Fotoğraflar
Süper Kupa finalinde de gördük ki Fenerbahçe istikrarlı bir çıkış yaşıyor. Nokta transferlerin yerine oturmasıyla, sahada dimdik ayakta kalanların uyumunda sorun yok. Tedesco'nun saha kenarında Mourinho gibi sükseli bir duruşu yok ama oyunu okuma konusunda çok farklı. Yeni transfer Guendouzi kendisinde var olanların bir kısmını sergilese de bu maça yetti. Ama "takımdaki sadeliğine görkem katan oyuncu kim?" derseniz; "İsmail Yüksek" derim. Hem savunma hem takımın çıkış noktasında bu denli etkili olabilen birinin mücadele ruhu bir an bile aksamadıysa, bu adam benim için tüm yabancılara bedeldir. Ama böyle emekçilerin gerçek değerini bulması için "yabancı bir isme" sahip olması gerekiyor belki de!
Süper Kupa'dan daha değerli bir hedefe ulaşmak için ligdeki mücadelenin Fenerbahçe lehine gelişeceğini söylersek acele etmiş olmayız. Bu düşüncemde Fenerbahçe'nin takım olma gerçeği ve kazanma ihtirasıyla, fikstür avantajı da büyük etkendir. O yüzden Fenerbahçe'nin Süper Kupa'da Galatasaray'ı yenmek için oluşturduğu şartların ligde de ayakta kalacağına şüphem yok.
Kaleci Mert Günok'un yıllar sonra Fenerbahçe'ye dönmesine sevindim. Bu beyefendi adamın yetiştiği kulüpte saygıyla karşılanması Fenerbahçe'ye yakışan bir duruş ama Kasımpaşa'ya kiralanan İrfan Can Kahveci'nin gözden çıkarılma nedenini merak ediyorum. Bir adam nasıl bir hata yapmıştır da affedilmez olmuştur? Başkanın bile affedilme şartlarının oluştuğu kulüpte cezaların da şeffaf biçimde işlemesi gerekiyor. Kol kırılıp yen içinde kaldıysa, İrfan Can Kahveci niye dışarıda kaldı? Ayrıca Süper Kupa zaferini zarif biçimde kutlaması gereken Fenerbahçe'nin maç sonu resmi sitesinden yaptığı "maymun görüntülü" paylaşımın ezeli rekabetin kalbini kırdığını söylesek ne yazar. Kırılmadık yıkılmadık ne kaldı ki!
Galatasaray'da konsantre sorunu var. Rakip alana top taşıyan sihirli postacıların kaybolması kadar, rüzgara kapılmış adamların tükenmiş hallerinin de etkisi büyüktü. Onları maç boyu saha kenarından izlemek de yenilginin baharatı oldu! Kendilerini teşhir edenlerin ligdeki pozisyonlarının böyle olmayacağı düşünülse de Fenerbahçe güçlenirken Galatasaray'da azalmanın varlığı da yadsınamaz! Sadece Osimhen üzerinden teselli mektupları yazmak yetmez, bazı futbolcuların bu takımda yerinin olmadığını da görmek gerekiyor!
Ahlakı gittikçe bozulan bir futbolumuz var. O yüzden ahlaksızlığın kariyer sağladığı bir futbolcu sistemi de var. Rakibinin teması olmadan kendini yere atan ve ortalığı yangın yerine çevirenlere bakıyorum da "bunlar futbolcu değil patentli sürüngen!" diyorum. Bunlar çuvalla para kazanıyor ve bu pozlarına karşılık hala el üstünde taşınıyorsa, futbolun bu kadar ahlaksızlığı kaldıracak gücü var demektir. Giderek herkes birbirine benzerken, yaptığımız eleştiriler de düşünce israfından başka bir şey değildir.
Böylesine bir futbol düzeninde özlediğimiz geçmişe dönebilme ihtimalimiz elbette yok ama geleceğin kötülüklerle dolduğu bir dünyada geçmişin güzelliklerini hatırlatmaktan asla vazgeçmem. Bizler mazideki o asil insanları arıyoruz, veda buselerini zulamızdaki şiirleri, şerefli bir hayatın ahşap merdivenlerini. Bizim böyle yıllarımız ve güzel insanlarımız vardı, bir zamanlar keyfine doyum olmazdı buraların. Şimdi betonların içinden başını uzatmış çiçekler gibi, ne zaman siyah beyaz bir fotoğraf görsek içimiz eriyor. Çünkü insanların kalbindeki kire inat; o tertemiz fotoğraflar kabuğunu temizler yaraların. O da nereye kadar!
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

