Dişimizi çok büyüttü
Yıl 1985... Florya Şenlikköy Stadı. İlk muhabirlik yıllarım. Galatasaray daha çim sahaya kavuşmamış, Florya'ya çim ekilmiş, Cimbom, Şenlikköy'ün toprak zemininde çalışıyor. Takımın başında Derwall... Şenlikköy sahasında Derwall'in antrenmanı başlatmasını bekliyoruz ama (yıllar sonra yazdığı kitapta "Sahanın halini görünce hemen ülkeme geri dönmek istedim" diye anlatacak o günleri) bir türlü başlatmıyor. Antrenmanı başlatmak yerine, futbolcularıyla birlikte sahadaki ceviz büyüklüğündeki taşları toplamaya başladı dünya devi Derwall. Şaşkınlıktan küçük dilimizi yutacaktık... Sanırım o gün, kalmaya karar verdiğinin en önemli göstergesiydi bu. Taşları görünce pes edecek ya da "Devam" diyecekti... "Devam" dedi... İyi ki öyle demiş, iyi ki gitmemiş, iyi ki kalmış... Nereden nereye getirdi Türk futbolunu. İşte bir başka anı. Galiba ilk yılıydı. Galatasaray, Bayern Uerdingen ile eşleşmişti. Antrenman sonrası "Bizde bir söz vardır, tam dişimize göre deriz, Uerdingen için bunu söyleyebilir miyiz?" diye sordum... Güldü ve şöyle dedi: 'Onun için dişimizin çok büyük olması gerek!' Şimdi esamesi okunmayan Uerdingen bile bizim dişimiz için büyük bir parçaydı. Derwall o günlerde geldi Türkiye'ye... Sonra dişimizi, özellikle de Galatasaray'ın dişini öyle büyüttü ki Milan, Barça, Juve, Real vs. vız geldi... Türk futbolu bugün bulunduğu yere, karanlık tünelin ucundaki ışığı görmemizi sağlayan Derwall'in attığı dev adımlarla ulaştı. Nur içinde yatsın.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

