Ayhan Akbin

Ayhan Akbin

04 Aralık 2010 | Cumartesi

Başkanın anısına

Perşembe günü benim de aralarında bulunduğum, Galatasaraycamiasının birçok değerli isimiyleBüyük Kulüp'te yemek yedik.
Davet sahibi, Galatasaray'a geldiğim yıl yöneticiliğimi de yapan Yılmaz Toköz abimdir. Yılmaz, bütün kongrelerde ve divanlarda yaptığı konuşmalarla tanınan, sempatik, esprili ve yaşarken bütün malını ve mülkünü Galatasaray'a bağışlamış değerli bir insandır.
Konukları, Galatasaray'da Divan Başkanlığı, başkanlık, yöneticilik yapmışların yanında birçok kongre üyesi oluşturuyordu. Tabii ki toplantının konusu Galatasaray'dı. Faruk Süren, Semih Haznedaroğlu, Cemal Özgörkey, Murat Ece ve son olarak da Cengiz Özyalçın konuştular.
Bütün konuşmacıların üslupları ve değindikleri Galatasaray'a yakışır biçimdeydi. Ayrıca yemekte birkaç yıl önce Savarona Yatı'ndaki merhum başkan Özhan Canaydın'ın bulunduğu eski görüntüleri de izledik.

Bunları hak etmiyordu

Hastalığından iyileşme sürecine uzanan görüntülerdi.
Orada da Galatasaray'ın önde gelen isimleri vardı. Katılanların birçoğu yaptıkları konuşmalarda Galatasaraylılık'tan ve Özhan Canaydın'ın kişiliğinden söz ettiler. Hepsi de onu yakından tanıyan insanlardı. En azı 30, hatta 40 senelik arkadaşları bile vardı. Bir kişi bile onun hakkında kötü konuşmadığı gibi onun Galatasaray için ne kadar çok çalışıp, fedakarlık yaptığını, başkanlık dönemindeki stres ve sıkıntının yakalandığı hastalığın en büyük nedeni olduğunu bilen insanlardı.
Hal böyleyken Özhan Canaydın'ı başkanlığı zamanında tanıyıp bir yemek bile yememiş, bir çay bile içmemiş hatta hiç karşılaşmamış insanlar nasıl olur da, 105 yıllıkGalatasaray tarihinin en kötü başkanı seçiyor. Anlamakta güçlük çekiyorum.
Son olarak geçtiğimiz çarşamba günüCumhuriyet gazetesi spor sayfasında Oğuz Tongsir'in kötü başkanlığı Adnan Polat'ın devralmasıyla ilgili yazıyı okuyunca, dayanamayarak, yakından tanıdığım en iyi Galatasaraylılar'dan biri olduğuna, çeşitli yer ve platformda şahit olduğum Özhan başkanın bunları hak etmediğini bilmeyenlere ve söyleyenlere hatırlatmayı bir kere daha görev bildim.

Nasıl başarılı başkan olunuyor

Sportif başarı mı, ekonomik başarı mı, toplumsal başarı mı, şampiyonluk sayısı mı, madalya mı, amatör şube başarıları mı, gelir artırımı mı, parayı yönetmek mi, artan geliri çar çur etmek mi, borçlara kefil olmak mı, rakip başkan ve rakiplerle ilişkiler, konuşma tarzı, üslup mu, sporu sevdirmek, tartışma üslubu mu, holigan kültürünü besleyip desteklemek mi, centilmen olmak mı? Hangisini iyi yapmak? Ya da yapmamak! bunları düşünelim ve sıralayalım. Ondan sonra rahmetli başkanı diğer başkanlarla kıyaslayalım.
Kaldı ki birçok Galatasaraylı gibi biliyorum ki Özhan Canaydın söylenenelerin tam aksi, kötü olmak bir yana Galatasaray'ın en saygın başkanlarındandı. Eminim ki bu nedenle başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan siyasi risk alarak yeni stadın yapılması talimatı verip, bitene kadar da takipçisi oldu.
Son olarak, bu kadar onurlu, haysiyetli, dürüst ve Galatasaray'ı seven, ailesinin önünde tutan, başkanlık döneminde her türlü maddi ve manevi fedakarlığı yapan Özhan başkanı rahmetle ve saygıyla anıyorum.

Not: Başkanlığı döneminde ne kendisi, ne de yönetimdeki arkadaşları, ne de bir yakınına hizmet! fatura kestirmemiştir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA
Anasayfa Anasayfa Beşiktaş Beşiktaş Fenerbahçe Fenerbahçe Galatasaray Galatasaray Trabzonspor Trabzonspor