Boşa kürek çekmekten yorulmadık mı? – Yunus Akgül – Fotomaç ;
HEPSİ
    16 Aralık 2017, Cumartesi

    Boşa kürek çekmekten yorulmadık mı?

    1 saat beden dersini, ders arasına sıkıştıran sistemde 15 milyon öğrenciyi lisanslamak kendini kandırmaktır
    İçinde bulunduğumuz çağda, kalkınmanın lokomotifi nasıl iyi yetişmiş insan gücüyse, sporun lokomotifi de iyi yetişmiş sporcu ve gencin gücüdür. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri içinde yer alabilmemiz için, sporcu yetiştirmeye özel önem vermek durumunda olduğumuzu söylemeye bile gerek yok...
    Bu minvalde, geçtiğimiz günlerde Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında bir protokol imzalandı.
    Çok ama çok önemli bu protokol çerçevesinde, ilkokul seviyesindeki her öğrenci Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından lisanslanacak ve aktif sporcu olarak kaydedilecek, her öğrenciye yetenek taraması yapılacak ve kabiliyetine göre bir spor dalına yönlendirilecek.
    Milli Eğitim Bakanlığı'na ait spor tesisleri de ders dışı zamanlarda Spor Bakanlığı'nın faaliyetlerinde kullanılacak.
    Kulağa ne kadar da hoş geliyor değil mi?
    Oysa ki, bunu yeni duymuş olmamanız lazım; zira bir ilk değil...

    'Ya spor ya okul' tercihi değişmeli
    Bu konulara ucundan kıyısından birazcık bulaşmış herkes bilir ki, söz konusu protokolün tıpatıp aynısı, her hükümet döneminde (Ak Parti hükümetlerinden öncekiler de dahil) Spor Bakanları ile Milli Eğitim Bakanları arasında hemen hemen aynı cümlelerle yenilenmiştir.
    Ve maalesef, bir kez daha Sayın Akif Çağatay Kılıç ile Sayın Nabi Avcı'nın, ellerinde kırmızı dosyalar ile verdikleri bu fotoğraf da hafızalarımızdan kaybolup gidecek, protokol ise her zamanki gibi arşivlerin tozlu raflarına hapsedilecek.
    Bu ve benzeri protokoller, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ifadesinde yer bulduğu üzere 'Bürokratik oligarşinin' siyasete dayatmasından başka bir şey değildir.
    Hiçbir şey üretmemek üzere kendisini programlamış olan devlet bürokrasisi, ara sıra eski defterleri karıştırıp, arşivde bulunan dosyalardan yeni bir şey sunuyormuş havasında siyasetin önüne atar.
    Üretme kabızı bürokratik oligarşi, çalışmayı ve üretmeyi sevmez. Üretene, çalışana engel olur. Önüne yasaları, yönetmelikleri koyarak her türlü gelişmeyi engelleyebilmek için elinden geleni ardına koymaz.
    Siyaset tarafından sıkıştırıldığında ise yeni bir şey sunuyormuş gibi arşivlerden kendisini yormayacak, sıkmayacak dosyaları çıkarıp allayıp, pullayıp sunar; ısıtıp, ısıtıp önüne getirir.
    Tabii yersen...
    Sayın Gençlik ve Spor Bakanım, Spor Genel Müdürlüğünüzün arşivlerini bir tarattıracak olursanız, imzaladığınız o protokolün aynısının, hem de aynı cümlelerle yazılmış ve imzalanmış onlarcasının, karşınıza çıkacağından emin olabilirsiniz.
    Haftada sadece 1 saat beden eğitimi dersi olan, onu da matematik ile coğrafya dersi arasına sıkıştıran bir eğitim sisteminde 15 milyon öğrenciyi lisanslamak, kendi kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir.
    Çeşitli teknolojik aletlerle çocukların kas kuvvetini, boy gelişimini, hatta ve hatta hangi spora yeteneği olduğunu belirlesek n'olur?
    Çünkü "Ya spor, ya okul" tercihini dayatan bu sistemin arasına sıkışmış öğrencinin, ne spor yapacak bir vakti, ne de böyle bir dersi var.
    Geliştirmeye açık, genç ve dinamik bir nüfusa sahibiz. Ancak buna karşılık müfredat, spor alt yapısı ve uzmanların çalıştırılmasındaki yetersizlikler nedeniyle okullarımızda beden eğitimi ve spor etkinlikleri, ne yazık ki istenilen düzeye ulaşamamıştır.
    Tam da bu nedenle, dönemin Başbakanlık Gençlik ve Spor Müdürlüğü olarak İstanbul'da 16-18 Temmuz 2009 tarihinde sporun tabana yayılmasının en etkin yolunun okullar olduğu inancıyla, Milli Eğitim Bakanlığı ile 3 gün üst üste düzenlediğimiz 'Ortak Akıl Çalıştayı'nın sonuç raporlarına bir göz gezdirirseniz, anlatmak istediğim daha net anlaşılacaktır.
    Tesislerin ortak kullanımı, insan kaynakları, organizasyon ve koordinasyon, okul içi spor eğitimi başlıkları altında sorunlarımızı görüşerek çözüm yolları aradığımız, eğitim ve spor anlayışını her ayrıntısına kadar masaya yatırdığımız bu platformdan, sorunlarımızın çözümlerini bularak ayrıldık ayrılmasına da, bir sorun bakalım o çözümleri hayata geçirebildik mi?

