Fenerbahçe - Bursaspor (Spor Toto Süper Lig 27. hafta mücadelesi)
Peki Fenerbahçe-Bursaspor maçıyla ilgili otoriteler ne dedi?
Rıdvan Dilmen: Gerilimi kaldıran şampiyon olacak
Süper Lig'in boyu kısaldıkça gerilim artıyor. Gergin haftalar başladı. Bir gün önce Trabzonspor'un ne kadar zorlandığını görmüştük. Fenerbahçe de dün alışılagelmiş görüntüsünün dışında fazla pozisyon üretemedi.
90 dakika boyunca çok sayıda gol pozisyonu izleyemedik. Gol de yok. Ama iki teknik adam da aslında gol için, kazanmak için takım çıkardılar. Yaptıkları oyuncu değişiklikleri de pozisyon ve gol bulmak içindi. Ama iki takıma da yetmeyen beraberlik bir türlü bozulmadı.
Fenerbahçe'de Selçuk ve Emre'nin ikisi birden olmayınca, Aykut Kocaman Galatasaray maçının ikinci yarısı gibi takımla çıktı. Defans dörtlüsünün önündeki tek ön orta saha oyuncusu Cristian, onun önünde bir üçlü orta saha Mehmet Topuz, Alex ve Özer, en önde de Semih-Niang ikilisi vardı. 4-1-3-2 ile başlayan Aykut Kocaman'ın takımı ilk yarıda son dakikadaki Semih'in penaltı pozisyonu dışında pozisyon bulamadı. Bursaspor'un ise Miller ve Ozan İpek ile iki net goım pozisyonu vardı.
SATRANÇ HAMLELERİ ART ARDA
İkinci yarıda Aykut Kocaman klasik düzenine döndü. Niang'ı kenara kaydırıp 4-2-3-1 uyguladı; olmadı.
Bu kez adamları değiştirdi. Niang'ı soldan Semih'in olduğu yere santrfora çekti, sol öne Dia'yı koydu.
O da olmadı. Ardından bir değişiklik daha yaptı; oyuna aldığı Gökay'ı göbeğe, Mehmet Topuz'u sağa yerleştirdi. Aynı şekilde Ertuğrul Sağlam da Ali Tandoğan'ı zorunluluktan çıkardı ama bunun dışında hep ofansif değişiklikler yaptı. Oyunun tamamında ofansif orta saha Ergiç'i sahada tuttu. Volkan ile Sercan'ı değiştirdi. Orta sahadan Batalla'yı çıkarıp bir forvet olan Altidore'u oyuna aldı.
Teknik direktörler kazanmak için her şeyi yaptılar. Ama bırakın kazanmayı, pozisyon bile zor buldular. Bunun iki önemli nedeni vardı. İlki; defans organizasyonlarının sağlam olması. İkincisi de yükselen gerilimin özellikle ofansif bölgede yaratıcılığı olumsuz etkilemesi.
KORAKOR MÜCADELE
Ligimizin standartlarının bayağı üzerinde korakor bir maç oldu. İki takım taraftarları da futbolcularına iyi mücadele etmediler diyemez.
Bundan sonra ligde daha güvenli, daha dirayetli kalan takım şampiyon olacak. Çünkü bu gerilimle başetmek için bu özellikler lazım.
Ahmet Çakar: Fenerbahçe için kritik kayıp
Fenerbahçe dün gece puan kaybetti ama bu maç bize geçen yılki Trabzonspor maçını hatırlattı.
Çok pozisyon yakaladılar ama kaleci İvankov ve Bursa defansını geçemediler. İlk yarıda Aykut Kocaman yanlış yaparak fazla ofansif bir takım çıkarttı. Özellikle Niang ve Semih'i ileride oynatması Niang'ı çok şaşırttı. Belli ki Niang'ın hem sol kanatta hem de ortada oynama görevi vardı. Böylece Niang ne defansif ne de ofansif olarak etkili olamadı.
HAKEMLİĞİ BECEREMİYOR
Kuddusi Müftüoğlu hakemliği beceremiyor; daha doğrusu stresli maçları hiç beceremiyor.
Sonuca etkili çok önemli bir hata yaptı. Bir yan topta Serdar Aziz'in Semih'in boynuna sarılarak düşürmesindeki penaltıyı vermedi. Maçın başında gizlice elle oynayıp gol pozisyonuna girdiği durumda Semih'e göstermediği kart var. Volkan'a gösterdiği sarı kart komedi. Verdiği ve vermediği kartlar tam bir skandal.
