Hakkı Yalçın

Hakkı Yalçın

07 Ekim 2007

3 günde 4 mevsim

Fenerbahçe, lig maçlarında tekrarı alışkanlığa dönüşen bir sahnenin oyuncuları olarak, 2 puan daha yitirdi. Avrupa'da harikalar yaratan bu takım, yine sonbahar mevsimindeydi sanki. Durduğu yerde yaprak döken "Uyur gezer" bir hakemi de özellikle işaret etmeliyim.

***
Temposu yüksek başlangıcın daha 7. dakikasında golü bulan Fenerbahçe'nin hesabı erken keseceğini düşündüm. Oysa sarı-lacivertliler, Mehmet Aurelio'nun kafasından gelen golün keyfini bile çıkaramadı Ve golden sonra şifresi çözülen takım Fenerbahçe oldu. 10. dakikada Şener'in golü, Fenerbahçe defansının klasik sarhoşluğuydu. İp gibi dizilmiş defans anlayışının, rakip forvetlere bıraktığı bu kaçıncı buyurganlıktı.

***
Golden sonra armonisi bozulan Fenerbahçe'de, Alex'in başına dikilen Ümit Bozkurt'un, "Oynama, oynatma" anlayışının etkili olduğu dakikaları izledik. Ümit Bozkurt'un sarı kart pozisyonundan sonra, kelepçesinden soyunan Alex ve Fenerbahçe'nin baskılı oyunu öne çıktı. Hücum zenginliği, gol pozisyonlarında beklenen bereketi getirmediyse, bunun sebepleri biraz talihsizlik, biraz da durması gerektiği yerde bulunmayanlar... 31. dakikada Aurelio'nun vuruşunda kaleciden dönen topta Kezman'ı aradı gözlerim. "Bu pozisyonda nerdesin?" diye. Kezman o sırada çift stoperden kurtulmanın çaresini ararken, bir yol arkadaşına ne kadar ihtiyacı olduğunu da belgeliyordu aslında. "Bir yalnız adamın hikayesini" yazarken...

***
İlk yarıda sahada alkışı hak eden bir adam vardı, Mehmet Aurelio... Modern futbol adına, tam bir girişimciydi. Top kapmada, pozisyon üretmede, rakip alana gümbür gümbür gitmelerde hep onun ayak izleri vardı. Gecenin tavşanı ise Roberto Carlos'tu. Carlos'un 40. dakikada bir pozisyonu var. Rakip ceza alanı önünde yapılan faule düdük beklerken, doğal olarak topu bıraktı. Hakem Bünyamin Gezer, kabuğuna çekilmiş kaplumbağaydı o sıra. Carlos'un kendi alanında tehlikeye dönüşen pozisyon için bir koşusu var. Tabir-i caizse, "Şıp dedi damladı!" Roberto Carlos'un en büyük özelliği bu. Bir adım önde karşılıyor pozisyonları

***
İkinci yarıda, ilkel tatsız ve sönük bir fener vardı sahada. Takımın büyük oynamaya gücü yoktu ve usta ayaklar da dillerini yutmuştu sanki. Takımın dikkat çekici tek yanı, Lugano'nun mücadelesiydi. 64. dakikada Lugano'nun şahsiyetiyle yarattığı pozisyonu harcayan Kezman'a bakınca, "artık tanık gerekmez" dedim, "Bunun adı yalnızlık değil, beceriksizlik!" Kırmızı karta gelince... O pozisyonunda "Adı Kezman olmasa" hakem aynı kartı gösterir miydi?. Bence hayır! O yüzden o kartı, ekrandaki "Hakemleri koruma örgütüne" bağışladım! Kezman'ı hakemlere işaret edenlere!

***
İkinci yarıda yavaş oynayan ve oyuncu değiştirme hakkını, yumurta kapıya dayanınca gerçekleştiren Zico'nun yanlışlarına karşılık, Uğur İnceman ve Zelenka'yla geceyi ayaklarında uyutan Manisaspor, istediğini aldı.

***
Bir takım 3 günde 4 mevsim yaşar mı? Fenerbahçe yaşıyor... Bu takım Avrupa'da ne kadar kalabalıksa. Türkiye'de o kadar tenha... Dün gecenin bilançosu: Türkiye'deki Fenerbahçe, Avrupa'daki Fenerbahçe'ye 2 puan daha borçlandı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA
Anasayfa Anasayfa Beşiktaş Beşiktaş Fenerbahçe Fenerbahçe Galatasaray Galatasaray Trabzonspor Trabzonspor