    Beden eğitimi 4 saate çıkarsa
    İşte, bugünkü yazıma konu olan son imzalanan protokol, bütün bunları hala gerçekleştirememiş olduğumuzun da ispatıdır aynı zamanda...
    Sayın Spor Bakanım;
    Türk gençliğine, döneminizin daima anılacağı gerçek bir miras bırakmak istiyorsanız herhangi bir protokole hiç gerek yok.
    Çözümün parçası değil de sorunun bizzat kendisi olan ve üstelik üretimsizliğine de asla toz kondurmayan bu hantal yapının tozlu raflarda biriktirdiği dosyaları toz edin, gitsin.
    Ardından, sadece şunu yapabilirseniz düğüm çözülecek, kilit açılacaktır.
    Geçmişte, neredeyse bütün spor bakanlarının deneyip de başaramadığı bir konuda Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nabi Avcı'yı ikna ederek, beden eğitimi derslerini, peşinden koştuğumuz Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi haftada 4 saate çıkarttırmayı başarırsanız Türk sporunun önü açılacaktır.

    Okullar arası lig ciddi atılım olur
    Bir de, 'Beden Eğitimi' kavramı yerine 'Spor Kültürü' kavramının yerleşmesine uğraşıp, askeri rejimler döneminden kalan bu dersin adını da 'Spor' dersi olarak değiştirebilirseniz, hem size hem bize ne mutlu...
    Böylece çocuklarımız matematik dersi ile coğrafya dersi arasında sıkışıp kalan beden eğitimi dersinin yerine, yeteneklerini ortaya koyabileceği, beden sağlığına kavuşabileceği ve Türk sporuna kaynak oluşturabilecek bir yapıya kavuşmuş olacaktır.
    Buna ilaveten, 2009 ve 2010 yıllarında denemesi yapılan ve çok güzel sonuçlar alınan 'Liseler arası Ligler'in başlaması da, Türk spor ve gençliğinin kurtuluşu olur.
    Bunu da Milli Eğitim Bakanlığı değil bizzat Spor Bakanlığı yapmalıdır.
    Öğrencilerin her türlü giderleri karşılanarak oluşturulacak bir okullar arası lig, ciddi bir atılım olacak ve yeni bir heyecan yaratacaktır.
    'nin 'Spor ülkesi' olma yolculuğunda ilk ve öncelikli bu durak, dur durak bilmeyen başarıları da peşi sıra getirecektir zaten.
    Bunun haricindeki her şey, aynı nakaratı tekrar etmekten öteye gitmeyeceği gibi, boşa kürek çekmekten başka bir işe yaramayacaktır.
    Amerika'yı durmadan keşfetme huyumuzdan bi vazgeçsek artık; ne dersiniz?

    • Yunus Akgül Yunus Akgül
      1. 14 Mayıs 2016, Cumartesi
      1. Gönder
        Yazdır
      2. A-
        A+
    Etiketler:


    YAZARLAR tümü
    Sitene Ekle
      BİZE ULAŞIN