5 Şubat 1965 tarihinde göçmen bir Makedon ailenin dördüncü çocuğu olarak Köstence'de doğdu. Yoksul bir çocukluk dönemi geçiren Hagi, komünist lider Nikolai Çavuşesku'nun diktatörlük döneminde yetişti. Antrenmanlardan ve okuldan arta kalan zamanlarda çobanlık yaptı.
Dedesinden aldığı 'Gheorghe' isminin yerine kısaca Gica denildi, 'Karpatların Maradonası' lakabıyla ünlendi. Futbol hayatına 1979-80 sezonunda Farul Köstence takımında başladı. Köstence takımıyla 18 maça çıktı, rakip filelere 17 gol gönderdi. Bükreş İktisadi Bilimler Akademisi'ni bitirdi. 29 Ocak 1983'de Romanya Milli Takımı kafilesiyle ilk kez İstanbul'a geldi.
1983-84 sezonunda Spartul Studentesc takımına transfer oldu. Spartul formasıyla çıktığı 108 maçta 58 gole imza atan Hagi, 1985-86 sezonunda rakip filelere 31 gol göndererek, gol kralı oldu. 1985 yılında Romanya'da 'Yılın Futbolcusu' seçildi.
1983-84 sezonunda Spartul Studentesc takımına transfer oldu. Spartul formasıyla çıktığı 108 maçta 58 gole imza atan Hagi, 1985-86 sezonunda rakip filelere 31 gol göndererek, gol kralı oldu. 1985 yılında Romanya'da 'Yılın Futbolcusu' seçildi
Çavuşesku'nun kardeşi Ilie'nin aracılığıyla Steaua Bükreş'e imza attı. Kariyerinin en parlak yıllarını geçirdiği Steaua'da, 3 lig şampiyonluğu ve bir Avrupa Süper Kupası kazandı. 5 Nisan 1989'da Romanya'da ve iki hafta sonra İstanbul'da oynanan Kupa Galipleri Kupası yarı final maçlarında Galatasaray'a karşı forma giydi ve bir de gol attı.
İlk maçı 4-0 kazanan Steaua Bükreş, rövanşta 1-1 berabere kaldığı Galatasaray'ı eleterek finale çıktı. Steaua Bükreş takımında 97 maça çıktı ve 76 kez ağları havalandırdı.
1990 Dünya Kupası'nda sergilediği futbolla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Yurt dışından cazip teklifler alan Rumen yıldız, Real Madrid Kulübü ile sözleşme imzaladı.
İspanyol ekibinin formasıyla 64 lig maçına çıktı, 14 gol attı. Real Madrid'e transferi ile başlayan ve Romanya'da "Hagi Dosyası" adıyla bilinen, yurtdışına transfer olan futbolculardan Federasyon adına rüşvet istenmesi hakkında 1997 yılında soruşturma başlatıldı.
1992 yılında İtalya'nın Brescia takımına geçti. 1994 Dünya Kupası'nda muhteşem performansıyla taraflı tarafsız herkesin takdirini topladı. İspanya'ya geri dönmeye karar verdi ve Barcelona forması giymeye başladı.
İkinci İspanya macerasını 36 maç ve 7 golle tamamladı. 1996 yılının Mayıs ayında Katalan ekibindeki son maçına çıktı.
1996 yılında 31 yaşındayken Galatasaray'la 4 yıllık sözleşme imzaladı. Yaşı nedeniyle sert eleştirilere maruz kaldı. Ezeli rakiplerin taraftarları tarafından maddi sıkıntı çeken Galatasaray'ın ancak böyle yaşlı futbolcular alabileceği yorumları yapıldı.
İlk üç maçında attığı galibiyet golleriyle kalitesini gösterdi. Kısa sürede taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazandı. Ali Sami Yen tribünlerinde "I Love You Hagi" sloganları yankılanmaya başladı.
Çoğu futbolsever tarafından "Türkiye'de oynayan gelmiş geçmiş en iyi yabancı oyuncu" olarak gösterildi. Anne ve babasının ölümü üzerine 40 gün saçını ve sakalını kesmeyişi, İstiklal Marşı okunurken sağ elini kalbinin üzerine koymasıyla gönüllere taht kurdu.
