Futbol ekonomisi
İki dost bir araya gelmiştik. Dostum, ekonomi doçenti Ünsal Ban olunca tahmin ettiğiniz üzere futbolu konuştuk. Onun futbola bakışı, mesleki birikiminden ötürü "futbol ekonomisi" oldu. Çok faydalı bilgiler sundu. İşte, bu sohbetten kısa kısa notlar: Son günlerde, Türkiye'deki futbol ekonomisinin büyüklüğü, Fenerbahçe'nin Carlos'u, Galatasaray'ın Lincoln'ü almasıyla dünya gündemine de taşındı. Avrupa ölçeğinde bakıldığında cironun 10 milyar dolara, Türkiye ölçeğinde bakıldığında ise sadece Futbol Federasyonunun bütçesinin 50 milyon dolara ulaşması, bu büyüklüğün en açık göstergesidir. Bir başka ifadeyle futbol, ülkemizde ciddi bir sektör olmaya ve taraftarıyla, stadyumuyla, sponsoruyla, televizyonuyla, futbolcusuyla, reklamıyla değer yaratmaya başlamıştır. Hatta biraz daha ileri giderek, etki alanı değerlendirildiğinde, çoğu sektörden daha geniş bir kesimi ilgilendirdiğini söylemek isterim. Carlos ve Lincoln'ün alınması, gizli ekonomik gücün gösterilmesi olduğu gibi arkadaki finansmanın da ortaya konulmasını gerektirmektedir. Bilançoyu büyütmenin yolu da, ya borçları ya da öz sermayeyi artırmaktan geçmektedir. Peki, kulüplerimiz bilançolarında borçlarını mı, öz sermayelerini mi artırıyorlar? Diğer önemli bir soru ise, bilançodaki borçların ne kadarlık kısmının döviz olduğudur. İşte burada, sorunların en büyüğü ortaya çıkıyor. Avrupa'da, futbol ekonomisinin önündeki en önemli sorunlardan biri, kulüplerin kurumsal yönetim anlayışına geçmemeleridir. Kulüpler, artık büyümek isteyen bir şirket gibi profesyonel yönetimlere geçmelidirler. Aksi takdirde borç batağı içerisine düşmeleri kaçınılmaz olacaktır. Borç batağına düşen kulüplerin de kötü niyetli kişilerin eline geçebileceği unutulmamalıdır.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
