Saran&Tedesco
Sadettin Saran ve Domenico Tedesco Fenerbahçe'nin adeta küllerinden yeniden doğmasını sağladı. Bir düşünün! Tedesco açısından anlaştığı başkan iki hafta geçmeden seçimi kaybetmiş. Varlığı sorgulanan, her an görevine son verilme tehdidi bulunan bir teknik adamsınız. Tanımadığınız bir takım. Tanımadığınız bir lig ve rakipler. Her şey bir yana kendi seçiminiz olmayan ve beraber hazırlanma fırsatı bulamadığınız oyuncular var elinizde. Üstelik bu oyuncular giden başkanın ardından, "paramızı alır mıyız, geleceğimiz ne olacak?" telaşı içinde... İşte bu noktada devreye başkan girdi. Sadettin Saran hem hocasına güven verdi hem de oyuncuların rahat ve güvende hissetmelerini sağladı. Onlarla özel görüşmeler yaptı. Her şeyin kontrol altında olduğunu, sadece işlerine odaklanmalarını istedi. Bu güven duygusu takımın bütün paydaşları için çok önemliydi. Elbette bu güveni söylemler kadar, eylemlerle de desteklemek gerekliydi. Saran ve yönetimi bunu hakkıyla yerine getirdi. Tedesco'da saha içinde hem oyunu, hem de oyuncuları geliştirdi. Fenerbahçe kısa zamanda büyük bir değişim yaşadı. Böyle değişimler sancılıdır. Ancak Sarı-Lacivertli takım bu süreci ufak tefek yol kazaları haricinde az zararla atlattı. Ligde namağlup ikinci sırada yer alırken, Süper Kupa'yı müzesine taşıdı. Avrupa'da ilk 24 neredeyse garantilendi. Kalan maçlarda ilk sekiz şansı bile var. Özetle Fenerbahçe doğru yolda. Ara transfer yapısı itibarıyla zor olmasına rağmen, ilk iki hamle iyi yapıldı. bu aşamada kadroya bir sol stoper ve bir santrfor daha eklenebilirse tüm pürüzler giderilmiş olacak. Fenerbahçe son yıllarda hiç olmadığı kadar özgüvenli ilerliyor.
SÜPER KUPA'NIN ARDINDAN
Fenerbahçe Süper Kupa'yı kazanmayı yerden göğe kadar hak etti. Futbolcusundan teknik adamına, yönetiminden taraftarına kadar herkes Galatasaray'a göre çok daha istekli ve motiveydi. İki maçta kalesinde toplam iki pozisyon verdi Sarı-Lacivertli takım. Gol yemedi. Dört gol attı. Ama attıklarından fazlasını da kaçırdı. Eksiklere bakılacak olursa sayıca en çok eksik Fenerbahçe'deydi. Burada da yönetim girdi devreye. Sadettin Saran ve ekibi, Musaba ve Guendouzi transferlerini hızlı bir şekilde bitirdi. İki yeni transfer hem oyun, hem skor katkısı vererek fark yaratan isimler oldu. Final özelinde Fenerbahçe 90 dakika boyunca inisiyatifi elinde tuttu. Takım halinde iyi olmakla birlikte Guendouzi, Asensio, Skriniar, Levent ve Osterwolde çok iyiydi. Galatasaray'da ise Sane, Barış ve Yunus hareket alanı bulamadı. İcardi mevcut fizik kapasitesiyle bu seviyedeki maçları kaldıramaz. Yaptığı kurtarışlara rağmen Uğurcan yerine Günay tercihine de anlam veremedim. Bu bir jest ise alışık olduğu Gaziantep'te Trabzonspor'a karşı oynayabilirdi Günay. Ezcümle daha çok isteyen ve daha iyi olan kazandı.
GALATASARAY SAKİN KALMALI
Galatasaray son yılların en kötü derbi performansıyla Süper Kupa'yı kaybetti. Ama unutulmasın ki hala ligde üç puan farkla lider. Kupa'da ve Avrupa'da yoluna devam ediyor. Son üç yılın şampiyonu olarak teknik adam ve kadro istikrarına sahip. Belli sıkıntılar olsa da kesinlikle enseyi karartacak bir durum yok ortada. Bu ortamda yapılacak en doğru şey sakin kalmak ve telaşla hareket edip, yanlışa düşmemek olmalı. Burada da görev yönetime ve Okan Hoca'ya düşüyor. Dursun başkan ve yönetime biraz fazla haksızlık ediliyor sanki... Süper Kupa'daki ince yağmurluklar bile çok fazla egzajere edildi. Özensiz bir iş olabilir ama üç yıldır bunca işi doğru yapan insanlara karşı bu kadar tahammülsüz olmayı normal bulamıyorum. Okan Hoca'ya gelince... Son maçta onun da konsantrasyonu düşüktü. Maç içinde verdiği kararlarla telaşlı ve dağınık göründü. Bu halinden biran önce sıyrılması gerek. Bazı oyuncuların performansında düşüş var. Onları en kısa zamanda eski seviyelerine getirmek zorunda. Özellikle transfer sürecinde de çok doğru kararlar almak gerekiyor. Hoca ve yönetimin uyumu bu noktada önemli. Galatasaray kritik bir virajdan geçiyor. Sakin kalınırsa en az zararla bu süreç atlatılmış olur. Telaş, hata getirir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

