Yıldız farkıyla
Son bir yılda yaptığım konuşmayı üç günde yapınca benim emektar telefon kaput oldu.
Pili bitmiş ama ne bitmek? Şarj, marj hava civa... Sabahın köründe yeni bir telefon alınca dünyayla bağlantıyı tekrar kurabildim.
Maçın ilk yarısındaki her iki takım futbolcuların görüntüsü benim emektar telefondan farklı değildi. Ses yok, görüntü yok… Galatasaray'da Kazım bitmiş, Baros ona keza. Necip yok, Ernst yok, Beşiktaş orta sahası bildiğin Konya ovası. Bu devredeki Guti benim telefonun tıpkısının aynısı, pili bitmiş! Arda da ondan aşağı kalmadı hani. Koca ilk yarı bitti tık yok.
İkinci yarı Galatasaray'ın el frenini çekince Beşiktaş'ın yıldızlarının farkı çıktı ortaya.
Cimbom kalesi ağır bombardıman altında kaldı resmen.
G.Saray'da çok şey değişmeli
Q7'nin şutu... Bobo'nun boş kale yerine topu direğe nişanlaması zevksiz maçın havasını, suyunu değiştirdi.
Sonra yine Bobo ve direk sahnedeydi. Soldan gelen ortayı havada kapıp gelişine yapıştırdı Bobo amma velakin "sağ direk" onu kafaya takmıştı bir kere; yine kurtardı!
Derken Guti, Guti olduğunu hatırladı. Kale sahası içine öyle bir orta yaptı ki top havada oksijen moleküllerine çarpıp kaleye girecekti deyim yerindeyse. Çarpma işini Aurelio halletti ve sıyırtma bir vuruşla ortalık şenlendi.
Suskun tribünler coştu, kıyamet koptu. Simaogaza geldi, balıklama daldı ceza sahasına.
Üç kişinin arasından alıp götürdüğü topun dibine girdi; ne yapsın Aykut... Özet: İlk yarıda uyuttular, ikinci yarıda da derbi oynadıklarının farkına varıp coştular. Dikkat: Beşiktaş herkessiz olur, Ernst ve Necip'siz olmaz. Final cümlesi: G.Saray'ın çok telefon alması lazım çooook, yoksa bırakın dünyayı Türkiye'yle bile bağlantıları kopar benden söylemesi!
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

