Beşiktaş geçen sezon çifte kupayla sezonu kapattı. Neler hissettiniz?
- Yıllarca formasını giydiğim Beşiktaş'ta antrenör olarak şampiyonluk yaşamak bana gurur verdi. Böyle bir duyguyu tarif etmek gerçekten zor.. Yaşamak gerekir. Her insana da bu nasip olmaz.
- Mustafa hocayla çalışmak apayrı bir duygu… Tecrübeli bir teknik adamla çalışmak bana büyük şeyler kattı. Ufkum genişledi. Bugüne kadar yaptığım çalışmaları Mustafa hocayla yüzde yüz değiştirdim. Daha iyisini öğrendim. Bunu yaptım. Bana faydası gerçekten büyük oldu. Sadece futbolcular bir şeyler öğrenmedi. Ben ve Tayfur'da bundan nasibimizi aldık. Bezim için büyük bir kazanç.
Mustafa Denizli'nin sezon bitmeden yeni sözleşme imzalamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Ayrıca Denizli neden 3 yıllık sözleşmeye yanaşmadı?
Beşiktaş'taki kaleciler size göre hedefi büyükten bir ekip için yeterli mi? Rüştü'nün imzasıyla Hakan'ın halen sözleşme yapmamasını nasıl değerlendirirsiniz?
Peki ya devre arasında aldığınız Ramazan'ın durumu nedir?
Kalecilere baktığım da hepsi de birbirinde kaliteli ve performans olarak iyi durumdalar. Bunu nasıl dengede tutuyorsunuz? Ne gibi özel çalışmalar yapıyorsunuz?
-Evet tüm kalecilerimizi her zaman oynayacak gibi hazırlamaya çalışıyoruz. Böylelikle yaşanan şanssızlıklara karşı bir önlem de almış oluyoruz. Ancak bu sezon bu şanssızlıklar bizim zor durumda bıraktı. Önce Rüştü burnundan sakatlandı. Daha sonra Hakan elinden sakatlandı. Korcan ise tecrübesizliğinin kurbanı oldu. Ramazan ise uyum döneminde kaleye geçti. Anlayacağınız tüm bunlara rağmen bugün şampiyonluk adayları arasında yer alıyoruz. Kalemiz yıkılmadı. Son haftalarda Rüştü'nün performansı mağlubiyet almamamızı sağladı. Onların formda kalması da kaleci antrenörünün başarısıdır. O kadar da etkimiz olsun yani. Ama şunu çok önemli hoca-oyuncu ilişkileri çok önemli… Buradaki başarı da bundan dolayı çıkmıştır.
Rüştü, Milli Takım'a geri dönecek mi?
- Onu bu Milli Takım'a geri göndermeyi düşünüyoruz. Gösterdiği bu performansla da bunu hak ediyor… Biliyorsunuz daha önce Rüştü ayrıldığını söylemişti ama dönmüştü. Zaten bana da 'Eğer bana ihtiyaçları olurda çağırırlarsa giderim' dedi. Ben de kendisine senin çağırmadan göndereceğiz dedim. Çünkü bugün Beşiktaş'ın kalesini koruyorsa Milli Takım'ı kalesini neden korumasın ki.
Galatasaray-Fenerbahçe maçını seyretmişsinizdir. Volkan'ın yapmış olduğu hareket için ne diyorsunuz?
- Kendisi zaten maçtan sonra özür diledi. Tabii ki yanlış bir davranış… Ancak bunun üstüne bu kadar da gitmek Volkan'ı yıpratır. Sonuçta, Volkan, Milli Takım'ın da kalesini koruyan biri… Sayıları az olan kalecilerimizin bu şekilde dışlanması veya sorgulaması sadece ona değil herkese zarar verir. Hatasını anlamış ve özür de dilemiştir. İnanıyorum ki Volkan da bir daha böylesi bir hatayı yapmaz.
Yine aynı derbide Franco'nun yemiş olduğu gol herkesi şaşırttı. Siz ne diyorsunuz bu pozisyon için?
- Geçmiş ile bugün arasındaki kalecileri nasıl değerlendirirsiniz?
Ben Şeref Stadı'nda yetiştim. Bugünkülere bakın çim sahalarda idman yapıyor. Yani şartlar onların lehine daha çok. Ancak bakıldığında o dönemin kalecileri bugün halen konuşuluyor. Şenol Güneş, Engin İpekoğlu, Hayrettin, Yaşar'ı kime sorsanız bilirler ve anlatırlar. Bu da onların ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Yani yetenek hiçbir zaman kulak arkası edilmemeli. Bizler bu yeteneklerimizi şimdiki gençlere aktarıyoruz. değerimiz bilinmeli.
Peki kafanızda gerçekleştirmek istediğiniz bir proje var mı?
Türkiye'de geleceği parlak gördüğünüz kaleciler kimlerdir?
- Çanakkale Dardanel'den Ferhat, Denizlispor'dan Cenk var.
Ufuk var Galatasaray'a gelen bunun için ne diyorsunuz?
-Böylesine bir maçtan tabi ki 3 puanla ayrılmayı hesaplıyorduk. Ancak eldeki sakatlıklar kadro kurmamızda sıkıntı yarattığı bir gerçek. Tüm bunlara rağmen buna sığınmak da bizim gibi büyük bir takıma yakışmaz. Daha önümüzde 5 hafta var. Her takım bizim gibi puan ve puanlar kaybedecek maçlar oynayacak. İşte bu dönemde az hata yapan takım ipi göğüsleyecektir. Unutmamak lazım bizin sadece saha içindeki mücadeleniz yetmiyor. Bakın Trabzonspor maçında hakemin mutlak bir penaltımızı es geçmesi 2 puanımıza neden oldu? Burada kulüpler kadar hakemler ve federasyona daha büyük görevler düşmekte. Bu çocukların emeğini bu kadar basit hatalarla yok etmeye kimsenin hakkı yoktur. Beşiktaş camiası bu tür oyunlar karşısında her dönem karşı karşıya gelmiş ve hakkını da savunmuştur. Türk futbolu eğer ilerlemek istiyorsa öncelikle kendi içindeki bu olayları yaşatmamalı.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
-Öncelikle taraftarlarımızdan kalan haftalarda takımlarını yalnız bırakmamasını istiyorum. Bizler ne kadar oyuncularımızı maça hazırlasak da seyircinin stattaki gücü onları daha da motife ediyor. Coşkuları ve destekleri oyuncularımızın inanç ve güvenlerini yüksek noktaya çıkarıyor. Yani 12'inci adam her zaman en büyük silah olmuştur. Bu gücü de Beşiktaş taraftarlarından bekliyoruz. Bizler şampiyonluğu istiyorsak camia olarak dış güçlere karşı kilitlenmemiz gerekiyor. Kişiler değil camialar önemli olduğunu unutmamak gerekir. Oyuncularımız hata yapabilir ama bunları hoş görüyle görmesi gereken de taraftarıdır…
RÖPORTAJ: ALİ KARABOĞA
FOTOĞRAFLAR: UFUK TUNCELİ