Işığı görmek için!
Kolay bir süreçten geçmiyor Bursaspor... Tarihine baktığımızda her maçın final olduğu bir dönem olduğunu hatırlamıyorum. Bu süreçte önemli kırılma maçları yaşanıyor. Bunlardan biri İstanbul'da Belediyespor karşılaşmasıydı. Bursaspor o virajı alamadı. Yeni dönemeç Ankara'daydı, orada da istenen sonuç elde edilemedi. Üstelik iki maç arasında ciddi benzerlikler ortaya çıktı. Her iki maçın da ilk yarılarında kendinden emin, ofansif etkinliği yüksek Bursaspor sahada yoktu. Oysa bu ikinci yarılarda daha bildik görüntüler vardı. Farklılığın nedenini bilmek için kâhin olmak gerekmiyor. Ertuğrul Sağlam takımını baskıdan uzaklaştırmak için ne kadar çaba harcasa da şu ana kadar bu konuda başarılı olamadı. Çok basit bir örnekleme yapalım. Bursaspor arkasına bakmadığı rahat bir ortamda çıkacağı bir Gençlerbirliği maçı oynasa kaleci Serdar'ın bu kadar büyümesi, Sercan gibi bir golcünün bu kadar kötü vuruşlar yapması mümkün mü?
Her şey kendi elinde...
Arkaya bakarak koşmanın ne denli tehlikeli olduğunu söylemeye gerek yok. Yarışı önde götürmenin yükü sıkıntıyı büyütüyor. Ancak Sağlam'ın da dediği gibi geleceğe umutlu bakmak açısından, Gençlerbirliği maçına kazanılan bir puan olarak yaklaşmak lazım... Ancak... Bursaspor şampiyon olmak istiyorsa bu sonuca mental olarak hazırlanması gerek. Özellikle dış saha sıkıntısını ortadan kaldırmak şart... Hepsi bu değil tabii. İç saha maçlarına kazanılmış üç puan olarak bakmak Antalyaspor maçındaki 90 dakikaya neden olacaktır. Bu haftaki rakip, Gaziantep'in Manisa karşısında yaşadığı kayba bakıp, bu karşılaşmaya Ankaraspor mücadelesi muamelesi yapmak, Galatasaray sınavı öncesi avantajın kaybolması sonucunu doğuracaktır. Özetle Bursaspor, sonunda ışık olan bir tünele girdi. Ya ışığı görecek, ya da hızla gelen bir treni... Her şey kendi elinde...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

