Fazlası olmazdı!
Tello, Ernst, Tabata, Ferrari, Nobre, Nihat. Takımın yarısı yok. Denizli bu şartlarda ortayı beşleyip arkayı Sivok, Toraman ve Kaş'a emanet etti. Riskli bir tercihti bu. Ortadaki beş oyuncu hem savunmaya takviye olacaklar, hem de hücuma. Bu çok kolay olmazdı. Çünkü aralarında oyunun iki yönünü oynayabilen yoktu. İlk 45'te Beşiktaş'ın etkisiz kalışı bundan. Ortadaki beşli "Kararsız Kasımlardan" oluşuyordu. Ne hücuma tam destek verebildiler, ne de geriye. Mustafa hoca savunmayı dörtleyip, farklılığı ortada ve önde yaratsa belki bazı şeyler değişebilirdi. Bu taktirde Beşiktaş'ın üçüncü bölgede çoğalması da mümkün hale gelirdi. Bu olmayınca siyah-beyazlı takımın gol atabilme ihtimali duran toplara ve şansa kaldı. Buna karşılık Ankaragücü ilk yarıda altı oyuncusuyla savunma güvenliğini alırken Vassell ve Vittek ile Beşiktaş kalesini yokladı. İkinci yarıda ise çok daha etkiliydiler. Bulabilecekleri kadar pozisyon da buldular. Haftalardır Kartal'ı kurtaran Rüştü'nün yine gününde olması ve dönen topları genellikle Beşiktaşlı oyuncuların alması baskının şiddetini azalttı.
Son hamle yetmedi
Denizli baktı olmayacak, ikinci yarının başlarında Serdar Özkan'ı oyuna alarak sistemi de değiştirdi ve 3-4-1-2'ye döndü. Uğur İnceman öne çıktı ve Tello'nun görevini üstlenmeye çalıştı. Bu görev ona bir gömlek büyük geldi. Beşiktaş yine üçüncü bölgede etkisiz kaldı. Bir hamle daha yapan Mustafa Denizli, Uğur'u kenara, Yusuf'u da forvet arkasına aldı. Beşiktaş, Yusuf'un etkili olduğu bölgede meşin yuvarlağı dolaştırmayı başaramadı. Bobo, Holosko, Yusuf birbirlerine yaklaşıp arkadan Serdar Özkan ve Ekrem bindirme yapabilse işin şekli değişecek ama bir türlü senkron tutturamadılar. Hep işin bir tarafı eksik kaldı. Üzülmez'i çıkarıp daha ofansif oynayabilen Köybaşı'nı oyuna alan Denizli son kozunu oynamış oldu ama bu hamle de bir şeyi değiştirmedi. Golsüz beraberlik şampiyonluk yolunda alınmış bir yara olsa da daha fazlası bu şartlarda mümkün değildi.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
