Ender Bilgin

Ender Bilgin

24 Haziran 2026

Kapalı kapılar ardında

Geçtiğimiz hafta bu köşede Fenerbahçe'deki teknik adam seçimine ilişkin bilgi vermiş ve "Aykut hoca ile kulübün arasında, yardımcı hocalar konusunda ciddi bir sıkıntı var. İş, birkaç isim üzerinde kilitlendi. Ama bilin ki çarşamba günü bu konu bir şekilde sonuçlanır" diye yazmıştım. Söylediğim gibi oldu! Volkan Demirel ve Kuyt konusunda Aykut Kocaman'ın geri adım atmadığını öğrendim. Başkan da "Hala mı Ömeroviç'i istiyor?" diyerek tepki göstermiş! Bir, iki ismin üzerinde daha durulmuş ama anlaşmazlığın odağında bu isimler var. Tabii görüşmeler hep Oğuz Çetin üzerinden yapılıyor. Aziz bey uzunca bir süre dayanıyor ama zaman daralıp, Kocaman geri adım atmayınca İsmail Kartal'a dönülüyor. Başkan'ın, "Artık kapris ve inat çekemem. Zaman Fenerbahçe'nin aleyhine çalışıyor" dediğini duydum. Aykut hoca da Oğuz Çetin ile son görüşmesinin ardından şehir dışına çıkıyor. Gerçi ortada sözlü bir mutabakat var ve Kocaman yardımcı hoca konusunun aşılacağını düşünüyor. Ancak çarşamba gününe kadar Dirk Kuyt konusundaki kararını bildirmeyince ibre İsmail Kartal'a dönüyor. Aykut hoca durumu haber alıp, Oğuz Çetin'e masaj attığında Çetin ve Kartal görüşme masasında. Aykut hoca elbette rüzgârın döndüğünü anlıyor ve çok üzülüyor. Sonrası malum… Artık Fenerbahçe için hayırlısı olsun demekten başka çare yok. İlginçtir, çevremdeki pek çok kişi "Böylesi daha iyi oldu. Aykut hoca gelse ilk puan kaybında tartışma başlardı" diyerek, İsmail Kartal tercihine sevindi. Aykut Kocaman'ın sergilediği duruşu takdir ediyorum. Ancak Başkan'ın bazı talepleri olacağı zaten başından beri belliydi. Oğuz Çetin'in Futbol Direktörü olacağını, Kocaman da çok iyi biliyordu. Beraber Guirassy ile zoom görüşmesi yaptıkları da doğrudur. Ama ortada böyle bir görev paylaşımı varken, Oğuz Çetin'in Samandıra'da odasının bulunmasından rahatsızlık duyduğu doğruysa ileride daha büyük sıkıntılar yaşanması da kaçınılmaz olacaktı. Bence eğri gemi, doğru sefer oldu!

TEK SUÇLU MONTELLA MI?

A Milli Futbol Takımımızın Kupası'nda iki maçta sıfır çekmesi tam bir hayal kırıklığına yol açtı. Beklenti çok büyük olunca, tepki ve üzüntü de aynı şekilde büyüdü. Üzerine bir de Curaçao'dan, Yeşil Burun Adaları'na, savaştan çıkan İran'dan, Avustralya'ya kadar hemen her takım canla başla mücadele edince tepkiler isyan boyutuna dönüştü. Malum, her şeyi uçlarda yaşamayı seviyoruz. Montella için "vurun abalıya" misali linç kampanyası başlattık. Başlattık da acaba doğru mu yaptık? Sahi, Montella üç yılda neler başardı hiç düşündünüz mü? Avrupa Şampiyonası'na katıldık ve çeyrek final oynadık. 24 yıl sonra Dünya Kupası vizesi aldık. Birkaç yıl önce C Ligi'nde debelenirken, Avrupa Uluslar Ligi'nin en üst seviyesi olan A Ligi'ne yükseldik. Peki, "Dünya Kupası'nda yapamadıkları" dediğinizi duyar gibiyim. Evet, İtalyan teknik adamın Dünya Kupası hazırlığı iyi değildi. Daha önce de söylediğim gibi seçimlerinde "aklı ile duyguları arasında" kaldı. Bazı oyuncularda gereksiz yere ısrar etti. Kabul edelim ki teknik adamlar da formsuz olabilir. Üstelik futbolcularımızın birçoğu da sakatlıktan yeni çıktığı için formsuzdu. Bazı oyuncuların mental açıdan hazır olmadığını da gördük. Bence federasyon bir akil futbol adamını (Hamit Altıntop örneği gibi değil) Milli takımlar sorumlusu yaparak, içeride daha sağlıklı bir ortam oluşturabilirdi. Velhasıl başaramadık! Şimdi kolay olanı yaparak sürek avı başlatmak yerine, bizde pek yapılmayanı tercih edip istikrara yönelsek ne kaybederiz? Fransa, İspanya, Arjantin gibi takımlar teknik adam istikrarını yıllardır başarıyla sürdürüp, sonuç almıyor mu? Seçimler, sonuçları belirler.

DEVŞİRME ZAMANI

Milli takımda ciddi anlamda bir bitiricilik sorunu var. Santrfor sıkıntımız net şekilde ortada. Burak Yılmaz ve Cenk Tosun'dan sonra gerçek anlamda bir golcü çıkaramadık. Dönem dönem kaleci ya da stoper sorunumuz olmuştu. O sıkıntıları aştık. Ama son yıllarda hiç bu kadar net bir golcü eksiği yaşamamıştık. Bu sorunu maalesef çözemedik. 4-6-0 gibi oynayıp Kerem'i ileri uçta değerlendirmek bir yere kadar! Her takıma her oyuna, bu şekilde karşılık vermek mümkün değil ki. Deniz Gül yeni yeni kendini buluyor. Eksiklerini gidermek için bir, iki yıl daha maç ritmi kazanması gerek. Bertuğ Yıldırım'ı Hoca kadroya almadı. Bu sezon yedi golü var. Onun da maç sayısının artması şart. Ben kadroda olmasını beklemiştim. Bu isimleri kullanmak, alt ligler dahil daha geniş çaplı bir genç oyuncu taraması yapmak şart. Fakat kısa vadede Mehmet Aurelio örneğinde olduğu gibi, bu kez bir devşirme santrafor bulabilsek iyi olacak. Avrupa'da pek çok milli takım böyle yapıyor. Sakın, "85 milyondan santrfor çıkmıyor mu?" güzellemesi yapmayın. Almanya'da 85 milyon ama ihtiyacı olunca ne devşirmeler çıkarttı! Son günlerde Championship de oynayan Kıbrıs asıllı Rhian Brewster ismi gündeme geliyor. Şartları uyan başka isimler var mı bilmiyorum. Ama kısa ve orta vadede bu şekilde palyatif çözümler üretip, kalıcı çözümler için zaman kazanmak gerekiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA
Anasayfa Anasayfa Beşiktaş Beşiktaş Fenerbahçe Fenerbahçe Galatasaray Galatasaray Trabzonspor Trabzonspor