Ozan Zeybek

Ozan Zeybek

05 Kasım 2020 | Perşembe

Ganimet

Uzun süre acı çekince, mutluluğa adapte olmak zor olur diye düşüyordum. taraftarı beni şaşırttı. Takımına güvenen, oynadığı oyundan zevk alan; açıkcası bu işe inananların hepsi bir araya gelmişler. Geçtiğimiz sezonlarda, onlarca eleştiriyi aynı anda yapabilmek çok olağandı. Şimdi ise herkes tadını çıkarıyor. Hatta Fenerbahçe haftada iki maç yapsa da, izlesek diyenler bile var. Sergilenen tablodan memnun olmayan pek yoktur sanırım.
Henüz yedinci haftayı geride bıraktık.
Bu işin, daha on yedisi, yirmi yedisi ve otuz yedisi de olacak. Ama; Fenerbahçe özelinde söylüyorum bunu, bu ana kadar hiç böyle erken kenetlenen takım oyuncuları olmamıştı belki de...
Kalitesi ve mevcut oyuncuların bir diğerini aratmayacak seviyede olması, psikolojik açıdan rakipleri de olumsuz etkiliyor. Her mevkinin kendi eş değerinde yedeği mevcut.
Aslına bakarsanız kim oynuyor veya oynamıyor; as veya yedek diye ayırmak bu kadroya uygun kaçacak kelimeler değil. Oynayanlar ve sırasını bekleyenler desek hak yerini bulur...
Hepsi kapasite olarak birbirlerine yakın güçteler.
Kimse kusura bakmasın ama 'yu bir nebze ayrı tutmak istiyorum.
Teknik adam oyunu kurgularken, başrolü Gustavo'ya vermiyor ama gidişat ve oyun tarzı onu direksiyona geçiriyor. Her atak başlangıcında, sıkışanın dibinde veya pozisyon bitiminde hep o var. Zaten takım halinde, Fenerbahçe yardımlaşmayı iyi yapıyor.
Hani satılık araç ilanlarında sık görürüz ya; daha sayamadığım bir çok özellik var diye. İşte Gustavo modeli de ona benzer...
Maçı izleyenlere de sormak istiyorum.
Sizin beğenmediğiniz bir oyuncu var mıydı sahada? Herkes işini çok iyi yaptı bence. Zevkle izledim doksan dakikayı. da direnç sağlamak istedi. Oyunu soğutmadı. Tempoya ayak uydurdu. İlk gelişinde golü buldu desek, o da abartı olmaz. Zaten toplam üç kez tehlikeli atakları oldu benim nazarımda.
Maçın 2-1 bittiğine bakmayın. Tarihi bir skor da çıkabilirdi. İstatistikler de bu yönde rapor veriyor bize. Bu maçı izlerken kafamda değişik oyun şablonları kurguladım. Sonuç olarak şunu bir kez daha gördüm. Fenerbahçe'nin bu kadro ile futbolda konuşulan veya uygulanan tüm sistemlere ayak uydurabileceğinden artık emin oldum. 3-5-2 ya da -4-1 gibi. 4-2-3- 1 'i ise uyguluyor esasen.
Her şey yolunda gidiyor. Lakin bir kaç konuya değinmek istiyorum. Birincisi; bir algı oluşturuluyor. Hoca mükemmel değişiklikler yaparak, oyunu çevirdi diye. Elinde böyle bir kadro varken, çıkanın yerine kim girerse girsin mutlaka yararlı olacaktır.
Hatta; forveti oyundan alıp, yerine savunmacı da koysa bu Fenerbahçe yine skor bulacaktır. Yani dâhiyane işler yapılıyormuş gibi anlatmayın bize. İkincisi; okuduğum bazı yazılarda veya televizyon programlarında Caner'i eleştirenleri görüyorum.
orta yaptığından tutun, bal yapmayan arıya kadar uzanıyor.
Ya ben bu futbolu bilmiyorum ya da siz bambaşka şeyler biliyorsunuz. Bu tarz oyuncular keşke her takımımızda olsa. Bakmadan orta yapmaya gelince de; adam bırak arkadaşının kafasına, sanki ağzına atıyor pası...
Henüz daha kaybeden Fenerbahçe'yi görmedik. Eğer görürsek, akabinde neler yaşanır bilemiyoruz.
Mesela, Gustavo'suz ne yapacaklarını da şimdilik kestiremiyorum. Tüm maçlarda adam sahanın en iyisiydi.
Bir oyuncunun olmayışı tüm işleyişi değiştirebilir de... En azından, onun oynamadığı ilk maç zor geçebilir diyebiliriz. Alışana kadar...
Toparlayacak olursak, diğer kulüpler bir çok sorunla boğuşuyor. dışında, hepsinin ayrı ayrı dertleri var. Üstelik sorunlar azalarak değil artarak devam edecek. Fenerbahçe ise cumartesi günü maçını da kazanır. Böyle bir ganimeti ele geçirmişken, işin ekmeğini artık yemeli.
Laf aramızda, bu yılın talih kuşu 'kanarya' seçilmiş.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA