Tek başına
Fenerbahçe, 2-0'ın rövanşında Manisaspor önünde kontrollü bir oyun ile finali hedefledi. Bir bakıma sarı-lacivertli ekip, Beşiktaş maçını düşünerek fazla yıpranmama planı içindeydi. Bu nedenle topla fazla oynamayı, bol ve isabetli pas yapmayı düşündü. Ancak bu amaca yönelik oyuncuların sahada olmaması, maçın Fenerbahçe açısından sıkıntılı başlamasına neden oldu. Savunmada yan yana gelen Bekir, Lugano ve Deniz üçlüsü savunmadan çıkarken topları kullanmadı. Orta alanda Selçuk ve Vederson oyuna ağırlık koymayınca sorun büyüdü. Bir de Gökhan Ünal'ın ilerde top tutamaması Manisaspor'un iştahını kabarttı. Ev sahibi ekibin tüm planı, kalabalık orta alanda kazanılan topları, hızlı hücuma çevirip, özellikle İsaac ve Güven'le buluşturmaktı. Nitekim bu hedef doğrultusunda Manisaspor Güven'le golü de buldu. (Hatta ikinci yarıda bir de önemli pozisyon) Maça rölanti başlayan Fenerbahçe'nin bu golden sonra hareketlenmesi beklenirken, sarı- lacivertli takım klasik oyun anlayışını değiştirmedi.
Sonuç önemli...
Soyunma odasına 1-0 geride giden Fenerbahçe'ye Daum'un yaptığı uyarıların etkili olduğuna, sarı-lacivertli takımın ikinci yarıda biraz kıpırdamasıyla tanık olduk. Burada takım oyunu olarak etkinlik yoktu ama sonuca yönelik bireysel girişimler izledik. Mehmet Topuz'un 49. dakikada Emre ile yaptığı pas alışverişi Fenerbahçe adına ilk pozisyon olarak kaydedildi. Bu arada yıldız transfer Mehmet Topuz'un hala bir maça ağırlık koyamaması dikkatten kaçmadı. Sonuca tesir eden isimse Alex'ti. Oyun içinde Yiğit'in markajında bunaldı, geri gelip top almaya, oynamaya çalıştı. Buna karşın oyunda etkinliği yoktu derken, tek kişilik bir gösteri için sahne aldı. Bir bakıma bireysel bir yıldızın maçın sonucuna nasıl tesir edeceğinin dersini verdi. Sonuç olarak Fenerbahçe, kanatları iyi çalıştıramadığı, iyi oynamadığı bir maçta, bireysel beceriyle sonuca gitti ve finale de adını yazdırdı.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
