Ozan Zeybek

Ozan Zeybek

19 Haziran 2020 | Cuma

Zaten biliyorsunuz

Hayal görenler ve hayal satanlar için kritik son bir kaç haftaya giriyoruz Filmin sonuna yaklaştıkça; on parmağı bir pabuca girenlerin sayısı artıyor. Üstelik pazarda; hatır, gönül işlerine bakıp, naz çekecek kimse de yok. Futbol bu dönemde nasırlı bir adam gibi. Ayağına basıldığında; eşi, dostu, ahbabı tanımaz hal almış. Kimileri can, kimileri mal derdine düşer olmuş. Trabzon iki cephede de baş köşeye kurulmuş halde. Sörloth'un içine sanki Ronaldo kaçmış. Hem oynuyor hem de oynatıyor. Tüm rakipler adamın özelliklerini biliyor ve teoride önlem alıyorlar fakat uygulamada başarısız oluyorlar. Trabzon takım halinde kıskanılacak durumda. Sahada hepsi birer yıldız. 61 kere maşallah.

***
Başakşehir fantezi ve sansasyondan uzak, sakin sakin gidiyor. Tıpkı tarifeli sefer gibi. Programlanmış ve sadece işini yapıyor. Sivas'ın kendine göre bahaneleri olsa da, haddini biliyor. Bu hafta; Konya için ölüm, kendileri için düğüm maçına çıkacaklar. Kurda akıl gün doğana kadar lazımmış. Galatasaray için sabah olmak üzere... Beşiktaş, Denizli'den puan kaybedip dönerse hiç şaşırmam. Kayseri çok zorlu bir fikstüre sahip. Bu hafta kendi sahasında kazanamazsa, bundan sonrası da olmaz. Bence ligin en moralsiz takımı Malatya. Son on sekiz maçında sadece bir kez kazanmış. Yani anlayacağınız; 'ya herro ya merro'. Göztepe için müthiş dedikodular var. Bunları şimdilik kulak ardı edelim etmesine de ; arkadaş bu stada ve bu taraftara artık dünya yıldızları lazım. Mesela; Khedira gibi bir orta sahan, Llorente veya Mario Gomez gibi bir forvetin olsa... Aman böyle bir niyet oluşursa, elinizi çabuk tutun da... Bakarsınız otuz iki yaş sınırı devreye girer... Fener'de roller ile görevler karışmış. Bir kaç kişi aynı anda antrenörcülük oynuyor. Bilgisayar oyunu gibi. Daha fazla detay yapıp ne kendimi ne de Fener taraftarını üzmek istemiyorum.

***
Şunun şurasında yalnızca yedi hafta kaldı. Taraftarlık hislerimizin ağır basıpta adaleti zorlamasına izin vermemeliyiz. Vicdan terazimize güvenmeliyiz. Tıpkı gariban tereyağcı dedenin hikayesindeki gibi. Eşinin yaptığı tereyağını her gün aynı bakkala götürüp satan ve geçimlerini bu şekilde sağlayan yaşlı adam 'hayırlı işler' deyip; o günkü imalatı bakkala bırakır ve evine döner. Bakkal o güne kadar hiç yapmadığı halde, merakından tereyağını tartar e bir kilo diye aldığı ürünün dokuz yüz gram geldiğini görür. Küplere biner. İçinden, yaşlı adamdan bir daha mal almamayı geçirir.

***
Ertesi gün yaşlı adam geldiğinde ona hakaret eder. Bir daha o dükkana gelmemesini söyler. Ezilip büzülen yaşlı adam sebebini öğrenmek ister. Bakkal konuyu anlattığında, gözleri dolan yaşlı adam özür diler. "Efendim bizim terazimiz yok, sizden bir kilo şeker almıştık onu tartı olarak kullanıyoruz" der... Ve der... Kıssadan hisse mi hisseden kıssa mı desek...Her neyse... Terazinin hakkını kim veriyorsa şampiyon odur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

GÜNÜN DİĞER YAZARLARI

} SON DAKİKA
Anasayfa Anasayfa Beşiktaş Beşiktaş Fenerbahçe Fenerbahçe Galatasaray Galatasaray Trabzonspor Trabzonspor