Yıkılsın iyi niyet burcum
Galatasaray'ı "Galatasaraylıyım" diyenler için bile umut haline getirmekten uzaklaştıran şeyden söz ediyorum; istikrar... "Saha oynatıyormuş gerçekten" diyesiyim; futbol bir sonuç oyunuysa yani haticeye değil neticeye bakılıyorsa Galatasaray Hatice'nin hatırına bile izlenilir-beğenilir olmaktan uzaktı bu maçta. İlk yarım saat Gaziantep'in yakaladığı fırsatı gole çevirene kadar sarı-kırmızılı takımın 'boğmaca' taktiği sanki maçı 'deplasmanda' koparmak üzerine kurulmuştu. Sabri ve Culio yine ileride basıyor, Kazım ve Stancu ile gol arıyordu. Taa ki Zapata umudu bacaklarının arasından yumurtlayana kadar... Bu maça kadar neredeyse yarım düzine gol yiyen çiçeği burnunda kaleci sadece umudu değil belki de Galatasaraylıların Galatasaray için umutlanmasını bile engelleyecek şeyi yaptı. Hagi'nin yine ve yeniden kurmaya çalıştığı ne varsa o anda bitti işte.
Saha oynatıyormuş
Maç iki tarafın ama özellikle Galatasaray'ın da 'bir şeyler yapmanın iyi niyetli göstergelerini okşamak' adına 'atak' oynamaya çalıştığı görüntülerle başladı. Hatta ilk yarım saat Gaziantep top çıkarmakta güçlük çekti. Oyunu çevirecek hamleleri ve maçı koparacak girişimi yapacak olanın kazanacağı bir maçtı Kamil Ocak Stadı'ndaki 'mücadele!' Galatasaray artık bir heyecanın adı bile değil belki. Evet doğruymuş; Galatasaray'ı iyi niyet değil 'takım olmak' çabası kurtaracak. Peki Galatasaray kurtarılmayı bekleyerek geçirebilir mi bu seneyi? Değil olacak Galatasaray sevdalılarının yanıtı. Yazımızın başına dönelim; sorun birkaç hafta önce dibe oturmuş Galatasaray'ı kupadaki Gaziantep ve ligdeki Eskişehir maçından sonra bugün için 'umut' olmaktan çıkaran şey 'iyi niyetten fazlasının lazım olduğu' gerçeğiymiş! Hiç prim vermediğim bir şeydi ama 'saha oynatıyormuş' sahiden!..
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
