Değer'leme...
Hayırlısıyla sezonun ilk yarısı bitti. Şimdi transfer zamanı. Çılgınlığı da denebilir mi? Pekala denebilir. Alınan, satılan, takas edilenler okuyacağız. Marka isimlerin, 'ne hikmetse bir türlü başaramadığımız ülke tanıtımı'na yapacakları katkılarla övüneceğiz! Sevineceğiz! Omuzlarda karşılayıp, CAS'arak göndereceğiz, kim bilebilir? Konuyu sonraki yazımıza (Trans sefer serimize) bırakalım ve devam edelim...
Devre arası gelince, o devreye ait oyuncu, kadro, teknik adam performans değerlendirmeleri de adettendir. Biz de bir küçük çalışma yapalım dedik. Beceremedik. Zor iş dedik. Bire bir eşleştirildiklerinde (sürekli yapılıyor bu) emsallerinden 'pahada hafif ama performansta tonlarca ağır' gelen Trabzonsporlu oyuncuların isimlerini yapılan altın 11'lerde en fazla 3 olarak gördük. Bunu anlayamadık!
Değerlendirmelerin, kişisel değer'lemeye dönüştüğünü fark ettik! Nasıl mı?
Liderle puan olarak büyük fark yaşamış kadrolardan seçilen oyuncu adedi, liderle aynı ya da neredeyse fazla. Biz başka bir ligi mi izledik diye düşünmeden edemedik.
Bazı değerlendirmeler, resmen değer'lemeye dönüşmüş!
Bonservis değerine yani. "Sakat olmasa tartışmasız büyük işler başaracaktı" türü sözlerin devamına her nedense Glowacki'nin eklendiğini görmedik örneğin!
O nedenle yapılanın klasik 'parlatma, toz alma' işlemi olduğunu düşünüyoruz.
Esasında, değer'lendirmenin en büyüğünü yapan zaten Şenol Güneş. Gerisi hikaye. Takımını değer'lendirmiş.
Kıymetlendirmiş Şenol hoca.
Dikkat edin takım diyoruz!
Peki, sürekli olarak "bireysel değil ama takım anlamında en iyisi Trabzonspor" sözleri gerçek değil miydi? Takım halinde iyi olanın, takım halinde listede olması gerektiğini geçtik, en az 5 oyuncu ile kadroda yer alması gerekmez miydi? Biz bu durumları anlamıyoruz!
Bir camia ile anılan isimlerin değerlendirmelerinde, mey'lettiklerini değer'lendirmelerini izliyoruz.
Normal midir?
Elbette bizler için normaldir, beklenendir. Normal olmayan, bu isimlerin objektif diye yıllarca sunuluyor olmasıdır.
Bitirelim. Beceremedik dediysek o kadar da değil. İlk yarının en iyi kalecisi tartışmasız Onur'dur. Orta alan'ı Selçuk-Colman'dır. Umut-Burak ya da Jaja-Alan...
Hadi onları da geçtik, ya Serkan? Ya Egemen ve Giray ikilisi? Hepsini geçtim, milletin sakatı bile kadrolara giriyor da Engin giremiyor, pes doğrusu.
Ha, sakatsa o da sakat!.. Unutmadan, kaç etti?
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
