Stres kırığı
Yıllarca futbol oynadım. Yanlış antrenman sonucu ne sakatlılar ne arazlar yaşamışız şimdilerde anlıyor, idrak ediyorum.
Diz ağrılarım, omuz kulunçlarım... Komik değil mi?
Tabii şimdiki zamanlar için öyle. Spor Sağlık Kurulları var artık. Spor Sakatlıları Kürsüleri...
Spor Hekimliği... Fakat yeni bir deyim katıldı literatüre: 'Stres Kırığı'. Kemikte oluyor daha çok. Strese bağlı kırık. Asap katsayısı çoğaldıkça daha bir yakıcılaşıyor bu rahatsızlık.
Tersi de doğru. Bu kez kırık başka türlü bir 'beceriksizlik arazı!' doğuruyor.
Tez zaman eskiten eskiyen zamanla çabuk kaybolan bir 'şaşaası!' var futbol aleminin.
Bir espri de algımızla ilgili. Sık duymuşuzdur; idrar yolları iltihaplanması...
E peki idrak yolları iltihaplanması yaşanırsa?
Ne antibiyotik ne ilaç...
Hiçbir şey kâr etmiyor o zaman. İlaç o zamanlarda bir takım için çözücü bir ileri uç elemanı, algı açıcı bir kaptan, sakin-yayılımcıkollayıcı bir lider gerekiyor.
Kral 1969'da işaret etmişti
Futbolumuz için her şeyden yoksun bir stres kırığıdır artık Galatasaray. Bir arazın çıkacağı bu sürgit koşturmacanın içinde Metin Oktay'ın bile zamanında şikayetçi olduğu kutuplardaki 'kızak köpeklerinin önde olma' mücadelesinin evrileceği yer belliydi.
Kral; 1969'da futbolu bırakırken anlatmıştı bu öyküyü; 'Neden birbirimizi yiyoruz. Kızakta öne geçmek isteyeceğimize hepimiz birlikte omuzlasak bu yükü. Bu kısır sürtüşme niye!' Kral sevgisizliğe vurgu yapıyordu. Stres kırığının başladığı anlarda aranmalı bugün gelinen nokta ise şudur; yanlış transfer, tercüman hataları dolayısıyla yaşanan kaptanteknik adam gerginliği, bir türlü oturmayan teknik adam seçimi.
Bizim tasalarımızın eskidir tarihçesi...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