Sonra da uzatmanın son dakikalarda Bursaspor ceza alanında tuhaf bir çift vuruş yarattı. İşte Oğuz Sarvan'ın hakemleri bunlar!
Selçuk Yula: Biraz cesaret
Ertuğrul Sağlam "Şampiyonluk için mutlaka kazanmamız gereken bir maça geliyoruz" dedi ama dün akşam gördük ki bir puan almak çin uğraşan bir Burasaspor vardı sahada.
İstediğini aldı, tebrik ederim.
Peki Aykut Kocaman için ne demeli?
Ben sevgili Aykut Kocaman'ın yerinde olsam Cristian'a bu kadar fazla müsamaha göstermezdim.
İlk 45 dakika doğru dürüst pozisyon yok.
6 yabancı hakkını Dia ve Stoch'tan yana kullanmak gerek ki pozisyon bulabilesin.
Beraberlik işine yaramıyor çünkü Trabzonspor kazandı.
Önceki günkü yazımda "Cesaretli olan kazanır" demiştim. Ertuğrul Sağlam'da cesaret yoktu kazanamadı. Ama asıl cesaretin Aykut Kocaman'da olması gerekirdi.
Takım, Trabzon zaferinden sonra sahaya Cristian gibi 5 metrekarede sağa, sola, arkaya oynayan değil öne oynayan oyunculardan kurulmalıydı.
Ömer Üründül: Yanlış sistemle başlayınca
Aykut Kocaman'ın takım tertibini öğrendiğim zaman maçın zorluk derecesinin Fenerbahçe açısında artacağını düşündüm. Alex-Niang-Semih üçlüsü bu tip bir maçta bir arada yer aldığında, sistemin arızaya uğramaması mümkün değil. Çünkü Niang'ın yapısı orta dörtlünün solunda oynamaya müsait değil. Üstelik Bursaspor her ne kadar geçen seneki görüntüsünde değilse de, Ali Tandoğan ve Volkan Şen sağ kulvarı etkili kullanan bir ikili.
Fenerbahçe dün maça hırslı, tempolu ve presli başladı. Ancak Bursaspor'un alışılmış dışı taktik anlayışı, Fenerbahçe'ye en ters gelen düzendi. Yeşil- beyazlılar ilk dakikadan itibaren takım halinde topun arkasına geçip alan daralttı. Kazandıkları topları da dengeli ve kontrollü kullandı. Bu tabloda Fenerbahçe ilk yarıda tahmin ettiğim gibi çok koşmasına rağmen hücum girişimlerinde etkili olamadı.
İkinci yarıda Fenerbahçe beklenenin aksine tempoyu daha da yükseltti. Kadro yapısı yüzünden sistemin arızaya uğraması üretkenliği engelliyordu. Sonra Aykut Kocaman iki hamle birden yaptı. Caner ve Dia'nın girmesiyle alışılmış düzene geçildi. Son dakikalara kadar yoğun baskı devam etse de sonuç değişmedi
Gürcan Bilgiç: Nasıl büyük takım olunur?
Fenerbahçe, Kadıköy'de kaybetmemeyi düşünen ikinci takımla oynadı.
Birincisi Galatasaray'dı. 10 kişi ile sahalarında kalıp, rakibe odaklanmışlardı.
İkincisi, bir sezon öncenin şampiyonu; Bursa oldu. Küme düşmekten kurtulmaya çalışan Konya bile atak fikri ile gelmişken Saraçoğlu'na, Ertuğrul Hoca, apoletli oyuncularını nöbetçi yapmıştı sahada. Hepsi adam adama oynuyor, mücadeleden vazgeçmiyor, delikleri örüyor, yere yatan orada kalıyor, tempoyu düşürüyordu.
Düşünceyi küçümsemiyorum.
Sadece şampiyon olmuş oyuncularını çaresiz hissettiren mantığa katılmıyorum.
Yoksa taktik, taktiktir.
Hakkı Yalçın: Panik-atak
Dün gece geçen yıldan kalan yenilginin stresinden duvar ören Fenerbahçe, seri galibiyetlerini noktaladı.
