Düdükler kimin için çalıyor!
Trabzonspor maçını kazandıktan sonra Fenerbahçe'nin senaryosundaki en etkili cümle;
"Fikstür avantajı"ydı. Önlerini açıp, zor deplasmanları atlatıp, Galatasaray'ın takılmasını bekleyeceklerdi. Öyle de oldu açıkçası.
Avrupa sonrası Konya'da kaybeden Galatasaray kendine düşeni yaptı ama "esas oğlan" Kasımpaşa'yı yenemedi sahasında.
Sakatlıkların etkilediği kadro yapısındaki defansif zaaflar, üst üste üç maçta da kendini gösterdi aslında. Yiğit Efe'nin acemiliği, Mert Müldür'ün ikramları, olmayacak gollerin tabela görüntüsü oldu.
Nottingham'ın yorgunluğu üstüne Antalya deplasmanı kolay değil. Ancak geniş kadro, bol sıfırlı sözleşmeler ile yapılması gerekenler olacaktı. Böylesine iniş – çıkışlı performanslarla, nasıl şampiyonluğun peşine düşecekler; o da ayrı konu. Kazanılması gereken maçların son cümlelerinde hep "son saniyeler" yazıyor. Son saniyede Kasımpaşa'ya puanı kaptır, son saniyede topu iki metreden direğe nişanla. Bu anların tercümesi "yetersizlikten" öte başka bir kelime olmalı aslında.
Sadettin Saran yönetiminin, hakem kararları hakkında sessizliği var. Konuşmayın, bakın… Hataları bizler yazıyoruz zaten ama takımın hakkını koruması gereken onlar. Bir gün önce gösterilmeyen kartların peşine, dün her kendini ata faul çalan hakem yönetimi gelir elbette.
Mert Müldür'ün ayağına basılması, top için yapılan mücadelede hakemin de gözünde değil, VAR'ın da umurunda.
Oyun yetti – yetmedi… Ancak hocanın yanlışı, oyuncunun beceriksizliği Fenerbahçe'nin sorunudur. Geçen sezonların bakış açışı geldi artık düdüklere… Fenerbahçeli kayıp puanlara hayıflanmasın, bugün olmasa, başka maç yapacaklardı bunları…
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
