22 Mart 2020 | Pazar

Maç, lig ve spor

Lig ertelenecek mi'', '' duracak mı'' gibi spor evreni ve spor endüstrisine dair tüm ezberimizi deşifre eden, hayli güdük sorulara yanıt arayarak bir 10-15 gün geçirdik. Neyse ki dört branşın federasyon başkanları ve Süper Lig Kulüpler Birliği Başkanı'nın katıldığı toplantı sonrası ''malumun ilanı'' gerçekleşti.
Tüm yayın organları, Bakan'ın açıklamasının ardından duyuruyu yaptı; ''LİGLER ERTELENDİ!'' Bence, doğru ifade ''SPOR MÜSABAKALARI ERTELENDİ'' gibi bir şey olmalıydı.
Keza; alınan karar buydu. Müzik ile benzeştirecek olursak sadece şarkı yarışmaları değil, festivaller, konserler ve tüm dinletiler de ertelendi.
Ama bizim umrumuzda olan şey, -nedense- Fener'in, Cimbom'un, 'un, 'ın maçlarının oynanıp oynanmayacağı idi.
Ülkemizde ''spor'' deyince akla gelen ilk (çoğunluğa göre tek) şey; FUTBOL.
''Futbol'' dediğimizde aklımıza getirdiğimiz ilk şey ise, dört büyüklerin kendi aralarında, sosyal, ekonomik ve insani değerler üretmekten hayli uzak, ''düşmanlar'' üreten, üretilen düşmanları ''yok etmek'' amaçlı, ''ne olursa olsun kazanmak'' için, insanları renklere bölen, kişileri, kişilikleri kaybederek verilen bir savaş… H H H
Yani; pek çok kişi için ertelenen şey taraftarı olduğu kulübün futbol takımının ve o takımın ezeli düşmanlarının (!) ligde kalan 8'er adet FUTBOL maçı.
Spor endüstrisi açısından, yaşanan süreci, haftada birkaç bir bireyin algısıyla kavramak ve yorumlamak imkansız. Sakın ha, haftada birkaç futbol maçı izleyen kişiyi eleştirdiğimi düşünmeyin.
Dikkat çekmek istediğim o kişi değil, sadece o kişiye göre gelişmiş bir kurguyu tüm endüstriye dayatan, bir kısım futbolcu (çoğu yabancı), menajer ve yöneticiye hizmet eden malum SİSTEM(!).
Önümüzdeki günlerde bu köşeden spor endüstrisinin nereden nereye geldiğini, nereye ve nasıl gitmekte olduğunu, dilim döndüğünce anlatacağım. Çünkü; spor, koronavirüs kıskacındaki gezegende, nereye, nasıl evrileceği pek öngörülemeyen bir iş kolu oldu.
Batı kültüründe, spor endüstrisi için en büyük reklam veren ve sponsorlardan olan bahis firmalarıyla hayli içli dışlı ilerleniyordu. Hunharca büyüyen sektör, dört yılda bir sahne alan ''olimpik ruh'' dopingiyle vicdan paklıyordu.
Peki ya; Olimpiyat da ertelenirse ne olacak? Geleceğe, kim, nasıl hazırlanıyor? Devasa bir ekonomi ve istihdam için, kısa, orta ve uzun vade için yapılan planlar ne? Biliyorum ki devletimiz bu konuya dertleniyor ve eminim ki hazırlanıyor.
Endişem; kendi güç odakları ve dinamikleriyle felakete sürüklenen futbolumuza dair. Çünkü; futbol düzelmeden, endüstrimiz yelkenini rüzgarla doldurmakta hayli zorlanıyor.
H H H
Yazının başına dönelim; bizde spor algısı (maalesef) futboldan ibaret.
''Sporun geleceği ne olacak'' sorusu bizde ''ligin kalan sekiz haftası ne olacak?'' sorusuyla eş anlamlı.
Bu büyük ve güzel oyunun patronu TFF sadece iki görevi var zanneder yıllardır; milli takımın maç kazanması, hakemlerin fazla baş ağrıtmaması… Ya kulüpler, kulüplerimiz; yetersiz yerli hocalar-geçkin yabancı topçularla ''bi' şekilde'' şampiyon olmaya çalışan futbol takımları dışında pek de bir şey umursamayan spor(!) kulüplerimiz ne düşünüyor? Birer başkan, ikişer yönetici, birkaç renktaş medyacı, üç beş sosyal medya haydutu ile sezonun kalan sekiz haftası için planları ne?
Lütfen bu kez daha adil ve daha sağlıklı bir final tasarlayın. Sadece birkaç kişinin işine yarayacak ''play off'' gibi hilkat garibesi bir çözüm(!) vuku bulacak diye hayli korkuyorum.
Günü kurtarma kaygısı gelecekteki huzurumuzu bozmasın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN