10 Nisan 2021 | Cumartesi

Bir zamanlar futbol

Bir Zamanlar…" diye başlayan film ve dizi furyalarına öykünmüş değilim. 1959 öncesi şampiyonluklar konusuna bu başlıkla gireyim dedim çünkü Belgin) ile yıllardır yaptığımız aynı adı taşıyan "Bir zamanlar Futbol" programında bu konuya birkaç kez yer vermiştik. 59 öncesi ligler, takımlar, futbolcular ve şampiyonluklara ilişkin, bazıları ilk kez geniş kitlelere ulaşan bilgi ve fotoğraflar paylaşmıştık Bir Zamanlar Futbol'da. 1959 öncesini konuşurken; ülke futbolunun tüm coğrafyalarını kapsamadığı ve tüm takımların yarıştığı nizami lig yapısına uymadığı için mevcut ligimizle, bahsi geçen organizasyonların aynı kapsamda değerlendirilemeyeceği görüşünü savunmuştu. Onun futbol bilgi ve kültürüne saygım büyüktür. Yine de ben bu konunun işin uzmanı tarihçilerden oluşan bir kurul tarafından araştırılıp, değerlendirilmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Benim anlayamadığım bu konu neden yıllarca gündeme gelmedi? Örneğin Beşiktaş iki şampiyonluk için başvurduğunda neden genel bir muhasebe yapılmadı? Açıkçası benzer olaylarda da gördüğümüz gibi bu işe de hemen herkes taraftarı olduğu takımın penceresinden bakıyor. Konunun ekonomik boyutu da cabası. Ama futbol tarihimizin bir bölümünü halı altına süpürmenin, o liglerin şampiyonları ya da gol krallarını sistem dışına itmenin üzücü olduğunu kimse göz ardı etmesin. O dönemin şampiyonları Süper Ligin kronolojisi ya da yıldız tablosunda yerini almasa bile Türkiye şampiyonu olarak ilan edilebilmeli. Bu benim tamamen duygusal görüşüm. Ve yeri gelmişken… Bana göre Sergio Leone'nin epik suç filmi "Bir Zamanlar Amerika" yazımın başlığında belirttiğim konunun zirvesidir. Yazmasam olmazdı.

FORMADAKİ YILDIZLAR

SÜPER Lig takımlarının formalarının göğsüne işlenen yıldızların geçmişi çok eski değildir. Hepi topu 20 yıl. Şimdilerde şampiyonluk sayılarıyla gündeme gelen yıldız konusu, 59 öncesine ilişkin talep kabul görmese bile bir revizyona muhtaç bana göre. Ligimizin bugünkü sisteminde şampiyonluk yaşamış altı takım var. Bursaspor ve Başakşehir için şampiyonluğun ne kadar sıra dışı olduğunu herkes kabul edecektir. Ama bu takımlar o "tarihi" şampiyonlukları formalarına işleyemiyor. Öyleyse yeni bir yıldız sistemi neden olmasın?

ALTIN, gümüş ve bronz yıldızlar! Her 10 şampiyonluk için altın yıldız, her 5 şampiyonluk için gümüş yıldız ve 1 ile 5 arasında lig şampiyonluğu kazanmış takımlar için "sayı farkı gözetilmeksizin" bir bronz yıldız. 1959 öncesi şampiyonluklar kabul görürse formaların göğüs kısmı samanyolunu andıracağı için böyle bir değişim zaten kaçınılmaz olacak. Tabii bu isteğin reddedilme ihtimali de var. O halde tartışmalardan etkilenmeden, birer şampiyonluğu bulunan takımlara bu jesti yapmak şık olmaz mı?

F.BAHCE VİRAJI ALAMADI

MALATYA maçı, kazanılsa sadece puan olarak değil mental anlamda da Fenerbahçe'nin arkasına rüzgarı almasını sağlayacak kritik bir virajdı. Fenerbahçe o virajı alamadı. İlk yarıdaki görüntü "virajı alamayıp, şarampole yuvarlanacak" dedirtecek kadar sıkıntılıydı. İkinci yarıda oyun ve oyuncu hamleleri virajı alamasa da yola devam edebilir dememizi sağladı. O yol Fenerbahçe'yi şampiyonluğa taşır mı? Zor gözüküyor. Ama sarılacivertlilerin ilk iki iddiası son haftalara kadar sürer. Emre Belözoğlu geçen hafta Sinan, bu hafta İrfan Can'a güvenip, forma şansı verse de karşılığını alamadı. Bu arada yenilen goldeki pozisyon hatası da dramatikti. O görüntü hocaya eksi yazar. Yine de ikinci yarının son otuz dakikasında kazanmaya yetecek hücum çeşitliliğini ve fırsatları buldu Fenerbahçe. Ama bu saatten sonra oyun değil, skorbord konuşulur. ARTIK Gaziantep maçına odaklanmak gerek. Malatya'dan çok daha potansiyelli bir takım olacak Fenerbahçe'nin karşısında. EMRE Hoca da artık "bizim çocuklara" şans verme duygusallığından, doğruyu bulma gerçekçiliğine geçmek zorunda.

HADİ CANIM SİZ DE!

BEŞIKTAŞ, A.Alanyaspor maçını kimsenin beklemediği kadar rahat bir oyun ve skorla geçti. Sonuca etki edebilecek önemli oyuncuları olan ve geçen sezon olduğu gibi bu yıl da lige renk katan Alanya ise son dönemdeki düşüşünü bu maç ile perçinledi. Tüm bunlara rağmen konuk ekibin bulduğu net gol pozisyonlarını Sergen Yalçın şapkasını önüne koyup düşünmeli. Gelelim ortalığı yangın yerine çeviren Babacar ve Marafona pozisyonlarına. Evet, Babacar'ın kaçırdığı gol akıl alır gibi değil. Peki, bir futbolcu ilk kez mi böyle gol kaçırıyor? Topun dışarı çıktığını düşünerek hata yapan Marafona bunu yapan ilk kaleci mi? Kafasında tilki dolaşan oyuncu göze parmak sokarcasına mı yapar o hataları? Öyle olsa Babacar o pozisyona girer mi? Kolayca ofsaytta kalabileceği pozisyonda kendini geri atar mı? Marafona daha zor topları çıkarırken en olmadık hatayı mı yapmayı seçer? Pozisyonlara ilişkin o kadar çok detay anlatılabilir ki… Ben ayyuka çıkan polemiklerin sahiplerine "hadi canım siz de" demekle yetiniyorum. Pes!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA