Hakan Karadere

Hakan Karadere

29 Aralık 2010

Konsantrasyon

Ligin ilk yarısı sona erdiğinde Fenerbahçe açısından hiç de iç açıcı bir görüntü oluşmadı. Avrupa'dan kendine denk olamayacak rakipler karşısında erkenden elenmiş, Türkiye Kupası'nda 2 maçta sıfır çekmiş, ligde de Alex'in muazzam performansına rağmen liderin 9 puan arkasında kalmış bir Fenerbahçe var ortada.
Ligin ikinci yarısının İlk maçı Antalyaspor deplasmanı ve sonra Kadıköy'de Trabzonspor maçları hayati önem kazanmış, bu maçlarda yaşanacak puan kayıpları ise nerede ise lige de veda anlamına gelebilecek.
Bu kadar pahalı bir kadro ile bu sonuçları almak da sonunda başkan Aziz Yıldırım"Daha ne yapayım?" noktasına getirdi.
Peki yanlış nerede? Aziz Yıldırım futbolu da inşaattan anladığı kadar iyi bildiğini beyan etmişti, esasen iş hayatında bu kadar başarılı olmuş, senelerdir futbolun içinde olan birinin bu konudan bihaber olduğunu söylemek de çok akılcı değil...

Nasıl izah edilebilir?
Aykut Kocaman
da senelerin üst düzey futbolcusu.
Kıt kaynaklara rağmen önceki teknik adamlığı sürecinde oynattığı futbol ile dikkat çekmiş ve gene kendisi de futbolu çok iyi bildiğini beyan etmiştir.
Buna da söyleyecek bir lafımız yok elbette. Futbol takımının kadrosuna gelince... Yerli ve yabancı oyuncuların tamamı milli ve kendi ülkelerinin takım kaptanlıklarını yapanlar mı, Brezilya Milli Takımı oyuncuları mı futbolu bilmeyecekler?
Onlara mı top nasıl sürülür, şut nasıl atılır, pas nasıl verilir, nasıl mücadele edilir öğretilecek?
Elbette değil...
Peki bu durumda başkanı, teknik kadrosu ve futbolcularının futbolu çok iyi bildikleri ve bunu da beyan ettikleri bir ortamda bu başarısızlık nasıl izah edilebilir? Bu kadar büyük bütçelerin harcandığı, borçlanmanın artmasına rağmen bir başarı gelmemesi nasıl açıklanabilir?
Ezeli rakibinin borçlandığı dönemlerde hem Avrupa'yı hem Türkiye ligini 4 yıl üst üste domine ettiği bilinirken, bu kadar imkana rağmen takımın Avrupa'da, Zico'lu dönemdeki bir istisna sezon haricinde havlu atması, ligimizde şampiyon olduğu veya finalde kaybettiği dönemlerde de taraftarına gönül rahatlığı ile maç izlettirememesi ve son dakikalarda kazanması ya da kaybetmesi nasıl açıklanabilir?
Tüm bunların üstüne taraftarına son dakikalarda da olsa maçı kazanır duygusu veren o takımın, hem de bu kadar takviyeden sonra 60. dakikaya kadar "2 farklı öne geçemezsek bu maçı gene veririz" duygusu içine sokar, anlaşılır gibi değil...

Sevgisizlik ve güvensizlik

Hep istikrardan söz edilirken, yakın tarihte Daum, Zico, Aragones, Daum ve Kocaman değişiklikleri nasıl açıklanabilir?
Takım içerisinde oyuncuların abi gibi gördüğü ve her dertlerine koşan, yönetim ve teknik kadro ile aralarındaki iletişimi sağlayan Volkan Ballı'nın görevden alınmış olması acaba sevgisizlik ve güvensizlik ortamını mı arttırmıştır?
Genel olarak bakıldığında imkanları çok geniş bir kulüp, yöneticisinden, teknik kadrosundan futbolcusuna herkesin futbolu çok iyi bildiği gerçek.
Fizik güç ve kondisyon süper (bilenler ve nefes testleri sonuçları öyle diyorlar!!) olanaklar dört dörtlük, tek suçlu KONSANTRASYON kaybı.... Bu kadar imkanın, milyonlarca euro transfer ücretlerinin, profesyonel bir mesleğe mensup olup başarılı olma duygusunun, kariyer beklentisinin sağlayamadığı bu konsantrasyon ne menem bir şeydir ki her şeyi ondan bekliyoruz...
İnşallah o meşhur konsantrasyon hızla geri gelir ki ikinci yarı ile takım şaha kalkar diye beklemek de sanırım taraftara kalıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA
Anasayfa Anasayfa Beşiktaş Beşiktaş Fenerbahçe Fenerbahçe Galatasaray Galatasaray Trabzonspor Trabzonspor