İnönü Zaferi...
Açıkları kapamak diye bir tabir var. Aslında, Trabzonspor sağını solunu kapatmak adına önlemlerini almıştı ilk dizilişte.
Buraya kadar hiçbir sorun yoktu.
Ama sağ diptekiyle sol diptekinin form düzeyi bir türlü yükselemeyince adam kaçırmalar eksik olmadı yine.
Hatalar, rakibin yeteneklerini sergilemesinden ziyade, pozisyon almalarda göze çarptı...
Aslında daha hızlı bir Beşiktaş bekleniyordu İnönü'de, ama öyle olmadı. Trabzonspor müsaade etmedi açıkçası.
4 dakika içinde art arda iki sarı kart gören futbolcuya sahip olmak; şampiyonluk adayı bir takım için ne kadar da zor aslında. Ülkemizde hakem tepkilerini iyi süzmek, iyi futbolculuğun da ana şartı olmuştur maalesef!
Altyapılarda bu konuya da kürsü açılmalı!
* * *
Serkan'ın ikinci sarıdan dışarı atılması sonrası değişen dengeleri, uzun süre iki kişilik oyunla telafi etmeye çalıştı Trabzonsporlu oyuncular...
Çok yoruldular ama çok da başarılı oldular yedikleri gole kadar. Takımdaşlık adına gösterilen bu performansın tamamı Serkan içindi belli ki.
Sezon başı bir söz etmiştik; "iyi arabaları yaylada görmek lazım" diye. İşte tam da şimdi; "Yayla zamanı geliyor" diyebilirim, Trabzonspor için.
Ceyhun değişikliğiyle düşen enerjiyi ayağa kaldırdı Şenol Güneş.
O Ceyhun ki, eşitlik golüne imza attı.
Saha da oyuncu sayısı eşitlendikten sonra; Burak'ın, Rüştü tarafından "irdelenesi" indirilişine ne penaltı, ne de kırmızı kart ver-emedi karşılaşmanın hakemi!
Taban tabana zıt bir çok "taban" uygulamasına imza attı hakem! Şenol Güneş'i bile tribüne yollayan ülke futbolu kendini de "aut'a atmış" oldu İnönü'de.
Unutmadan; meraklısına bir "prömiyer lig" maçı daha izletti Trabzonspor!
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

