Takım olmak!
İlk 15 dakikada sahada ne yaptığını bilen bir tek Beşiktaşlı yoktu. Önde top tutamayan, orta sahada rakibi bozamayan Beşiktaş savunma arkasına atılan iki topta, iki gol yedi. Bu manzarada Beşiktaş'ın oyunu açısından şaşılacak bir şey yoktu… Manzarada şaşırtıcı olan tek şey normalde dört pozisyonda bir gol atma becerisi olan Güven'in ikide iki yapmasıydı. Aynı oyuncular, aynı rakibe karşı 2-0'dan sonra başkalaştılar. Önde bastılar, bloklar arası mesafeyi kısalttılar, ikili mücadelelerde ayakta kalırken rakiplere kademeli olarak müdahale ettiler. Ve bilin bakalım ne oldu; oyun değişti! Aynı oyuncular, aynı rakibe karşı, aynı maçta bu kadar farklı bir görüntü veriyorsa o takım sahaya bir sisteme dayalı çıkmamış demektir. Dahası sistemin adı şu dur; saldım çayıra, Mevlam kayıra…
Olaitan, Agbadou ve Oh yani üç yeni transfer aynı anda sahadaydı. Takımın kötü olduğu bölümde, OH'a top gelmedi, Agbadou hatalar yaptı, Olaitan da çok top ezdi. Şimdi dikkat buyurun, takımın geri kalanı toparlanıp kendine gelince Agbadoğu cesaretle öne çıktı, harika oynadı, asist yaptı Olaitan daha bir özgüvenle top kullandı, Koreli OH da canla, başla çalışıp muhteşem bir gol attı… Yani bütün hikaye, bir felsefeyle hareket edip takım halinde mücadele etmektir. Yedi yeni oyuncu geldi ve bir takım ara transferde ancak bu kadar takviye yapar.İyi takviyelere rağmen, Kartal, kendi sahasında 2-0 öne geçip berabere kalsaydı taraftar isyan ederdi… Şimdi durum tam tersi… Alanyaspor karşısında iki farklı yenilgiden beraberliğe dönüldü… Üzülmek mi, sevinmek mi gerekir bilemedim!..
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

