Hayal ve gerçek!
Fenerbahçe'nin umutlarını ayaklandırdığı bir hafta sonu yaşandı. Önce Kayseri'de harika bir galibiyet kokteyli sunuldu, ardından pazar gecesi Galatasaray'ın 2 puan bıraktığı Kocaeli maçı camiayı da ayağa kaldırdı.
Futbolu özne yaparsak, Kante'yi tırnak içine alırım. Her maçta kendine özen gösteren birinin verdiklerini, birçok maçta "kimliğini kaybeden" diğerleri de verebilseydi, bugün puan cetvelinde durum çok farklı olurdu.
Görünen bir gerçek varsa; 7 puan farkın oluştuğu zaman diliminde dallar çatladı ama kırılmadı ve ağacın kökü yerinde duruyor. O yüzden liderliği koruma ritmi bozulan Galatasaray'ın kayıplarına mahsuben diyorum ki;
"liderlik tekliyorsa belki de yeni sahibini bekliyordur!" Elbette Galatasaray hala avantajlı ve temkinli konuşmakta yarar var ama gidişata bakılırsa; "elden gitti" denen hayali gerçeğe dönüştürmek de Fenerbahçe için imkansız değil.
Galatasaray, Kocaeli karşısında saltanat kayığından yere çakıldı.
Korkak gemiler batmaya mahkumdur, kendi karasularında bile. Bunun tercümesi liderliği aldatmanın temsili provası, bunun tanımı ruh spazmı.
Puan kaybetme şartlarını Galatasaray oluşturdu. Sorumluluk Okan Buruk ve sahada hayalet gibi gezinen futbolculara aittir. Nasılsa her şeyin sebebi; Osimhen'in yokluğu.
O yüzden kimsenin mücadele etmesine gerek yok. Artistik puan peşinde koşmak varken kaybedilen puanlar da kimsenin umurunda değil. Hala şortunu çekme derdinde olanlar, saçlarına modellerden model beğenenler kendilerini seyrediyor mu acaba? Ama sorumsuzluğu ifşa edilenlerin yokluğu bile fark edilmiyorsa, futbolcuların düşlerinin incindiğini düşünmeyin. Gururlu mücadele nasıl olurmuş Kocaelispor gösterdi.
Yaratılan gerilime gelince, önce kendi kapının önündeki haykırışları duyacaksın! "Şinanay" davasında Okan Buruk'un masanın üzerine çıkmış posteri ve histeri halinde ettiği küfürlerin yankısı hala sürüyorsa, bir teknik adamın kendine hakim olmadığı durumda rakip tribünlere yargıçlık yapılması da pek mümkün olmuyor.
O yüzden Galatasaray'ın bu meseleyi kaşıması, gerginliğe un sermekle yere serilmek arasında bir bedel ödetti.
Fenerbahçe stres mevsimini kapattı ama görüyoruz ki Galatasaraylı futbolcuların yüzünden düşenler bin parça. Takımın içinde bir şeylerin döndüğüne dair izler de mevcut. Olur ya belki trollerini hizmete sokmuştur birileri.
Daha önce de belirttim. Galatasaray 7 puan farkı yok edip şampiyonluğu kaybederse, bunun adı faciadır.
Hafızaların itinayla silindiği bir ülkede, ne 3 yıllık başarı kalır ne apolet! Kimse kusura bakmasın ama böyle bir durumda herkes vasiyetini hazırlasın.
Bu sezon en çok keyif aldığım maçlardan biriydi Beşiktaş ile Antalya karşılaşması. Harika goller sergisi, tribünlerin zarafeti. Şampiyonluk iddiası olmayan bir takımın taraftarına vereceği anlamlı hediyeler böyledir.
Eski dostlara rastlamak gibi. Tavan arasından çıkarılmış bir kitabı yeniden okumak gibi ya da! Beşiktaş taraftarı yetinmeyi bilir. Sezon sonu manzarasında böyle bir maç izlemenin gururunu apolet yaparken!
Trabzonspor geniş bir kadroya sahip olsa ligde durum farklı olabilirdi. Her şeye rağmen onların yolculuğundaki sihri kimse inkar edemez. Bu yolculuğa karşı bir sempatim var. Çünkü kısıtlı kadrosuyla verilen mücadeleyi tarih de onaylıyor taraftarı da.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
