Turgay Demir

Turgay Demir

21 Eylül 2009

Suçlu ayağa kalk

Başkan: Holosko varken Topuz'un peşine düştü, camiayı rencide etti. Nihat ve Nobre'ye milyon euro'ları verdi, dengeyi bozdu, takıma dinamit koydu

Hoca: İran'a 3 yıl katlandı, ömür boyu gelmek istediği Beşiktaş'tan bir yılda bıktı. İyiyi (Cisse) sattı, kötüyü (Fink) aldı. Herkese mavi boncuk dağıttı

Futbolcular-Hakemler: Para konu olunca motivasyon kayboldu. Düdükler adil olmayınca takke erken düştü, kel göründü. Neşter şart oldu

Beşiktaş'ın çifte kupa zaferinden sonraki gelişmeler birilerine fatura edilecekse sıralama Demirören, Denizli, futbolcular ve hakemlerdir. Neden önce başkan? Şampiyon takımın başkanı hedeflerini belirler, A, B, C planlarını uygulamaya koyar. Demirören öyle yapmadı. Elinde Holosko varken, hiç işine yaramayacak Mehmet Topuz savaşına girdi, camiayı rencide etti. Ardından yaraya tuz basmak için büyük rakama Nihat'ı transfer etti.

Takımın şaftı kaydı
Bitti mi? Hayır. Sözleşmesi sona eren Nobre'ye senelik 2.5 milyon euro verdi, Bobo ve Holosko'nun şaftı kaydı. Dengeler bozuldu, forvetler birbirine düştü. Bobo, "Nobre kadar para isterim" diye tutturdu. Alamayınca Yunan ve Fransız kulüpleriyle flört etmeye başladı, motivasyonunu kaybetti. Benzer nedenlerle Holosko da tavır yaptı ama tepki almaktan korktuğu için işi abartmadı. Tello artık yanından geçen toplara bile koşmamaya başladı.

Cisse'yi göndermezdim
Mustafa Denizli, İran'a üç sene katlandı, Beşiktaş'tan bir sezonda bıktı! Oysa ömür boyu gelmek istediği yer burasıydı. O da başkan gibi bir kupayı sağına, bir kupayı soluna alıp yeni sezonun planlamasını yapacağı yerde önce istifa etti, sonra da geri dönerek hatanın daha büyüğünü yaptı. Cisse'nin son 7-8 haftadaki performansından sonra, "Fink'e imza attırmış olmasaydım Cisse'yi asla göndermezdim" diye bana kendi söyledi. Şaka gibi!

Karmakarışık sistem
Geçen sezondan beri kadroda istikrarı bir türlü sağlayamayan Denizli'nin bir başka büyük handikapı ise Beşiktaş'ı karmakarışık bir sistemle oynatmaya çalışması. Bir türlü sistemi sadeleştiremedi. Tello'ya, Delgado'ya çok taviz verdi; şimdi aynı şeyi Serdar Özkan'a yapıyor. Onu kazanmasının mümkün olmadığını bile bile kaptanlık bandı takıyor, "Onu yıldız yapacağım" diyor, gerçek Serdar'a göre değil, hayalindeki Serdar'a göre davranıyor.

Horoz çok olunca!
Futbolcular yukarıda anlattığım nedenlerden dolayı ruhlarını kaybetti. Mücadele güçlerini yitirdiler. Bu sezon Ernst niye ön plana çıktı biliyor musunuz? Çünkü diğerleri müthiş bir düşüş yaşıyor. Neredeyse tek mücadele eden Ernst! Bu takımda Toraman, Üzülmez, Tello, Nobre, Serdar kaptanlık bandı taktı, takıyor. Bir takımda bu kadar kişiye paye verilmez. "Horozu çok olan yerde, sabah geç olur" misali, Beşiktaş'ta da işler karıştı.

Demirören gitmezse...
Gelelim hakemlere... Belediye ve G.Birliği maçlarında Tello ve Nihat'a, G.Saray maçında Serdar'a yapılan penaltı es geçildi, Leo Franco oyundan atılmadı. Son maçta Gezer hepsine tüy dikti! 6 haftada Beşiktaş lehine tek hakem hatası yok, G.Saray ve F.Bahçe'ye kıyak çok. Hakem hataları olmasa, Beşiktaş iki maçı kazansa bunları yazmıyor olacaktık. Hataların bir faydası oldu, yaraya neşter vurduk. İşin özeti de şu: Denizli giderse ne olur bilemem ama Demirören gitmezse Beşiktaş düzelemez.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA
Anasayfa Anasayfa Beşiktaş Beşiktaş Fenerbahçe Fenerbahçe Galatasaray Galatasaray Trabzonspor Trabzonspor