Takma kafana
Yeni statülü Süper Lig en çok futbolcuların psikolojisini etkilemiş gözüküyor.
Çünkü onların performansına baktığımızda geçmişe göre farklılıklar var.
Öncelikle hiçbiri yeterli seviyede değil, sakatlanmalar çoğaldı, maç motivasyonu ise yerlerde sürünüyor.
Bakın daha 3 hafta oldu, Trabzonspor 7 puan yitirdi. Galatasaray 5 önemli puanı alamadı. Beşiktaş 3, Fenerbahçe ise 2 puan kaybı yaşadı. Ve en önemlisi, "görünen köy kılavuz istemez" misali özellikle büyük takımların bu sezon çok puan kaybı yaşayacağının sinyallerini alıyoruz.
Tüm bu tespitlerin ve yaşananların altında aslında bu sezon getirilen play-offsisteminin takımlar üzerinde oluşturduğu psikolojinin etkisi büyük. Taraftarlar da futbolcular da puan kaybı yaşanan bir maçtan sonra şöyle diyor: "Takma kafana, nasılsa ilk 4'e gireriz. Play-off'ta iyi oynayıp şampiyon oluruz." Bu Avrupa kupaları için mücadele eden ve ligde kalma savaşı yapacak takımlar için de geçerli.
Futbolda psikolojik etkenlerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görüyoruz.
Bu durumun yarattığı en önemli konulardan biri ise kaliteli futboldan vasat futbola geçiş. Öyle gözüküyor ki bu sezon derbi maçlar dışında heyecan ve kalite daha az olacak gibi. Bu tespitleri lig ilerledikçe daha net yapacağımızı düşünüyorum.
Trabzonspor oynadığı 3 maçta 7 puan yitirmesine rağmen, 'kaybedenler' içinde en umut veren takım görüntüsünde. Bordo-mavili ekip oynadığı 3 maçta da oyuna hükmeden, pozisyon bulan taraftı.
Puanlar basit ayrıntılar sonucu kaçtı.
Elbette bundan sonra ipin değil, puanın ucunu fazla kaçırmamak gerekiyor ancak Şenol hoca kadro istikrarı yakalayıp, bu takımın öz güvenini yükseltirse, Trabzon ligin yere en sağlam basanı olarak gözüküyor.
Tarihi gecede tarihi hata
Muslera ve Quaresma'nın bu haftaki performansları karizmalarını çizecek düzeydeydi. Kırmızı kart onlar için bir oyun cezası değil de utanç dakikaları olarak gözüküyordu. Muslera'yı bir noktada anlayabiliyoruz.
Yeni bir ülke, yeni bir takım. Uyum sağlamak konusu öyle basit bir şey değil.
Ancak Quaresma için iyimser olarak seçilecek kelimeler azalıyor. Artık Beşiktaş'a bir şeyler vermeli, liderliğini daha çok hissettirmeli. Takımı için oynamalı...
Haftaya damga vuran olay F.Bahçe'nin, Manisa ile 46 bin bayan ve çocuk taraftarını arkasına alarak oynadığı maçtı. Enteresan şeyler hissetti insanlar. İstiklal marşındaki duygu, tribündeki inanılmaz kenetlenme, takıma duyulan sevgideki samimiyet başka takımları kıskandırdı. Son dakikada yan hakemin hatalı kararıyla iptal edilen nizami gol ise tarihi gecede yapılan tarihi hataydı. Böylesine güzel bir gecede o insanlar sevinmeyi hak etmişti.
Süper Lig için tuttuğumuz notlar da var elbette... Alman hoca Skibbe'nin yönettiği Eskişehirspor sezonun gözde takımlarından biri olabilir, Mersin çok iyi bir kontratak takımı olmuş, Sivas, A.Gücü'nü yendi ama işi çok zor. Kayseri'ye yenilen Gaziantep'te Tolunay Kafkas'ın 'istifa' edeceğinin tartışılması maalesef öncü depremdir. Orduspor bu sene iş yapar. Belediye çok can yakar. Antalya birbirinden tecrübeli oyuncularıyla iki yener, bir yenilir. Beşiktaş biraz daha 'takım' olsa işi kolaylaşır...
Süper Lig'de 3 hafta geride kalırken hakemler toplamda 11 kırmızı kart gösterdi.
Hafta başına 3.67 kırmızı kart ortalamasına ulaşılırken bu ortalama son 8 sezonun en yüksek kırmızı kart ortalaması oldu.
Bu istatistik de, play-off sisteminin bir getirisi midir? Bu konuda da yorum sizin...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

