Ufuklar kararmadan umutlar yok olmadan – Yunus Akgül – Fotomaç ;
HEPSİ
    23 Kasım 2017, Perşembe

    Ufuklar kararmadan umutlar yok olmadan

    Özelde futbolun baş belası gibi dursa da, genelde sporun genelini ilgilendiren bir dert, 'sporda şiddet'… Futbolun kanayan birçok yarasına ilaveten, bir de 'yabancı istilası' diye sorun yumağı var kucağında… Gündemin bu iki baş konuğu hakkında, spor yazarından televizyon yorumcusuna, ekonomi yazarından magazincisine kadar fikir beyan etmeyen neredeyse kimse kalmadı.
    Genellikle varılan ortak görüş; Türk futbolunda uygulanan yabancı politikasının Türk sporuna büyük zarar verdiği, dolayısıyla derhal ve ivedilikle bu yapılan yanlıştan dönülmesi...
    Almanya ve diğer Avrupa Ligleri'nde daha fazla Türk futbolcu oynadığına işaret ederek, ironik bir şekilde Milli Takım Teknik Direktörü Lucescu'nun Türkiye'de kalmasının anlamsız olduğunu, Almanya'ya gidip oradaki maçları izlemesi gerektiğini yazıp söyleyenler bile oldu.
    Sporda şiddetin önlenmesi konusunda da yine varılan konsensüs mevcut yasaların yetersizliği ve olanların da yeterince işletilememesi...
    Ligler başlamadan önce kupa maçlarında felaket zilleri çalmaya başladı ve yine gördük ki; verilen cezalar komik, absürd ve caydırıcılıktan çok uzak...

    DEMOKLES'İN KILICI
    Saha kapatma cezası veriliyor; sahayı kapatarak kim cezalandırılıyor Allah aşkına?
    Bir kulüp başkanı çıkıyor ve herkesi tehdit ediyor. Futbol Federasyonu dut yemiş bülbül, gıkı çıkmıyor. TCK'lık bir durum olmasına rağmen 6222'yi geçtim, sportif bir ceza vermek için bile cesarete muhtaç bir irade ile karşı karşıyayız.
    Kamuoyunun vardığı tespitler ve çözüm önerileri doğrudur, yanlış olan çözümün Türkiye Futbol Federasyonu'ndan beklemektir.
    Çünkü, seçimle iş başına gelen bir federasyon, onu seçen kulüplere göbeğinden bağlıdır. Daha doğrusu kulüp yöneticilerine… Federasyonu iş başına "Biz ne dersek onu yapacaksın!" karşılığında onlar getiriyorsa, biz çözümü TFF başkan ve yönetiminden bekleyerek yanlış yerde arıyoruz aslında… Her kafadan bir ses çıkmasın, ortak kararlar alıp federasyona dikte ettirelim diye bir de Kulüpler Birliği Vakfı diye bir garabet kurdular ki;
    Demokles'in kılıcı...

    AVRUPA'DA FİNAL ŞART
    Vakfın aldığı bir kararı istersen uygulama, bir daha ki seçimlerde isminin üstünde kalın bir kara çizik bulursun.
    Kim ne derse desin, sporu saran şiddet sarmalını ve uygulanan yabancı politikası rezaletini bitirecek olan üst otoritedir.
    Bundan hiç kimse özerk yapısı olan ve görüntüde seçimle (!) gelmiş bir kuruma müdahale ediliyor ithamını çıkaramaz. Devletin, milletin aleyhine işleyen bir durum varsa oraya gerekli müdahalenin yapılması zorunludur. Aksi taktirde bugünkü kaos ortamı, olayların vahameti artarak devam eder.
    Devlet, bu kaotik ortamı sonlandırmalı, spor seyircisine yeniden güven ortamı sağlamalıdır. Ufuklar kararmadan, umutlar daha fazla yok olmadan Türk sporu kötü niyetli, şov peşinde koşan basiretsiz yöneticilerin oyuncağı olmaktan çıkarılmalı ve böylelikle var ama sindirilmiş olan gerçek potansiyelinin açığa çıkması sağlanmalıdır.
    Sonuçta; Galatasaray'ın yerin dibine sokulan, bırakın teknik direktörlüğünü adamlığını tartışmaya açtığınız teknik direktörünün ligin ilk iki haftasında üçer golle takımı zirveye çıkarması, benim için hiç bir şey ifade etmiyor mesela… Taraftar da takımını Avrupa kupalarında görmek istiyor!..
    Avrupa'da final istiyor!..