Ligin ikinci yarısında maçları kopartan yıldızlar, dün gece yoksul gölgeleri oynayınca, sarı lacivertliler liderliğin 2 puan gerisine düştü.
Misafir mühimdi, üstelik geçen sezon giden şampiyonluğun sebeplerinden biriydi.
Tribünlere baktım, gece sineması.
Filmin adı "Hesap vakti!" Yankılanan sesler sadece bir titreşim değil, inancın da resmi. "Program zengin" dedim. "Gecenin içinden renkli resimler çıkacak."
* * *
Fenerbahçe'nin klasik başlangıcı yok.
Baskının yerinde stres var. Ben yine iyimser gözle baktım, bunu geçen yılki sonuca karşı tedbirli olmak saydım.
İlk çeyrekte Bursa'nın iki pozisyonu var.
Bunu da geçen sezondan kalan galibiyetin "naftalin kokusu" saydım. "Yine tedarikli gelmişler" notunu da düşerek.
* * *
Fenerbahçe'nin iki santrforlu sistemine baktım, ikisi de rakibi şaşırtmaca tuzağına çekmek isterken, aslında kendilerine tuzak kurdular. Semih ve Niang maç boyu sinek avladı.
Oksijen deposu orta alan hırıltılı.
Baroni sıfırın altında. Mehmet Topuz ve Özer yokları oynuyor.
Özer bu takımın en zayıf halkası zaten.
Bu takımda yeri yok ama Aykut Kocaman'ın prensi olmak böyle bir şey.
İlk yarı boyunca Fenerbahçe'nin öldürücü kanat bindirmelerini aradım, yok.
Teoriden pratiğe geçecek halleri de yok.
Sahayı dikine kullanma arzusundaki Bursaspor'un Santos'un kanadından yaptığı bindirmeleri,"bir gerilim filminin fragmanları gibi" yorumladım. Ali Tandoğan, Santos'un arazisine kamp kurdu, bina dikti, hatta bayrak dikti.
* * *
Dün gece sahada hakemliğin bakımsız hallerinin tümü vardı. Kuddusi Müftüoğlu'nun Bursasporlu futbolculara gösterdiği kartlarla, Fenerbahçeli futbolculara göstermediği kartlar arasında adalet yoktu.
İlk yarının son dakikasında Semih'e rakip ceza alanında yapılan bir hareket var.
Bence penaltı. Semih'in ikinci yarının başında rakip cezaalanında Vederson'a yaptığı harekete faul çalıyorsan, penaltıyı da çalacaksın.
* * *
İkinci yarıda, stresine kilitlenmekle, liderliğe kilitlenmek arasındaki farkı anlayacak bir Fenerbahçe bekledim.
Oyunu rakip alana yığma isteği de öne çıktı.
Dozun arttığı dakikalarda Bursa'da çelik kapı gibi duran İbrahim Öztürk öne çıktı. Muhteşem oynadı. Bir futbolcu bir takımın karşısında nedir, onu hepimize gösterdi. Son dakikalardaki baskı, Bursa kalesi önü kıyamet gecesi gibiydi ama Fenerbahçeli futbolcular rakip kale önünde panik ataktı.
* * *
Her zaman söylüyorum, bu takımı şampiyon yapsa bile, Aykut Kocaman, bu takıma küçük kalıyor.
Dünkü eğitmenliği de yetersizdi, hamleleri de.
* * *
Sonuç olarak. Kimse sonuna kadar kazanamaz. Üstelik kendilerini geçen yıldan kalan hesabı ödeştirmekle yükümlü sayanlar, stresle donatılmışsa.
Seri galibiyet üstadına, beraberlik kalıyor.
* * *
Bursaspor'a gelince... Onlar ruhani bir mücadele verdiler. Saracoğlu'nda göklerin hakimi sayılan Lugano'nun rakip kale önünde tek kafa topu alamadan maçı bitirmesi, gecenin en belirgin gerçeğidir.
Yüksel Aytuğ: Yine Timsah ısırığı
Yenerbahçe maça öyle bir hızlı ve hırslı başladı ki sanırsınız zirveye tutunmak için galibiyetten başka şansı olmayan taraf Bursaspor değil, Fenerbahçe'ydi. Belli ki Aykut Kocaman maçı baştan koparıp, ikinci yarı dalga dalga gelmesi beklenen Bursaspor'un moral ve fizik direncini çökertmeyi hedefliyordu.