Erken çöküş
Hakan Şükür geçen akşam maç yorumları yaptığı yayıncı kuruluşun spor programında bir şeye dikkat çekiyor.
Söylediği şey önemli: "Florya'da futbolcular birbirlerine selam bile vermiyorlar. Oysa bir futbol takımı arkadaşlığı üst düzey yaşamıyorsa başarı hayaldir.!' Devam ediyor eski Galatasaraylı futbolcu, "Arkadaşlar arasında kavga da olur sürtüşme de.
Ama sürmez, devam etmez. Dostluk önceliklidir!"
Oldukça ilginç usta golcünün söyledikleri, "Soyunma odasında tartışırsınız maçı konuşursunuz.
Orada heyecan vardır, kazanma isteği vardır! Galatasaray'da futbola başladığım dönemde Avrupa kupalarında kazandığımız zamanlarda da böyleydi!"
Ve imliyor eski kaptan: "Profesyonellik?
Tamam ama bu kadarı fazla!"
Büyüklük örneği göstersinler
Bu konuşma Galatasaray'ın başarısızlığın arka planını ve alt metnini tümüyle açımlıyor değil mi?
Her şey ortada işte; 'Başarısız transfer girişimleri, bozulan arkadaşlık, yanlış profesyonellik!!!' Hagi gibi büyük bir ustayla Emre gibi bir yeni yetmeyi Taffarel gibi büyük bir eldivenle Arif gibi -ki ilk zamanlardaki halleriyle- bir çömezi, Hakan Ünsal ve Ergün Penbe gibi Anadolu'dan kopup gelmişlerle Barcelona'nın Popescu'sunu aynı potada eriten şey buydu işte; Ar-ka-daş-lık... Fatih Terim'in Galatasaray'ı.
Süper Kupa'yı kazanan ekip Şimdi dönelim bugüne; öncelikle Nonda ve Keita gibi ikilileri yakalamış 'dünya takımlarının' bu ikiliden ne şampiyonluklar ne başarılar ürettiği hepimizin malumudur.
Galatasaray Yönetim Kurulu'nun 'sarı-kırmızılı armadanın en öndeki taşıyıcıları!' Galatasaray tarihinin 'en başarısızları' arasına adlarını yazdırdılar. Şimdi 'bir büyüklük örneği göstererek!' istifalarını versinler ve devretsinler. Daha çok mu erken? E Nonda, Keita, Rijkaard, Misimovic...
Hepsi için de erkendi bizce...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

