Ricardo Andrade Quaresma Bernardo... 26 Eylül 1983 yılında Portekiz'in başkenti Lizbon'un barlar ve diskolarıyla tanınan bölgesi Alcantara'da dünyaya geldiğinde Portekiz Milli Takımı'nın da formasını giymiş amcası Alfredo Quaresma'nın ilk sözü "Lizbon'dan bir futbol starı daha çıkacak" olmuştu. 5 yaşına geldiğinde kendisinden 3 yaş büyük olan ağabeyi (Rio Ave'de futbol oynadı) Alfredo Andrade'yi izlerken başladı futbol topuna sevdası... Portekiz'in futbol kültürüyle yoğrulmuş başkenti Lizbon'un çeşitli semt takımlarında futbol oynadıktan sonra ülkenin en büyük kulüplerinden biri olan Sporting Lizbon keşfetti minik Ricardo'yu...
11 yaşında kapısından girdiği Sporting'de 5 yılda futbol adına her türlü donanımı kazanan Quaresma, 16 yaşına geldiğinde U-16 Avrupa Şampiyonası'nda ilk kez adını Portekiz formasıyla sergilediği futbolla duyurdu dünyaya. Takım arkadaşı Cristiano Ronaldo ile hem iki sıkı dost, hem de rekabet içindeydiler. 18'ine geldiğinde ise A takımın kapıları açıldı "Cigano" ya da Portekizce'deki gerçek anlamıyla "Gyspy"e... Yani Çingene'ye... 2001-2002 sezonunda Sporting Lizbon formasıyla 3 kupa birden kazanırken, dünya devi Manchester United'ın patronu Sir Alex Ferguson'un da dikkatini çekti Q7... Ferguson, Quaresma'yı izlemek için Sporting'ten bir hazırlık maçı talep etti. Ancak o maç "kara çocuk" için kara bir gün olarak akılda kaldı hep... Alex Ferguson, Manchester'a 2 gol atan Cristiano Ronaldo'yu kolundan tutup İngiltere'ye götürürken, Quaresma ise bir başka dünya devi Barcelona'ya büyük umutlarla yelken açıyordu...
YILDIZLAR SÖNMEZ YÖRÜNGESİ DEĞİŞİR!
Bşiktaş, Quaresma'nın transfer edildiğini açıkladığı andan itibaren siyahbeyazlı taraftarlar şampiyonları kıskandıracak kutlamalar yaparken, rakipler böylesine büyük bir yıldızın Türkiye'ye gelişini hayretle izlemişti... Beşiktaşlılar'ın övgülerine karşın, bazıları "Yıldız olsa, gittiği takımda tutunurdu" yakıştırmaları yaptı... Ancak unutulan bir gerçek vardı. Milyonlarca kilometre öteden ışığını gördügümüz yıldızlar gibi, futbolun starları da zaman zaman yörünge değiştirirdi. Aynen Sergen Yalçın gibi... Quaresma gibi o da çok kulüp gezdi, kendini futboluna vermiyor diye eleştirildi. Ama ne Sergen'in yıldızı Türkiye'de, ne de Quaresma'nın yıldızı dünyada hiç sönmedi.
DOSTLUĞUN BAŞLADIĞI NOKTA SPORTiNG LiZBON
Yıl 2001... Sporting Lizbon'un gözbebekleri Quaresma ve Cristiano Ronaldo ayrılmaz ikiliydi... İki sene süren birliktelikten sonra biri Manchester United, diğeri Barcelona'ya gitti. 9 senelik dostluksa hiç bitmedi.
İLK YILINDA 3 KEZ KUPA KALDIRAN KAHRAMAN
Sporting Lizbon'un teknik direktörü Laszlo Bölöni, Temmuz 2001'de dünya futboluna iki yıldızı kazandırmak üzere ilk adımı attı... "Mustang" diye hitap ettiği Quaresma'yı A takım kadrosuna dahil eden Bölöni, 18 yaşındaki Q7'yi 2001-2002 sezonuna damga vuran Sporting'in baş kahramanlarından biri haline getirdi. Portekiz'de "Gyspy", yani "Çingene" lakabıyla tanınan Quaresma, profesyonellikteki ilk yılında lig, kupa ve süper kupayı kaldırdı.
iSRAiL'DE PATLAMA!
Portekiz U-16 Milli Takımı, İsrail'de düzenlenen 16 Yaşaltı Avrupa Şampiyonası'na Quaresma'lı kadrosuyla gittiğinde, "Çingene" henüz dünya üzerinde tanınmış bir isim değildi. 1 Mayıs'ta başlayan turnuvanın final güne gelip çattığında Avrupa'nın genç yetenek avcıları gözünü İsrail'in Ramat Gan şehrine dikmişti. Herkes Portekizli bir yetenekten bahsediyordu: Ricardo Quaresma... Çek Cumhuriyeti'ni attığı 2 golle yıkan bu 'kara çocuk' Portekiz'e kupayı getirirken, "Q7 kasırgası"nın da temellerini atıyordu.


