Uzatma seansı
Öğle vakti, "Fenerbahçe ile Rüya Bir Gün" programı için engelli çocuklarla yemekteydim.
Çocuklara bakınca, hayatın başka pencereleri olduğunu daha iyi anlıyor insan.
Özellikle cennetin çocuklarına.
Gözleri ve dili aynı şeyi konuşan o çocukların ruhları Amstrdam'a gitti bile.
Hatırlatırım.
Kadroya bakınca, şimdiki zaman değil, perşembe gecesi hayati bir önem taşıyor.
Dünkü buluşma ne kadar sıradan olsa da.
Perşembe o kadar ateşli çünkü.
Dünkü Fenerbahçe'nin başlangıcı ağırdı.
Takıma giremeyenlerin, kurtarma sözlüsü duygusundan bile yoksun olduğu bir geceydi.
Gol de, Bekir'in klasik hastalığından geldi.
Bu yarıda meydanı boş bulan Kayserispor'un, orta alandan çabuk çıkışlarını izledik.
Bu yarıda Fenerbahçe'de öne çıkan isim Mehmet Topal'dı.
Ben en çok Stoch'un kazanılma ihtimali üzerinde durdum.
Ağır Benfica savunmasının arkasına sarkacak bir vuruş ustasının varlığını bildiğim için, en çok ona yoğunlaştım.
Boş koşularda vardı, top onun ayağına geldiğinde oyun hareketlendi.
Krasiç'in bir dal parçası gibi durduğu gecede, Stoch bir ağaç gibi geldi bana. İhtiyaç halinde kimsenin yüzünü kara çıkartmaz gibi geldi bana.
İkinci yarıda Sow ve Kuyt değişikliğinin Fenerbahçe'yi ne kadar değiştirdiğini gördük.
Fenerbahçe adına kazanmayı isteyen düşüncenin sahneye çıkmasını izledik.
Bu takımın istediğini almak gibi bir gücü var zaten.
Tam kadro çıksalardı, gözleri bağlı olsa bile kazanırlardı dersek abartmış olmayız.
Cristian'ın penaltıdan attığı gol de, Benfica maçında kaçan penaltıya nazire yerine geçti.
Bu mücadele, ligin mucizelere bağlı finalini uzatma seansıydı.
Ligdeki kaderini en onurlu biçimde tamamlamanın resmi belgesi.
Bir futbol bayrağını elinde dalgalandırmanın gururuyla.
Ayrıca sonuç ne olursa olsun, bu sezon Fenerbahçeli futbolcuların omuzlarını hiçbir şey düşüremez.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

