Vicdan ve akıl
Şike, şaibe, masumiyet derken sancılı bir futbol yılı geride kaldı.
Ve korkarım daha yolun başındayız.
İki düşünce çarpışıyor.
Birinde yürekler konuşuyor: "Şike yapan küme düşsün!"
Diğerinde kulüp başkanlarının temsil ettiği çıkarlar konuşuyor: "Bir defalık affolsun!"
Hangi taraftan bakarsanız bakın, kimi dinlerseniz dinleyin hak vereceğiniz bir şeyler bulmanız mümkün.
Yine hangi taraftan bakarsanız bakın birilerine haksızlık yapıldığını düşünmeniz de kesin.
Vicdanların kabul edeceği daha önce yazılmış kanunlara, kurallara uygun, Türk futboluna ve kulüplere zarar değil fayda getirecek bir çözüm bulmak neredeyse imkansız.
Çünkü asıl sorguladığımız şu; maddi imkanlar ve de sorunlar için ahlaki konulardan taviz vermek etik bir yaklaşım mıdır, değil midir?
O nedenle yürekler başka şey söylüyor, beyinler başka.
ŞİKE YAPAN DÜŞSÜN
Ben şike yapan düşsün diyenlerdenim. Aynı şekilde şike yaptığı için hiç kimse hapis yatmasın da diyorum.
Sportif suçun cezası sportif olmalı. Ama mutlaka olmalı.
Şimdi futbol genel kurulu yapılacak. Ve orada bir çözüm aranacak. İster bizim savunduğumuz çözüm olsun, ister başka bir çözüm bulunsun futbol ailesi olarak ne kadar doğru ya da yanlış yaptığımızı ancak yıllar sonra anlayabileceğiz.
Bu işler böyledir, tarihi yazarken çoğu zaman tarih yazdığınızın farkında bile olamazsınız.
Hiç kimseyi etkilemek gibi bir niyetim yok. Ama genel kurulda oy kullanacak herkesin bu konunun farkında olması gerekir. Sandık başına gidildiğinde herkes yukarda anlattığımız muhasebeyi yapacaktır.
Kimi vicdanını dinleyecek, kimi aklını. Herkese mutlu yıllar.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