İdmanlardan sonra özel olarak çalıştırdığı Emre Belözoğlu'nun tecrübe kazanmasında ve tekniğini geliştirmesinde başrolü oynadı. 2000 yılında Inter'e transfer olan milli futbolcunun, Avrupa'ya gitmesinde en büyük pay sahiplerinden oldu.
Maç içerinde sinirlerine hakim olamadığı, çok sayıda kart gördüğü için eleştirildi. 2000 yılında oynanan Galatasaray-Monaco Şampiyonlar Ligi maçında Riise'ye attığı tekme nedeniyle kırmızı kart gördü.
UEFA Disiplin Kurulu, Rumen futbolcuya 5 maç ceza verdi. Daha sonra sarı-kırmızılı kulübünün itirazını görüşen UEFA, Hagi’nin cezasını 2 maça indirdi.
10 Mart 2001 tarihinde oynanan Galatasaray-Gençlerbirliği maçında hakem Erol Ersoy’a tükürüp ayağına bastı ve maçtan sonra kameralar karşısında 'hırsız' dedi. PFDK tarafından 6 maç cezaya çarptırıldı.
Hakem Ersoy'un açtığı dava 4,5 yıl sonra sonuçlandı. Hagi 17 ay hapis, 307 YTL para cezasına çarptırılırken, hapis cezaları para cezasına çevrildi. 2 bin 857 YTL para cezası, sabıkasız oluşu ve bu suçu bir daha işlemeyeceği göz önüne alınarak ertelendi.
Frikik golleri, şık çalımları ve muhteşem sol ayağıyla futbolseverlerin seyir zevki yüksek maçlar izlemesini sağladı. Monaco, Atletico Bilbao ve Borussia Dortmund'a uzaktan attığı goller ve Real Madrid maçında Roberto Carlos'a attığı şık çalım hafızalara kazındı. Galatasaray tarihine adını altın harflerle yazdırdı.
Sarı-kırmızılı takımın üst üste 4 lig şampiyonluğu, 2 Türkiye Kupası, UEFA Kupası ve Süper Kupa kazanan efsane kadrosunda yer aldı. Takımın saha içerinde liderliğini yaptı. Metin Oktay'ın ardından 10 numaralı forması Galatasaray Müzesi'nin duvarlarında asılı duran ikinci futbolcu oldu
Birçok yıldız futbolcu gibi O'nun da şans getirdiğine inandığı bir uğuru vardı. Sahaya çorabının alt kısmını keserek çıkıyordu. Takım arkadaşlarına çorabını kesmediği maçlarda şansının kötü gittiğini söylemişti.
Galatasaray, Hagi’nin yerini bir türlü dolduramadı. Rumen yıldızdan sonra büyük ümitlerle transfer edilen Felipe, Revivo ve Iliç, 10 numara sorununu çözemedi. Hagi'den sonra uzun yıllar etkili serbest vuruş kullanan, frikikten gol atabilen futbolcu özlemi çekildi.
Futbol hayatına muhteşem bir jübileyle nokta koydu. 24 Nisan 2001 tarihinde Dünya Karması'na karşı son kez Romanya Milli Takımı formasını giydi. Hagi’nin 2 gol pası verdiği, Okan’ın bir gol attığı jübile maçı 2-2 sonuçlandı. Tam bir şölen havası içinde geçen karşılaşmayı 60 bin futbolsever izledi.
23 yıllık futbol yaşamında 743 maça çıkan Hagi, toplam 294 gol attı. Ülkesinde 6 kez yılın futbolcusu seçildi.
1990, 1994 ve 1998 Dünya Kupaları'nda, EURO 96'da ve EURO 2000'de forma giydi. Futbola veda ettikten sonra Romanya Milli Takımı'nın başına geçti. Takımını 2002 Dünya Kupası Finalleri'ne taşıyamayınca görevinden ayrıldı.