kart gördü. Burada Tedesco adına irdelenmesi gereken, "futbolcunu emek hırsızlığına değil adam gibi oynamaya teşvik et" gerçeğidir. Talisca adına irdelenmesi gereken de "maçın kazanılma şartlarını koşarak anlat, kendini yere atarak değil!" Bunları boşuna yazdığımı biliyorum, çünkü bu ülkede sadece skora bakılır dekora değil. Duruşunu bozmayan İsmail Yüksek, Asensio benim işaret ettiğim isimlerin başında. Yiğit Efe Demir bu takıma yerleşir. Bazı futbolcuları Alanyaspor karşısında verimsiz görsek de onların yıldızı gelecek maçlarda parlar. Ama komplekslerini aşamayan Kerem Aktürkoğlu kendisiyle boğuştukça bir adım öteye gidemez. Ayağının içiyle kendi alanında hamur yoğuran Skrinar'ı yere göğe koyamayanlar Fenerbahçe'nin yediği ikinci gole de iyi baksınlar, kaçırdığı adamlara da!

Galatasaray'ın Antep karşısında oynadığı futbolun sözlük karşılığı; "yapay baskı doğal kayıp!" Kötü yanlarını inatla koruyan takımda gerçek emekçi ve zeka yüklü bir tane adam yoktu. Bir şeye inanmak için kavga vermek gerekir Galatasaraylı futbolcularda böyle bir düşünce de yoktu. Unutulmasın ki sıradan adam konumuna düşenlerin sırrı ya paslanmaktır ya da mazideki etiketli resimlere yaslanmak. Terazinin bir kefesinde ödenmiş çuvalla para, diğer kefesinde bir çuval gamsızlık. Vicdan terazisinde bir kıl bile ağırken, eleştirilere bu kadar sağır olmak bir futbolcuya ne kadar keyif verir? Bu bilmeceyi özellikle İlkay Gündoğan'a sorsak ne cevap verir? Bazılarının kitabında fedakarlık yazılı değilse bütün sorular geri gelir.

Takımdaki aslardan zerre kadar yarar yokken, yedeklerden medet ummak da ancak bu kadar olur. Defolu can simidi Ahmet Kutucu'nun maçın 94'üncü dakikasında 30 metreden geri pas vermesindeki çaresizliği dile getirsek ne yazar. Barış Alper Yılmaz'ın attığı gole karşılık ezdiği topları hesaplarsak maçın sonunda kim borçlu çıkar! Aldığı ekstra transfer ücreti de buna dahildir! Osimhen'in gelişiyle her şeyin düzeleceğini hayal edenler, felaketi harekete geçirmenin filmindeki "boş oyuncularla" temsil ettikleri liderliği de yakında mumla arar!

Trabzonspor'un Kocaeli'de kazanması, takımda oluşan karamsarlık bulutlarını dağıtmak kadar üst katları boş bırakmama eylemidir. Eldeki kadroyu en iyi biçimde şekillendirmenin ve yenik duruma düştüğü maçlardaki başkaldırmanın bedelidir. En çok da Beşiktaş'tan kiralanan Muçi'nin attığı gollere seviniyorum. Yıllarca o formayı giyen Necip Uysal'ı ve efendilik sembolü Mert Günok'u bir kalemde silenler, gönderdikleri Muçi'yle de bir bedel ödüyorlar belki. Burada Fatih Tekke'nin de hakkını verelim. Muçi'yi özel birine dönüştürmek herkesin harcı değil çünkü.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA
Anasayfa Anasayfa Beşiktaş Beşiktaş Fenerbahçe Fenerbahçe Galatasaray Galatasaray Trabzonspor Trabzonspor