    YALDIZLARI DÖKÜLEN YILDIZLAR
    Kadrosunda iki, bilemedin üç Türk futbolcu ile oynayan ve geçen yıl ligi zirvelerde tamamlayan takımlarımızın Avrupa kupalarındaki ilk maçları hüsranla sonuçlandı.
    G.Saray adını bile söylemekte zorlandığımız, İddaa oynayanların dışında kimsenin tanımadığı Östersund adında bir takıma, Medipol Başakşehir Sevilla'ya elendi. Fenerbahçe de evlere şenlik Vardar'a kaybetti. Bu takımlara gelen futbolcuların tamamı sözde Avrupa'nın en iyi liglerinde oynayan adamlar… Transfer dönemlerinde gazetelerin yere göğe sığdıramadığı, dahası az buz paralara da Türkiye'ye gelmemiş isimler… Türkiye'de birbirlerine karşı şöyle, böyle oynuyorlarmış diye diye köpürtülen bu topçuları gördük işte. Avrupalı'nın karşısına çıkınca hakikat ortaya çıktı, yıldızların yaldızları döküldü.

    İŞTE NEDENLER...
    Nedenleri sıraladığımızda:
    1-Ya bizi fena halde kekliyorlar; Avrupa'nın ne kadar döküntüsü varsa bize kakalamışlar.
    2- Ya, bizim teknik adamlarda iş yok;
    Avrupa'nın anlı şanlı yıldız futbolcularını oynatmasını bilmiyorlar.
    3- Ya, memleketin havası ya da suyu yaramıyor. Buraya gelince bütün yetenekleri iflas ediyor.
    4- Ya da, Türkiye bir emekli futbolcu cennetine dönüştüğü için, biz istediğimiz kadar yırtınsak da, onlar emekliliklerinin tadını çıkarıyorlar burada…

    AHMET AK'TAN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
    Türkiye'deki spor kütüphanesi, dünyanın en fakir kütüphaneleri sıralamasında başı çeker. Nüfusu da, yüzölçümü de bizden daha az nice devletlerin spor kütüphaneleri bizimkinden kat kat daha zengin...
    Ne yazık ki bu alanda ürün verenimiz çok olmadığı gibi meydana getirilen az sayıdaki esere de talep neredeyse yok gibi...
    "Zamanla bu sorunun da üstesinden geleceğiz" diyerek, katkıda bulunmaya, her şeye rağmen üretmeye devam etmek gerek yine de… Ahmet Ak da buna inanan arkadaşımız olarak kolları sıvamış ve spor kütüphanesine kıymetli bir eserle katkı sağlamış…Ak, sporcu olarak güreş minderlerinin tozunu attığı yıllarda keyifle seyrettiğim sonra da spor teşkilatında birlikte çalışma fırsatı yakaladığım, hem sahada, hem de masa başında başarılı olan ender spor adamlarından biridir. Aktif spor hayatında Avrupa şampiyonluğu, olimpiyat dördüncülüğü gibi büyük başarılara imza atmış, minderlerdeki başarısını yöneticilikte de kanıtlamış bir isimdir.
    Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nde birlikte çalıştığımız yıllarda onu üretken, pratik çözüm önerileri sunan, hızlı ve toparlayıcı bir daire başkanı olarak tanıdım.
    Halihazırda, oldukça fakir olan spor kütüphanemize şahane bir kitap kazandırmış.
    "Türk Sporunda Sorunlar ve Çözüm Önerileri" adını verdiği kitap bu konularda kalem oynatan yazarından, hasbelkader yöneticilik yapanlara, yapmak isteyenlere ve sporculara kadar herkesin okuması gereken bir kaynak kitap olarak büyük önem taşımakta… Ülkemiz spor politikasının uygulamalarına yönelik bakış açılarını, değişik pencerelerden inceleyen ve spor yönetiminin sorunlarını ortaya koymakla kalmayıp, olanaklı çözüm önerilerini de sunan bu kitabın kaynakçasına baktığınızda, nasıl bir emeğin ve araştırmanın ürünü olduğunu kolaylıkla anlayabilmek mümkün...
    Temennimiz; bu kıymetli eserin kütüphane raflarında tıkılı değil, okuyucunun elinde satır satır çizili olması ve yöneticilerin aklında hece hece kalmasıdır.
    Tebrikler Ahmet Ak... Her şeye rağmen, durmak yok! Yola devam, üretmeye devam!

    • Yunus Akgül Yunus Akgül
      1. 25 Ağustos 2017, Cuma
      1. Gönder
        Yazdır
      2. A-
        A+