Anadolu'nun rütbesi
Bursaspor... 2008-09 sezonunun ikinci yarısında top Ertuğrul Sağlam'ınönüne düştüğünde şöyle düşünmüştü; "İşte bu!" Beşiktaş'tan gönderilişini hatırladı, Beşiktaş'ın başına getirilirkenki havayı bir de... "Havayadeğil çim sahaya, oynanan oyuna bakmak gerekir" diye düşündü. O andan itibaren ne kurduysa işte bu gerçeğe göre kurdu Sağlam. O böyle düşündüğünde kuşlar aşıp gitmekteydi sınırlarını dünyanın. Ve yine şöyle düşündü: "Kuşlar ki uçabiliyorlar!" Bursaspor kadrosundaki gencecik futbolcuların bir acemi mangası olması da mümkündü bir savaşçılar ordusu da... İkincisi oldu Bursaspor için. Hep şöyle düşünülmesini sağladı Sağlam: "Savaşan kazanır!" Anadolu için geçerli tek şiar budur. Yine Sağlam gibi adını genç teknik adamlar sıralamasında üstlere yazdıran Tolunay Kafkas da bir söyleşisinde şöyle demişti: "Şiiri ve kavgayı çok seviyorum!" Edebi bir metindir şiir bilmeyen için. Oysa kavgaya soyunmuşlar için kavganın özsuyudur; mücadelenin.
Son karar Sağlam'ın
Bir teknik adamın yapması gereken ilk şey -bütün olanaksızlıklara rağmen- 100 milyon euro'ya ulaşan pastadan pay almayı da sağlayacak bir müsabık takım kurarken hakkaniyet duygusunu elden bırakmamak olacaktı. Her futbolcu sahada; o çim zeminin üzerinde olmak ister. Bunu kimsenin duygularını zedelemen yaptı Sağlam. İnandırdı kendini futbolcularına. Sadece onlara mı? Bilmekte karar olmanın nasıl bir şey olduğunu yaşattığı alt kadro teknik elemanlara da... Birlikte tartışıp buldular doğruyu. O, taa ki en son karar anına kadar bütünle birlikte oldu. Son karar onun olacaktı. Öyle de yaptı. Şimdi Avrupa kırgını Bursa'yı ligini ikinci yarısında belki de Anadolu'da şekillenecek bir şampiyonluk yarışı bekliyor. O, bu yarışı aynı anlayışını koruyarak sürdürecekse başarı niye tekrar onun omuzlarında yer aramasın kendine? Rütbe bir kere alınmışken hem de...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

