Yürekli eller!
Yıllık iznimi kullandım, tatile falan gitmedim, serde romantizm var ya, yıldızlardan ateş almaya gittim. Kulüplerimizin yıldız diye aldıkları futbolculara ödedikleri paralara baktım da 'kulüpler bu açığı nasıl kapatacaklar?' diye sordum kendime. Üstelik gerçek harcamalar başlamadı daha! Onların borçları 'hükmü yok faslında' görünse de o borçlar bizlerin ve çocukların borcu aslında! Bu bozguna tanıklık etmeyi sevenler çok olduğu için, onları dizginlemek de sadece hayal. Menajer ve yönetici bağlantılı kablolar uzarken, bir gün bakacaksınız ki çok sevdiğiniz kulübünüz yabancı bir para babası tarafından satın alınmış! Ne tarih kalmış ne idealler!
Hazıra konmak duygusu varken, 'kulüpler yabancı transferle değil altyapıyla güçlenir' sözünün bu topraklarda hükmü yoktur. O yüzden kulüplerin üst yapısı meseleyi halletmiştir. İnsanları birbirine kırdıran medya soytarıları, maaşa bağlanan troller, cehalet simgesi futbolculara paha biçemeyenler, kara para kasası adamlara yönetici sıfatıyla kulüplerde yer açanlar adamlığın tanımını bile değiştirdiler. Bizdeki yöneticilere eldeki yerli yeteneklerin "yabancısı" olmak yakışıyor. Ruhu karanlık olanlar gençlere ışık tutmaz!
Her yabancı futbolcudan verim almak mümkün olmadığına göre hayal kırıklıkları da hesaba dahil edilmeli, istiap haddini aşmak da! Çünkü büyük kulüplerde ikinci el yabancıların elden çıkarılması da beslenmesi de büyük sorun. Ödedikleri ücrete karşılık birilerinin ödemesini bekledikleri ücret arasındaki uçurumun yan etkileri tarihi borçların gizlenen kısmı.
Ne yapalım, her ülkenin kendi kuralları var. Pazara çıkarılan ipliklerin bile itibarı büyürken, iftirayı seven inkarcı bir dünya icat edildi. 'Yeniden açılsa perdeler, o eski insanlar neredeler?' adlı bir film çekilse kimse izlemez. Kan kokan ağızların içine düşenlere biletler bedava. Deliye delil gerekmez, onlar suçluyu gözünden tanır ama devir aklını ve insanları kullanma devri! Arkası güçlü olan garibanı eziyor, her türlü pisliğin içinden yara almadan çıkan suçlular kasılarak geziyor.
Dünyanın her yanı kirli. UEFA yıllardır İsrail'e uşaklık yapıyor. Avrupa ülkesi olmayan bu bebek katillerini Avrupa kupalarına dahil edip ayrıcalık tanıyanlar hala utanmıyorlar. Çünkü onlar sadece parayı tanıyorlar. İzinde olduğum için Dünya Kupası'yla ilgili yazamadım. İspanya, futbolun kurallarını bile lağveden FIFA denen şeytani kuruluşu da yendi, Netanyahu'nun yamağı Arjantin'deki diktatör başkanı ve hakemler tarafından apaçık korunan Arjantin takımını da. Arjantin'in arkasındaki güçler hayal ettikleri yağmayı pay edemediler. FIFA'nın üç paralık başkanının salladığı kuyruk dünyanın her tarafından görüldü. O yüzden Filistinli çocuklar için bayrak sallayan kim varsa hepsine kurban olayım.
Voleybolun yürekli kızları yine tarih yazdı. Onlar Türk spor tarihinin en görkemli ve en başarılı topluluğu. Sadakatin eşsiz örnekleri. Onlar imkansızı başarırken sürekli olarak kendini geliştiriyor. Aydınlık ruhlarını beslemek için kitap okuyor, sahada rakiplerin canına okuyor. Bizler de hala futboldaki cahil sürüsünün peşine takılıp, çocuklarımızı da bu ayak oyunlarına kurban veriyoruz. Sahtekar pozlarını, rakibin bileğine basmalarını ve ettikleri küfürleri seyrediyoruz. Erkek futbolcuların kuaföre ayırdıkları zaman bile kadın voleybolculardan fazlayken daha ne diyelim! Ben kendi adıma bu yaşımda bir kez daha kadın voleybolcuların her birinin ellerinden öpüyorum. Yürekli ellerinden, temiz ellerinden.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
